|

Evliliğin İptali Davası Nedir?

Evliliğin iptali davası nedir sorusunu aile hukuku, nafaka, velayet ve dava süreci başlıklarıyla anlatan resmi hukuk görseli.

Evliliğin İptali Davası Nedir?

Bu yazı 2026 yılı Haziran ayında kaleme alınmıştır. Dolayısıyla bu tarihten sonra yapılan mevzuat değişiklikleri veya Yüksek Mahkeme kararlarının farklı yorumlarla vermiş olduğu hükümler sizin durumunuzda değişiklik meydana getirebileceği için güncel bilgi için Evliliğin iptali davasında uzman bir avukata danışmanızı tavsiye ederek söze başlamak isteriz.

Bu hatırlatmadan sonra kısaca; Evliliğin iptali davası, kanunda öngörülen belirli hukuki sakatlıklar (engeller) nedeniyle, yapılmış bir evliliğin geçmişe etkili olarak (başından itibaren geçersiz sayılacak şekilde) ortadan kaldırılması amacıyla açılan bir dava türüdür. Yani, bu dava sonucunda mahkeme, evliliğin baştan itibaren hiç kurulmamış sayılmasına karar verir.

Uygulamada evliliğin iptali davası evlenmenin iptali davası olarak da adlandırılabilmektedir. İki dava da aynıdır.

Evliliğin İptali Davası Hangi Durumlarda Açılır?

Türk hukukunda uygulamada “evliliğin iptali” olarak ifade edilen dava, teknik anlamda evlenmenin butlanı davasıdır. Bu dava, şeklen kurulmuş görünen bir evliliğin, kanunda öngörülen ağır veya iradeyi sakatlayan sebepler nedeniyle mahkeme kararıyla sona erdirilmesini amaçlar.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, evlendirme memuru önünde usulüne uygun şekilde yapılmış bir evlenme töreni ve tarafların karşılıklı evlenme iradeleri yoksa artık iptal edilecek bir evlilikten değil, evliliğin yokluğundan söz edilir. Buna karşılık evlilik resmen kurulmuş, fakat kuruluş anında kanunda belirtilen sakatlıklardan biri mevcutsa evlenmenin mutlak veya nisbî butlanı gündeme gelir.

Evliliğin iptali sebepleri esas itibarıyla iki grupta incelenir: mutlak butlan ve nisbî butlan. Mutlak butlan, kamu düzenini ilgilendiren ve evliliğin kuruluşunda mevcut olan ağır sakatlık hâlleridir.

Türk Medeni Kanunu m. 145’e göre evlenme sırasında eşlerden birinin zaten evli olması, eşlerden birinin sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması, eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunması veya eşler arasında evlenmeye engel derecede hısımlık bulunması hâlinde evlilik mutlak butlanla batıldır. Bu sebeplerin ortak yönü, yalnızca tarafların özel menfaatini değil, aile düzenini ve kamu düzenini de ilgilendirmeleridir.

Evlenmeye engel hısımlık bakımından TMK m. 129 önem taşır. Üstsoy ile altsoy, kardeşler, amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenler; kayın hısımlığı meydana getirmiş olan evlilik sona erse bile eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu; evlat edinen ile evlatlığın ya da bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında evlenme yasaktır. Bu yasaklara rağmen yapılan evlenme mutlak butlan yaptırımına tabidir.

Yargıtay uygulamasında da evlenmeye engel hısımlığın nüfus kayıtları üzerinden değerlendirildiği, ancak kayıt gerçeği yansıtmıyorsa nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin meselenin bekletici mesele yapılabileceği kabul edilmektedir.

Nisbî butlan ise esasen evlenme iradesindeki sakatlıklara ilişkindir. Evlenme sırasında geçici bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olan eş, bu sebeple iptal davası açabilir.

Yanılma hâlinde de dava mümkündür: Kişi evlenmeyi hiç istemediği veya evlendiği kişiyle evlenmeyi düşünmediği hâlde yanılarak evlenmeye razı olmuşsa ya da eşinde bulunmaması ortak hayatı kendisi için çekilmez kılacak derecede önemli bir nitelikte yanılmışsa evlenmenin iptalini isteyebilir.

Aldatma hâlinde, eşinin namus ve onuru hakkında doğrudan doğruya eşi tarafından veya onun bilgisiyle aldatılarak evlenmeye razı olan ya da davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalık kendisinden gizlenen eş iptal davası açabilir. Korkutma hâlinde ise kişinin veya yakınlarından birinin hayatı, sağlığı, namus veya onuruna yönelik pek yakın ve ağır tehlike ile evlenmeye razı edilmesi gerekir.

Yargıtay’ın bu konuda önem verdiği ayrımlardan biri, evlilik öncesi sebeplerin hangi dava türüne konu edileceğidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 08.06.2021 tarihli, 2021/3628 E., 2021/4749 K. sayılı kararında, evlilik öncesi bazı olguların boşanma davasında kusur olarak değerlendirilemeyeceği; ancak koşulları varsa evliliğin nisbî butlanla iptali davasına konu edilebileceği vurgulanmıştır.

Bu yaklaşım, iptal davasının evliliğin kuruluş anındaki sakatlıklara; boşanma davasının ise geçerli şekilde kurulan evlilikte sonradan ortaya çıkan sebeplere dayandığını göstermesi bakımından önemlidir.

Evlilik İptali İçin Süre Sınırı Var mıdır?

Evliliğin iptali davasında süre meselesi, dayanılan butlan sebebinin mutlak butlan mı yoksa nisbî butlan mı olduğuna göre değişir. Mutlak butlan hâllerinde, evliliğin kuruluşundaki sakatlık kamu düzenini ilgilendirdiğinden, nisbî butlanda olduğu gibi altı aylık veya beş yıllık hak düşürücü süre öngörülmemiştir.

Türk Medeni Kanunu m. 146’ya göre mutlak butlan davası Cumhuriyet savcısı tarafından re’sen açılır; ayrıca ilgisi olan herkes de bu davayı açabilir. Bu sebeple eşlerden birinin önceki evliliğinin devam etmesi, evlenmeye engel derecede hısımlık, sürekli ayırt etme gücü yokluğu veya evlenmeye engel akıl hastalığı gibi sebeplerde dava açma yetkisi daha geniştir ve bu hâller kamu düzeni ile doğrudan bağlantılıdır.

Buna karşılık nisbî butlan sebeplerinde kanun açık bir süre sınırı getirmiştir. TMK m. 152’ye göre iptal davası açma hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten itibaren altı ay ve her hâlde evlenmenin üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Bu süre zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir. Dolayısıyla taraflar ileri sürmese bile mahkemece re’sen dikkate alınmalıdır.

Örneğin eşin önemli bir niteliğinde yanılma, aldatma veya korkutma sebebiyle açılacak davada, davacı eş hem altı aylık nispi süreye hem de evlenmeden itibaren beş yıllık mutlak süreye uymak zorundadır.

Yasal temsilcinin izni alınmadan yapılan evlenmelerde ise özel bir düzenleme mevcuttur. TMK m. 153’e göre yasal temsilcinin izni olmadan evlenen küçük veya kısıtlının yasal temsilcisi evlenmenin iptalini isteyebilir. Ancak küçük sonradan on sekiz yaşını doldurmuşsa, kısıtlılık sona ermişse veya kadın gebe kalmışsa evlenmenin iptaline karar verilemez.

Kanun koyucu bu düzenleme ile hem aile düzenini hem de sonradan ortaya çıkan sosyal ve kişisel durumları korumayı amaçlamıştır.

Boşanma Davası Yerine Evliliğin İptali Davası Açabilir miyim?

Boşanma davası yerine evliliğin iptali davası açmak ancak kanunda öngörülen iptal sebeplerinden biri mevcutsa mümkündür. Bu noktada iki dava türünün hukuki mahiyetini kesin biçimde ayırmak gerekir.

Boşanma davası, geçerli şekilde kurulmuş bir evliliğin sonradan ortaya çıkan sebeplerle sona erdirilmesini sağlar. Evliliğin iptali davası ise evliliğin kuruluş anında mevcut olan sakatlığa dayanır.

Bu nedenle evlilik birliği içinde yaşanan şiddet, sadakatsizlik, terk, hakaret, ekonomik şiddet, aile müdahalesi, evlilik yükümlülüklerinin ihlali gibi olaylar kural olarak boşanma davasının konusudur; evlenme anında mevcut olan ayırt etme gücü yokluğu, evlenmeye engel hısımlık, önceki evliliğin devam etmesi, evlenmeye engel akıl hastalığı, yanılma, aldatma veya korkutma ise iptal davasının konusudur.

Bu nedenle taraf, sırf boşanma davasının sonuçlarından kaçınmak, daha hızlı sonuç almak veya evliliği hiç kurulmamış gibi göstermek amacıyla iptal davası açamaz. Mahkeme, davanın ismine değil, vakıalara ve hukuki sebebe bakar. Eğer ileri sürülen olaylar TMK’da sınırlı şekilde sayılan butlan sebeplerinden birine girmiyorsa evliliğin iptali talebi reddedilebilir.

Buna karşılık evlilik anında mevcut ve kanunen iptal sebebi kabul edilen bir hâl varsa, tarafın boşanma yerine evliliğin iptali davası açmasında hukuki yarar bulunabilir.

Burada önemli bir başka nokta da batıl evliliğin mahkeme kararı verilinceye kadar geçerli evliliğin sonuçlarını doğurmasıdır. TMK m. 156’ya göre batıl olan evlilik ancak hâkimin kararıyla sona erer ve mutlak butlan hâlinde bile evlenme, hâkim kararına kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurur.

Bu sebeple iptal davası, her durumda geçmişe etkili biçimde “hiç evlenilmemiş” sonucu doğurmaz. Eşlerin kişisel durumu, çocukların statüsü, nafaka, tazminat ve mal rejimi gibi sonuçlar kanunun özel hükümleri çerçevesinde değerlendirilir.

Evliliğin İptali Davasında Nafaka ve Tazminat Talep Edilebilir mi?

Evliliğin iptali davasında nafaka ve tazminat talep edilebilir. Bu husus Türk Medeni Kanunu m. 158’de açıkça düzenlenmiştir. Hükme göre evlenmenin butlanına karar verilirse, evlenirken iyi niyetli olan eş bu evlenme ile kazanmış olduğu kişisel durumunu korur. Ayrıca eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi, tazminat, nafaka ve soyadı hakkında boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.

Bu nedenle evliliğin iptali davası yalnızca evlilik bağının ortadan kaldırılmasına ilişkin bir dava değildir; koşulları varsa fer’i nitelikte nafaka, tazminat, mal rejimi ve soyadı sonuçlarını da doğurabilir.

Bu kapsamda yargılama süresince tedbir nafakası, karar sonrasında koşulları varsa yoksulluk nafakası ve çocuklar bakımından iştirak nafakası talep edilebilir. Yoksulluk nafakası yönünden boşanmadaki temel ölçütler burada da uygulanır. Nafaka isteyen tarafın iptal kararı nedeniyle yoksulluğa düşecek olması ve diğer tarafa göre daha ağır kusurlu olmaması gerekir.

İştirak nafakasında ise tarafların kusurundan ziyade çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve gelişim giderleri ile anne ve babanın ekonomik durumları dikkate alınır.

Maddi ve manevi tazminat bakımından da boşanmaya ilişkin hükümler kıyasen uygulanır. Ancak tazminata hükmedilebilmesi için tazminat isteyen eşin menfaatinin zedelenmesi, kişilik hakkının ihlal edilmesi, karşı tarafın kusurlu davranışı ve uygun illiyet bağı somut olayda ispatlanmalıdır.

Örneğin davacının evlenmeye aldatılarak razı edilmesi, ağır bir hastalığın kasten gizlenmesi veya evlenmeye korkutma yoluyla yönlendirilmesi hâllerinde tazminat koşulları somut olaya göre değerlendirilebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 22.03.2004 tarihli, 2004/2665 E., 2004/3562 K. sayılı kararında, evlenmenin iptali hâlinde TMK m. 158’in yollamasıyla nafaka hükümlerinin uygulanabileceği kabul edilmiştir. Bu karar, evliliğin iptali davasında yoksulluk nafakası talebinin teorik olarak mümkün olduğunu; ancak bunun boşanmadaki koşullar çerçevesinde inceleneceğini göstermektedir.

Evliliğin İptalinde Çocuğun Velayeti Kime Verilir?

Evliliğin iptali, çocukların hukuki statüsünü olumsuz etkilemez. Türk Medeni Kanunu m. 157’ye göre mahkemece butlanına karar verilen bir evlilikten doğan çocuklar, ana ve baba iyi niyetli olmasalar bile evlilik içinde doğmuş sayılırlar. Bu hüküm, çocuğun soybağı, miras, bakım ve aile hukukundan doğan haklarının korunması bakımından son derece önemlidir. Kanun koyucu, evlilikteki sakatlığın çocuk aleyhine sonuç doğurmamasını amaçlamıştır.

Velayet bakımından uygulanacak ölçüt, boşanma davalarında olduğu gibi çocuğun üstün yararıdır. Evlilik iptal edildi diye velayet otomatik olarak anneye veya babaya verilmez.

Mahkeme; çocuğun yaşı, eğitim durumu, sağlık ihtiyaçları, psikolojik gelişimi, kardeş ilişkileri, mevcut yaşam düzeni, anne ve babanın bakım kapasitesi, sosyal ve ekonomik koşulları, çocuğa ayırabilecekleri zaman ve çocuğun güvenliğini birlikte değerlendirir. Gerektiğinde sosyal inceleme raporu alınır ve idrak çağındaki çocuğun görüşü de çocuğun üstün yararına aykırı olmamak kaydıyla dikkate alınır.

Velayet kendisine verilmeyen tarafla çocuk arasında kişisel ilişki kurulması gerekir. Ayrıca çocuğun bakım, eğitim ve diğer zorunlu giderleri için iştirak nafakasına hükmedilebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 13.05.2010 tarihli, 2009/6395 E., 2010/9708 K. sayılı kararında da evliliğin butlanına karar verilse dahi çocuk hakkında velayet ve kişisel ilişki yönünden düzenleme yapılmasının zorunlu olduğu kabul edilmiştir. Bu yaklaşım, iptal kararının çocuk yönünden boşanma benzeri sonuçlar doğurduğunu, fakat çocuğun soybağı ve statüsünün korunacağını ortaya koymaktadır.

Evliliğin İptali Davasını Kimler Açabilir?

Evliliğin iptali davasını açabilecek kişiler, dayanılan iptal sebebinin mutlak butlan mı yoksa nisbî butlan mı olduğuna göre belirlenir. Mutlak butlanda kamu düzeni ağır bastığından dava açma yetkisi daha geniştir.

TMK m. 146’ya göre mutlak butlan davası Cumhuriyet savcısı tarafından re’sen açılır. Ayrıca ilgisi olan herkes de mutlak butlan davası açabilir. “İlgili” kavramı, somut olayda evliliğin geçerli sayılmasından hukuken etkilenen kişileri kapsar. Önceki eş, mirasçılar, çocuklar veya nüfus kayıtlarındaki hukuki durumdan doğrudan etkilenen kişiler bu kapsamda değerlendirilebilir.

Bununla birlikte TMK m. 147 bazı sınırlamalar getirmiştir. Sona ermiş bir evliliğin mutlak butlanı Cumhuriyet savcısı tarafından re’sen dava edilemez; fakat her ilgili mutlak butlanın karar altına alınmasını isteyebilir. Ayırt etme gücünün sonradan kazanılması veya akıl hastalığının iyileşmesi hâllerinde ise mutlak butlan davasını yalnız ayırt etme gücünü sonradan kazanan veya akıl hastalığı iyileşen eş açabilir.

Ayrıca evliyken yeniden evlenen kişinin önceki evliliği, butlan kararı verilmeden önce sona ermişse ve ikinci evlenmede diğer eş iyi niyetli ise ikinci evliliğin butlanına karar verilemez.

Nisbî butlan sebeplerinde dava hakkı kural olarak iradesi sakatlanan eşe aittir. Geçici ayırt etme gücü yokluğu, yanılma, aldatma veya korkutma hâllerinde davayı bu sebepten etkilenen eş açar. Çünkü burada korunan menfaat esas olarak evlenme iradesi sakatlanan kişinin özel menfaatidir.

Yasal temsilcinin izni alınmadan yapılan evlenmelerde ise izni alınmayan yasal temsilci iptal davası açabilir. Ancak kanunda öngörülen sonradan ergin olma, kısıtlılığın kalkması veya kadının gebe kalması gibi hâller mevcutsa iptal kararı verilemez.

Mirasçılar bakımından TMK m. 159 ayrıca önemlidir. Evlenmenin butlanını dava etme hakkı mirasçılara geçmez; fakat mirasçılar açılmış olan davayı sürdürebilirler. Dava sonucunda evlenme sırasında iyi niyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş yasal mirasçı olamaz ve ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları da kaybeder.

Anayasa Mahkemesi’nin 2021/53104 başvuru numaralı kararında da mutlak butlan davasında sağ kalan eşin iyi niyeti ve mirasçılık sonuçları bakımından taraflara delil sunma imkânı tanınmasının adil yargılanma hakkı yönünden önem taşıdığı değerlendirilmiştir.

Nikâh Başvurusu veya Düğün İptal Olursa Takılar Ne Olur?

Nikâh başvurusu veya düğünün iptal olması hâlinde takıların akıbeti, öncelikle resmî nikâhın yapılıp yapılmadığına göre belirlenir. Çünkü yalnızca nikâh başvurusu yapılmış olması veya düğün hazırlıklarına başlanması, taraflar arasında geçerli bir evlilik meydana getirmez. Resmî nikâh hiç yapılmamışsa evliliğin iptali davası değil, çoğunlukla nişanlılığın sona ermesine ilişkin hükümler gündeme gelir.

TMK m. 122’ye göre nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana-babanın ya da onlar gibi davranan kişilerin diğer nişanlıya verdikleri alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir. Aynen veya mislen iade mümkün değilse sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.

Bu kapsamda altın, ziynet seti, bilezik, yüksek değerli saat, telefon, beyaz eşya, mobilya gibi olağan sınırı aşan hediyeler somut olayın özelliklerine göre iade konusu yapılabilir. Buna karşılık tüketilmiş, kullanılmış veya sosyal teamül gereği verilmiş küçük ve olağan hediyelerin geri istenmesi her zaman mümkün olmayabilir. TMK m. 123 uyarınca nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona erme tarihinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Düğün yapılmış fakat resmî nikâh yapılmamışsa, yine geçerli bir evlilik bulunmadığından uyuşmazlık çoğunlukla nişan hediyeleri, bağışlama, sebepsiz zenginleşme ve zilyetlik/istihkak esasları çerçevesinde değerlendirilir. Bu durumda takının kime verildiği, hangi amaçla verildiği, takının niteliği, taraflar arasında nişanlılık ilişkisinin bulunup bulunmadığı, yöresel adet ve bağışlama iradesi önem kazanır.

Buna karşılık resmî nikâh yapılmış ve düğünde takılar takılmışsa mesele artık nişan hediyesi değil, evlilik münasebetiyle verilen ziynetlerin aidiyeti meselesidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 04.04.2024 tarihli, 2023/5704 E., 2024/2402 K. sayılı kararı bu konuda güncel ve önemli bir içtihattır. Bu kararda Daire, önceki uygulamadaki “aksine anlaşma veya örf-adet yoksa düğünde takılan her şey kadına aittir” şeklindeki yaklaşımı terk ederek daha ayrıntılı bir ilke ortaya koymuştur.

Buna göre öncelikle taraflar arasında anlaşma olup olmadığına bakılır. Anlaşma yoksa ispatlanan yerel örf ve adet uygulanır. Bunlar da yoksa erkeğe ve kadına takılan veya verilen ekonomik değerler kural olarak takılan ya da verilen kişiye ait kabul edilir. Ancak karşı cinse özgü ziynetler, o cinse verilmiş sayılır. Takı sandığına veya torbasına konulan takılar ise niteliğine göre kadına, erkeğe veya ortak olarak değerlendirilebilir.

Sonuç olarak nikâh başvurusu veya düğün iptal olduğunda takıların kime ait olacağı tek bir kuralla belirlenemez. Resmî nikâhın yapılıp yapılmadığı, takıların nişanda mı düğünde mi verildiği, hediyenin alışılmış olup olmadığı, veren kişinin kim olduğu, taraflar arasında özel bir anlaşma bulunup bulunmadığı, yerel örf ve adetin ispatlanıp ispatlanmadığı ve takının niteliği birlikte değerlendirilmelidir.

Bu nedenle her somut olayda takıların iadesi, ziynet alacağı, sebepsiz zenginleşme veya nişan hediyelerinin iadesi hükümleri ayrı ayrı tartışılmalıdır.

Evlenmenin İptali Davası Açmanın Masrafı Nedir?

Evlenmenin iptali için açılacak dava bir hukuk davası olduğu için, genel olarak aşağıdaki masraflar öngörülür (2026 yılı itibarıyla yaklaşık olarak):

  • Başvuru harcı: 2026 yılı Haziran ayı itibariyle 732 Türk Lirasıdır. (Bu rakam her yıl yasal olarak değişmektedir.)
  • Peşin harç: Dava değerine göre değişir, evliliğin iptali davasında maktu olarak alınmaktadır. Ayrıntı için dava açılacak yılın güncel harç tarifesi ve oranları takip edilmelidir.
  • 2026 yılı Haziran Ayı itibariyle Evliliğin İptali Dava Açılış Masrafı Tebligat, dosya, bilirkişi ve sair gider avansı ile toplam mahkeme masrafları: 5000 Türk Lirasıdır. Bu rakam yalnızca dava açılış masrafı olup, bu tarih itibariyle asgari olup, gider avansının artış göstermesi sebebiyle artış gösterebilmektedir.
  • Vekalet ücreti: Avukat ile çalışmanız halinde dava masrafı haricinde ayrıca vekalet ücreti ödemeniz gerekmektedir.

Not: Masraflar açılan mahkemeye, şehir farkına ve davanın gelişimine göre farklılık gösterebilir. En güncel ve doğru bilgi için bulunduğunuz yerdeki adliyeye ya da o bölgede faaliyet gösteren bir avukata danışmanızı tavsiye ediyoruz.

evliliğin iptali davası mahkeme masrafı uyap tablosu
evliliğin iptali davası harç masrafı

Evlenmenin İptali Davasına İlişkin Ek Bilgi ve Diğer Tavsiyeler

  • Evlenmenin iptali özel hukuki sonuçlar doğurabilir; bu nedenle başvuru yolunu iyi değerlendirmek ve kanıtlarla desteklemek gerekir.
  • Bazı hallerde (ör: akıl hastalığı, vesayet vs.) resmi rapor ve ek belgeler de gerekebilir.
  • Davayı açmadan önce sürelere ve hak düşürücü zamanaşımı sürelerine dikkat edilmelidir.
  • Mahkemeden çıkan “iptal” kararıyla birlikte evliliğin baştan itibaren geçersiz sayılması söz konusudur.

Genel Bilgilendirme

Yazımızda geçen tüm bu bilgiler genel niteliktedir; somut olayınızın özelliklerine göre koşullar ve sonuç değişiklik gösterebilir. Nihai hak kaybına uğramamak için Medeni Hukuk alanında ve özellikle Boşanma Hukukunda uzman bir avukata danışmanızda fayda vardır.

Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayın özelliklerine göre hukukî değerlendirme değişebilir.

Somut olayın özelliklerine göre hukukî değerlendirme yapılması gerektiğinden, konuya ilişkin ayrıntılı bilgi almak için iletişim sayfası üzerinden başvuru yapılabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Evliliğin iptali davası nedir?

Evliliğin iptali davası, kanunda öngörülen belirli hukuki sakatlıklar nedeniyle yapılmış bir evliliğin mahkeme kararıyla ortadan kaldırılması amacıyla açılan dava türüdür. Uygulamada evlenmenin iptali davası olarak da adlandırılabilmektedir.

Evliliğin iptali davası hangi sebeplerle açılır?

Evliliğin iptali sebepleri mutlak butlan ve nisbî butlan olarak iki grupta incelenir. Önceki evliliğin devam etmesi, evlenmeye engel hısımlık, sürekli ayırt etme gücü yokluğu, evlenmeye engel akıl hastalığı, yanılma, aldatma veya korkutma gibi sebepler dava konusu olabilir.

Evlilik iptali için süre sınırı var mıdır?

Süre, dayanılan sebebin mutlak butlan mı yoksa nisbî butlan mı olduğuna göre değişir. Nisbî butlan sebeplerinde iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten itibaren altı ay ve her hâlde evlenmenin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.

Boşanma yerine evliliğin iptali davası açılabilir mi?

Boşanma yerine evliliğin iptali davası açılması, ancak kanunda öngörülen iptal sebeplerinden birinin mevcut olması hâlinde mümkündür. Evlilik birliği içinde sonradan ortaya çıkan olaylar kural olarak boşanma davasının konusudur.

Evliliğin iptali davasında nafaka ve tazminat istenebilir mi?

Evliliğin iptali davasında koşulları varsa nafaka ve tazminat talep edilebilir. Türk Medeni Kanunu m. 158 uyarınca mal rejiminin tasfiyesi, tazminat, nafaka ve soyadı hakkında boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.

Nikâh veya düğün iptal olursa takılar ne olur?

Takıların durumu, resmî nikâhın yapılıp yapılmadığına, takıların nişanda mı düğünde mi verildiğine, taraflar arasında anlaşma bulunup bulunmadığına, yerel örf ve adetin ispatına ve takının niteliğine göre değerlendirilir.

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir