
TMK 162 Pek Kötü Davranış Sebebiyle Boşanma Davası
Pek kötü davranış sebebiyle boşanma davası, eşin beden bütünlüğüne veya bedensel ya da ruhsal sağlığına yönelik ağır ve kasıtlı davranışlar nedeniyle TMK m. 162 kapsamında açılır. Kanunun aradığı ağırlıktaki eylem ispatlandığında, ortak hayatın ayrıca çekilmez hâle geldiğinin kanıtlanması gerekmez. Dava hakkı, sebebin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde sebebin doğumundan itibaren beş yıl içinde kullanılmalıdır. Affedilen eylem bu özel boşanma talebine dayanak yapılamaz.
Bu nitelikteki uyuşmazlıklarda değerlendirmeyi yalnızca şiddetin varlığıyla sınırlamıyoruz. Eylemin ağırlığını, tekrarını, sağlık üzerindeki etkisini, delillerin elde edilme biçimini ve dava tarihini birlikte ele alıyoruz. Çünkü boşanmaya sebep olabilecek bir davranışın TMK m. 162 kapsamında kabulü, kendine özgü şartların gerçekleşmesine bağlıdır.
Pek kötü davranışın hukuki anlamı nedir?
Pek kötü davranış, eşin vücut bütünlüğünü, bedensel veya ruhsal sağlığını ağır biçimde ihlal eden yahut tehlikeye düşüren kasıtlı eylemleri ifade eder. Kanun, evlilik ilişkisindeki her kusuru bu kapsamda düzenlememiştir. Davranışın meydana getirdiği acı, zarar ve tehlikenin ağırlığı ayrıca incelenir.
Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesi, hayata kastı, pek kötü davranışı ve ağır derecede onur kırıcı davranışı aynı maddede düzenler. Bunlar üç ayrı boşanma sebebidir; üçünün birlikte gerçekleşmesi aranmaz. Pek kötü davranışa dayanan davada öldürme kastının ispatı zorunlu değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, pek kötü davranışı açıklarken zulüm ve işkence boyutundaki ağırlığa işaret etmektedir. Buradaki niteleme, mutlaka ceza hukukundaki belirli bir suçtan mahkûmiyet alınmasını gerektirmez. Aile mahkemesi, ileri sürülen olayın medeni hukuk bakımından taşıdığı niteliği değerlendirir.
Pek kötü davranış sebebiyle boşanmanın şartları nelerdir?
Geçerli evlilik ilişkisi içinde, diğer eşe yönelmiş ve kanunun aradığı ağırlığa ulaşmış bir davranış bulunmalıdır. Eylemin kasıtlı olması ve davranışı gerçekleştiren eşin ayırt etme gücünün bulunması gerekir. Ayrıca olay ispatlanmalı, dava hakkı süresinde kullanılmalı ve dayanılan davranış affedilmemiş olmalıdır.
Tek bir şiddet eylemi yeterli olabilir mi?
Eylemin mutlaka tekrarlanması şart değildir. Tek bir saldırı, gerçekleşme biçimi ve sonuçları itibarıyla yeterli ağırlığa ulaşabilir. Tekrar eden fiziksel müdahalelerde ise olayları birbirinden koparmadan, aralarındaki bağlantı ve mağdur üzerindeki toplam etkiyle değerlendiriyoruz. Bununla birlikte, yalnızca “şiddet uygulandı” denilmesi hukuki nitelendirme için yeterli açıklama oluşturmaz.
Darp, kapalı bir yerde zorla tutulma, aç bırakılma veya cinsel davranışa zorlanma gibi eylemler, somut koşullarına göre pek kötü davranış kapsamında incelenebilir. Bu örneklerin her biri için davranışın kapsamı, kastı, süresi, ağırlığı ve delilleri gösterilmelidir. Kalıcı sakatlık bulunması ise her olayda zorunlu bir şart değildir.
Ruhsal sağlığa yönelik davranışlar kapsam dışında mıdır?
Hayır. Değerlendirme yalnızca bedende görülen yaralanmayla sınırlı değildir. Ruhsal sağlığı ağır biçimde bozan veya ciddi tehlikeye düşüren kasıtlı davranışlar da incelenebilir. Ancak her kırıcı söz, ilgisizlik veya iletişim sorunu pek kötü davranış sayılmaz. Ağır hakaretlerin ayrıca onur kırıcı davranış sebebi bakımından değerlendirilmesi gerekebilir. Ruhsal etkiler ileri sürülüyorsa, olaylarla sağlık kayıtları arasındaki ilişkinin açıklanmasını tavsiye ediyoruz.
Pek kötü davranış, hayata kast ve genel boşanma sebebi nasıl ayrılır?
| Sebep | Ayırt edici unsur | Değerlendirme |
|---|---|---|
| Pek kötü davranış — TMK m. 162 | Beden veya ruh sağlığına yönelik ağır, kasıtlı müdahale. | Öldürme kastı şart değildir; özel sebebin ağırlığı ispatlanır. |
| Hayata kast — TMK m. 162 | Eşin yaşamını sona erdirmeye yönelen irade ve davranış. | Yaralanmanın varlığı tek başına öldürme kastını göstermez. |
| Ağır onur kırıcı davranış — TMK m. 162 | Şeref ve saygınlığa ağır saldırı. | Sözün veya hareketin ağırlığı ve gerçekleşme koşulları incelenir. |
| Evlilik birliğinin sarsılması — TMK m. 166/1-2 | Ortak hayatın sürdürülmesini beklenemez kılan temel sarsılma. | TMK m. 162’nin şartlarını karşılamayan olaylar da bu kapsamda önem taşıyabilir. |
Özel sebebe dayanan talebin reddi, her durumda evlilik birliğinin sağlıklı biçimde devam ettiği anlamına gelmez. Ancak yalnızca TMK m. 162’ye dayanılarak açılan davanın kendiliğinden TMK m. 166 davasına dönüşeceği de varsayılamaz. Vakıaların ve talep sonucunun başlangıçta açık kurulmasını öneriyoruz.
Uygun dosyalarda önce pek kötü davranış, bu talebin kabul edilmemesi hâlinde evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanılması değerlendirilebilir. Asıl ve ikincil talep arasında sıra kurulan bu yöntem, terditli dava olarak adlandırılır. HMK m. 111 uyarınca asıl talep kabul edilmişse ikincil talep ayrıca incelenip reddedilmez.
Dava açma süresi ve affetmenin etkisi
TMK m. 162’deki süreler hak düşürücüdür. Altı aylık süre, boşanma sebebinin öğrenilmesiyle; beş yıllık üst süre ise sebebin doğumuyla başlar. Bu iki süre birlikte gözetilir. Altı ayı geçiren eşe, beş yıl dolmadığı gerekçesiyle ek dava süresi tanınmaz.
Ceza soruşturmasının açılması, sağlık raporunun sonradan tamamlanması veya tarafların görüşmeler yürütmesi nedeniyle sürenin kendiliğinden durduğunu varsaymıyoruz. Tekrarlanan eylemlerde her olayın tarihi, öğrenilmesi ve diğer olaylarla ilişkisi ayrı belirlenmelidir. Yeni bir olayın meydana gelmesi, önceki bütün olaylar için sürenin otomatik olarak yenilendiği anlamına gelmez.
Aynı evde kalmak veya şikâyetten vazgeçmek af sayılır mı?
Affeden eş, affettiği davranışa dayanarak TMK m. 162 kapsamında boşanma isteyemez. Af açık bir beyanla ortaya konulabileceği gibi davranışlardan da anlaşılabilir. Bununla birlikte aynı konutta bulunma, çocuklarla ilgili zorunlu görüşme veya ekonomik nedenlerle ayrılamama tek başına her dosyada af sonucunu doğurmaz.
Şikâyetten vazgeçmenin nedeni, kullanılan ifadeler, baskı iddiası ve sonrasındaki ilişki birlikte incelenmelidir. Affedildiği ileri sürülen olay ile daha sonra gerçekleşen yeni davranışların ayrılmasını gerekli görüyoruz. Sürenin geçirilmesiyle affetme de aynı hukuki olgu değildir. Süresi geçen bir olayın genel boşanma sebebi bakımından değerlendirilmesi mümkün olabilse de, affedilen olaya yalnız madde numarası değiştirilerek yeniden dayanılabileceği söylenemez.
Pek kötü davranış nasıl ispatlanır?
Davacı, dayandığı olayları ve bu olayların diğer eş tarafından gerçekleştirildiğini ispatlamalıdır. Dava hazırlığında her vakıayı tarih, yer, davranış, sonuç ve delil bağlantısıyla ele alıyoruz. Sağlık raporu yaralanmayı gösterebilir; failin kimliği ve olayın gerçekleşme biçimi için diğer delillerle birlikte değerlendirme gerekebilir.
- Sağlık kayıtları: Muayene bulguları, tedavi belgeleri ve ruhsal etkilerle ilgili uzman değerlendirmeleri.
- Kolluk ve yargılama kayıtları: Olay tutanakları, başvuru belgeleri ve varsa ceza dosyasındaki maddi tespitler.
- Tanıklar: Olayı doğrudan gören veya olay sonrasındaki durumu bizzat gözlemleyen kişilerin anlatımları.
- Dijital kayıtlar: Hukuka uygun elde edilen, aidiyeti ve bütünlüğü belirlenebilen mesaj, fotoğraf ve görüntüler.
Darp raporunun bulunmaması, davanın mutlaka reddedileceği anlamına gelmez. Buna karşılık tek bir ekran görüntüsü veya duyuma dayanan anlatım da her durumda yeterli değildir. Kamera kayıtları gibi kaybolabilecek deliller bakımından, güvenliği tehlikeye düşürmeden ve usulüne uygun biçimde zamanında talepte bulunulmasını tavsiye ediyoruz.
HMK m. 189/2 uyarınca hukuka aykırı elde edilmiş deliller ispatta dikkate alınamaz. Evlilik, diğer eşin hesabına izinsiz girme veya casus yazılım kullanma yetkisi vermez. Gizli kayıtların değerlendirilmesini de olayın koşulları incelenmeden genel bir izin şeklinde sunmuyoruz.
TMK m. 184 gereğince hâkim, dayanak olguların varlığına vicdanen kanaat getirmelidir; tarafların ikrarı hâkimi bağlamaz ve bu olgular hakkında yemin önerilemez. Bu nedenle karşı tarafın davayı kabul etmesi, tek başına bu özel sebebin ispatının yerini tutmaz.
Yargıtay kararlarında pek kötü davranış nasıl değerlendiriliyor?
Ağırlık şartı ve devamlılık
Yargıtay HGK, 20.06.2019, E. 2017/2420, K. 2019/750, pek kötü davranışın beden veya ruh sağlığını bozucu ya da tehlikeye düşürücü niteliğini ve devamlılığın zorunlu olmadığını açıklamaktadır. Kararın somut uyuşmazlık sonucu ise fiziksel şiddetle birlikte ağır aşağılamaların onur kırıcı davranış oluşturması üzerinedir. Bu kararı, her darp olayının tek başına pek kötü davranış sayıldığı şeklinde yorumlamıyoruz.
Yargıtay 2. HD, 28.01.2020, E. 2019/8705, K. 2020/415, tekrarlanan fiziksel şiddet ve yaralanmayı pek kötü muamele ve onur kırıcı davranış kapsamında değerlendirmiştir. Ancak dosyada genel sebebe dayalı boşanma hükmünün kesinleştiği kabul edilerek özel sebebe dayalı talep konusuz görülmüştür. Kararı doğrudan verilmiş bir TMK m. 162 boşanma hükmü olarak aktarmıyoruz.
Her kusurlu davranış özel sebebin şartlarını karşılamaz
Yargıtay 2. HD, 21.10.2025, E. 2024/7426, K. 2025/9066, ispatlanan davranışların niteliği ve niceliği bakımından TMK m. 162 koşullarının oluşmadığını belirterek bu sebebe dayalı kabul hükmünü bozmuştur. Karar metni bütün olayları ayrıntısıyla açıklamadığından, belirli bir davranışın her zaman yetersiz olduğu sonucunu çıkarmıyoruz.
Buna karşılık 2. HD’nin 17.06.2025 tarihli, E. 2024/10124, K. 2025/5990 sayılı kararı, dosyadaki gerçekleşen kusurların özel sebebin şartlarını karşıladığı gerekçesiyle ret kararını bozmuştur. İki karar birlikte değerlendirildiğinde, nitelendirmenin vakıalar ve ispat durumuna bağlı olduğu görülmektedir.
Özel ve genel sebebe dayanan talepler
2. HD, 04.12.2025, E. 2025/2856, K. 2025/10678, terditli davada TMK m. 162’ye dayalı asıl talep kabul edildiğinde ikincil TMK m. 166 talebi hakkında ayrıca ret hükmü kurulmaması gerektiğini belirtmiş ve kararı düzelterek onamıştır.
2. HD, 11.03.2026, E. 2025/7989, K. 2026/2778 ise özel sebeplerin reddi ve boşanmanın ferileri kanun yoluna taşınmışken, genel sebebe dayalı hükmün kesinleştiği kabul edilerek özel taleplerin konusuz bırakılamayacağını açıklamıştır. Bu nedenle 2020 tarihli kararın konusuz kalmaya ilişkin usuli sonucunu bütün dosyalara uygulanacak güncel bir kural olarak kullanmıyoruz.
Dava hangi mahkemede açılır, dilekçe nasıl hazırlanır?
Görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde, bu davaya aile mahkemesi sıfatıyla bakmak üzere belirlenen asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Görev düzeni 4787 sayılı Kanun kapsamında belirlenir. TMK m. 168 uyarınca yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.
Dilekçede “eşim bana pek kötü davrandı” şeklinde genel bir ifade kullanılması yerine, her olayın somutlaştırılmasını öneriyoruz. Olay tarihleri, öğrenme tarihi, yaralanma veya sağlık üzerindeki etkiler ve her vakıaya ilişkin delil ayrı gösterilmelidir. TMK m. 166’ya terditli dayanılacaksa talep sırası açıkça yazılmalıdır.
Boşanma, geçici önlemler, nafaka, tazminat ve çocukların durumuna ilişkin talepleri kendi şartları içinde düzenliyoruz. Kısa dilekçe örnekleri, HMK m. 119’daki zorunlu unsurların ve dosyaya özgü taleplerin yerine geçmez. Tazminat miktarları, nafaka ihtiyacı ve velayet düzenlemesi somutlaştırılmadan hazır metnin kullanılması hak kaybına yol açabilir.

dilekçe örneği. Büyütmek için görsele tıklayabilirsiniz.
Dilekçenin olaylara, delillere ve taleplere göre ayrıca
düzenlenmesini tavsiye ediyoruz.
Yargılama; dilekçeler, ön inceleme, delillerin toplanması ve değerlendirilmesi ile hüküm aşamalarını içerir. Cevap, karşı dava ve delil bildirimine ilişkin süreler, tebligat ve dosyanın aşaması esas alınarak ayrıca takip edilir. Genel usul açıklamalarımız boşanma davasının yürütülmesi başlıklı sayfada bulunmaktadır. Sonuçlanma süresi için kesin ay veya duruşma sayısı vermiyoruz.
6284 tedbirleri, geçici önlemler ve arabuluculuk
Şiddet tehlikesi devam ediyorsa koruma başvurusu boşanma davasının açılmasını beklemek zorunda değildir. Acil durumda 112’ye veya kolluğa başvurulabilir. Bakanlığın şiddete maruz kalındığında başvuru bilgileri sayfasında ŞÖNİM ve ALO 183 dâhil destek kanalları yer almaktadır.
6284 sayılı Kanun uyarınca uzaklaştırma, yaklaşmama ve iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme gibi önleyici tedbirler ile barınma ve geçici koruma gibi koruyucu tedbirler gündeme gelebilir. Başvurunun konusu, hâkim, mülki amir ve gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kolluğun yetkileri gözetilerek belirlenir.
Koruyucu tedbir için şiddetin uygulandığına ilişkin delil veya belge aranmaz; önleyici tedbir kararı geciktirilmeksizin verilir. Bu düzen, boşanma davasındaki ispat kurallarını ortadan kaldırmaz. Tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilebilir; riskin durumuna göre devamına veya değiştirilmesine karar verilebilir. Kanun kapsamındaki kararlara tefhim veya tebliğden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilir.
Boşanma davası açıldıktan sonra TMK m. 169 kapsamında barınma, geçim, malların yönetimi ve çocukların bakımına ilişkin gerekli geçici önlemleri hâkim resen alır. Konutun geçici kullanımının bir eşe bırakılması, mülkiyetin o eşe geçtiği anlamına gelmez.
6325 sayılı Kanun m. 1/2, aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıkları arabuluculuğa elverişli kabul etmez. Pek kötü davranışa dayalı boşanma için önce arabulucuya başvurulması şart değildir; boşanma kararı mahkeme tarafından verilir.
Tazminat, nafaka, velayet ve mal paylaşımına etkisi
Maddi ve manevi tazminat
TMK m. 174/1 kapsamında, boşanma nedeniyle mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu eş maddi tazminat isteyebilir. Kişilik hakkına saldırı oluşturan eylemler ise manevi tazminat bakımından değerlendirilir. Pek kötü davranışın kabulüyle birlikte herkes için aynı tutarda tazminat doğmaz; talep, kusur, olayın etkisi ve tarafların ekonomik koşulları ayrıca incelenir.
Boşanmanın özel sebebe dayanması ile mali taleplerdeki kusur değerlendirmesini birbirinden ayırıyoruz. Kararlarda yer alan tazminat tutarlarının başka dosyalar için tarife gibi kullanılmasını uygun görmüyoruz.
Nafaka ve çocukların durumu
Dava süresindeki tedbir nafakası, boşanma sonrasındaki yoksulluk nafakası ve çocuk için iştirak nafakası farklı hukuki taleplerdir. Yoksulluk nafakasında boşanma yüzünden yoksulluğa düşme ve talep edenin kusurunun daha ağır olmaması şartları aranır; ödeme yükümlüsünün kusurlu olması şart değildir. İştirak nafakası çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılma yükümlülüğüne dayanır.
Velayette çocuğun üstün yararı esas alınır. Eşe yönelik şiddetin çocuğun güvenliği ve gelişimi üzerindeki etkisi değerlendirilmelidir; ancak velayet yalnızca eşler arasındaki kusurun karşılığı olarak belirlenmez. Gerektiğinde kişisel ilişkinin güvenli koşullarda kurulmasına ilişkin önlemler de incelenir.
Pek kötü davranış, mal paylaşımındaki payı kaldırır mı?
TMK m. 236/2’deki artık değer payını azaltma veya kaldırma düzenlemesi, zina veya hayata kast nedeniyle boşanmaya özgüdür. Yalnızca pek kötü davranış sebebiyle boşanılması, aynı maddede düzenlenmiş olmasına rağmen bu özel sonucun uygulanması için yeterli değildir.
Mal rejimi tasfiyesinde edinilmiş ve kişisel mallar, borçlar, edinme tarihleri ve uygulanacak rejim ayrı değerlendirilir. Şiddet uygulayan eşin bütün malvarlığının diğer eşe geçeceği söylenemez. Bu ayrımı boşanmada ev ve araba paylaşımı konusundan bağımsız düşünmüyoruz; ancak tazminat ile tasfiye alacağını aynı talep olarak ele almıyoruz.
Varsayımsal olaylarda hukuki değerlendirme
Tek ağır saldırı: Bir eşin diğerini ağır biçimde yaraladığı ve olayın sağlık kayıtları ile tanık anlatımlarıyla desteklendiği varsayımında, davranışın TMK m. 162 kapsamındaki ağırlığı incelenir. Daha önce şiddet bulunmaması tek başına bu sebebi dışlamaz.
Tekrarlanan müdahaleler: Farklı tarihlerde gerçekleşen saldırılar ileri sürülüyorsa her olayın delili ve tarihi gösterilir. “Sürekli oluyordu” şeklindeki genel anlatım yerine, süre ve ispat incelemesine elverişli somut açıklamalar yapılmasını öneriyoruz.
Şiddet sonrasında aynı konutta kalma: Ekonomik zorunluluk veya güvenlik endişesi nedeniyle birlikte kalınması varsayımında, yalnızca adres kaydından af sonucu çıkarılmaz. Tarafların iradesini gösteren davranışlar, görüşmeler ve yeni olaylar birlikte değerlendirilir. Bu örnekler gerçek dosya anlatımı veya sonuç öngörüsü değildir.
Sık sorulan sorular
Pek kötü davranış nedeniyle boşanmak için evliliğin bir yıl sürmesi gerekir mi?
Hayır. TMK m. 162’ye dayalı çekişmeli boşanma için bir yıllık evlilik şartı bulunmaz. Bir yıllık şart, TMK m. 166/3 kapsamındaki anlaşmalı boşanmaya ilişkindir.
Bir defa darp edilmek TMK 162 için yeterli midir?
Tek olay yeterli ağırlıktaysa mümkün olabilir. Ancak her darp eyleminin otomatik olarak pek kötü davranış sayılacağı söylenemez. Eylemin gerçekleşme biçimi, sonuçları ve delilleri birlikte incelenir.
Darp raporu olmadan dava açılabilir mi?
Evet. Sağlık raporu zorunlu dava şartı değildir. Tanık, kolluk kaydı ve hukuka uygun dijital kayıtlar gibi diğer deliller incelenebilir; olayın ispatlanması yükümlülüğü devam eder.
Psikolojik şiddet pek kötü davranış sayılır mı?
Ruhsal sağlığa yönelik ağır ve kasıtlı davranışlar bu kapsamda değerlendirilebilir. İleri sürülen her psikolojik baskı aynı ağırlıkta değildir; ağır onur kırıcı davranış veya genel boşanma sebebi ayrımı da yapılmalıdır.
Altı ay geçtikten sonra beş yıllık süreye dayanılabilir mi?
Hayır. Beş yıl, altı aylık süreyi uzatan ek bir imkân değildir. Öğrenmeden başlayan altı aylık süre ve olaydan başlayan beş yıllık üst sınır birlikte uygulanır.
Ceza davasının bitmesini beklemek gerekir mi?
Boşanma davası açılması için kesinleşmiş ceza mahkûmiyeti zorunlu değildir. Ceza dosyasının boşanma yargılamasına etkisi ayrıca değerlendirilir. Bu sürecin TMK m. 162’deki süreleri kendiliğinden durdurduğu kabul edilmemelidir.
Uzaklaştırma kararı boşanmayı kesinleştirir mi?
Hayır. 6284 kapsamındaki tedbirin amacı korumadır. Boşanma davasında olay, kusur ve özel sebebin şartları ayrıca incelenir. Tedbir dosyasındaki belgeler diğer delillerle birlikte değerlendirilebilir.
Eş boşanmayı kabul etmezse dava reddedilir mi?
Hayır. Çekişmeli boşanma karşı eşin rızasına bağlı değildir. Davacı, dayandığı sebebin şartlarını ispatlamalıdır; davalının savunma ve delil sunma hakkı da korunur.
Affetme sonrasında yeni şiddet olursa dava açılabilir mi?
Yeni eylem kendi şartları, delilleri ve süreleri bakımından değerlendirilir. Önceki olayın affedilmiş olması, gelecekte gerçekleşecek davranışların da affedildiği anlamına gelmez.
Pek kötü davranış davası reddedilirse TMK 166 incelenir mi?
TMK m. 166’ya da usulüne uygun dayanılmışsa ve talep sırası buna elveriyorsa genel sebep incelenebilir. Yalnızca özel sebebe dayalı talebin reddi, kendiliğinden başka bir boşanma talebi oluşturmaz.
Şiddet uygulayan eşin mal paylaşımı hakkı tamamen kalkar mı?
Yalnızca pek kötü davranış sebebiyle boşanma, TMK m. 236/2’deki özel pay azaltımı veya kaldırımı için yeterli değildir. Bu hüküm zina ve hayata kasta ilişkindir; tasfiye diğer şartlarıyla ayrıca yapılır.
Kısa dilekçe örneği doğrudan mahkemeye sunulabilir mi?
Örneğin dosyaya uyarlanması gerekir. Olaylar, tarihler, her vakıanın delili, taraf bilgileri ve açık talep sonucu tamamlanmalı; varsa tedbir, nafaka, tazminat ve çocuklara ilişkin talepler ayrıca düzenlenmelidir.
Kaynaklar
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu: m. 162, 166, 168, 169, 174, 175, 182, 184 ve 236.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: m. 111, 119 ve 189.
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun: m. 2 ve 4.
- 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun: m. 3, 4, 5, 8 ve 9.
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu: m. 1/2.
- Yargıtay HGK, 20.06.2019, E. 2017/2420, K. 2019/750; Yargıtay 2. HD, 28.01.2020, E. 2019/8705, K. 2020/415; 17.06.2025, E. 2024/10124, K. 2025/5990; 21.10.2025, E. 2024/7426, K. 2025/9066; 04.12.2025, E. 2025/2856, K. 2025/10678; 11.03.2026, E. 2025/7989, K. 2026/2778.





