Yabancı vesayet kararları için tanıma ve tenfiz ayrımını temsil eden dosyalar ve dünya küresi

Yabancı Vesayet Kararları: Tanıma ve Tenfiz Ayrımı

Yabancı vesayet kararları bakımından tanıma ile tenfiz aynı işlem değildir. Tanıma, yabancı kararın Türkiye’de kesin hüküm veya kesin delil etkisinin kabulüyle ilgilidir. Tenfiz, icra edilebilir yabancı ilamın Türkiye’de yerine getirilmesini sağlar. Kişinin kısıtlanması ve vasi atanması ile Türkiye’de malvarlığı yönetimi veya belirli bir işleme izin verilmesi ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle yabancı vasi kararının tercümesini sunmak, bütün işlemleri kendiliğinden yapma yetkisi vermez.

Bir yakını yurt dışında vesayet altına alınmış kişinin Türkiye’de banka, tapu veya dava işlemiyle karşılaşması mümkündür. İncelemeye kararın hangi ülkeden geldiği kadar hüküm fıkrasının neyi düzenlediğiyle başlıyoruz. Yabancı kararın Türkiye’de etkisinin kabulünü, sonradan yapılacak işlemin temsil ve izin koşullarından ayırıyoruz. Bu yazı ağırlıkla erginler hakkında verilen kısıtlılık ve vasi atama kararlarına ilişkindir; çocukların milletlerarası korunmasına ilişkin özel sözleşme rejimlerini aynı kurallara indirgemiyoruz.

Tanıma ve tenfiz arasındaki fark nedir?

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 58. maddesi, yabancı mahkeme ilamının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabulünü düzenler. Aynı madde çekişmesiz yargı kararlarının tanınmasını da kapsar. Kısıtlama kararının ilgili kişinin hukuki durumunun belirlenmesinde kullanılması, bu etki bakımından incelenir. MÖHUK m.58.

Tenfiz ise aynı Kanun’un 50. maddesi uyarınca yabancı mahkemeden hukuk davasına ilişkin verilmiş ve o devlet hukukuna göre kesinleşmiş ilamın Türkiye’de icrasına yöneliktir. Dolayısıyla ayrımı sadece dilekçenin başlığıyla yapmıyoruz. Talep edilen sonucun hukuki niteliğini inceliyoruz. Türkiye’de bir işlem yapılacak olması, o işlemin mutlaka yabancı kararın cebrî icrası sayılacağı anlamına gelmez.

İncelemeTanımaTenfiz
Temel etkiKesin hüküm veya kesin delil etkisinin kabulüİcra edilebilir hükmün Türkiye’de yerine getirilmesi
Kanuni dayanakMÖHUK m.58–59MÖHUK m.50 ve devamı
Karşılıklılıkm.54/1-a uygulanmazm.54/1-a kapsamında değerlendirilir
Vesayet dosyasında soruKısıtlama ve atama kararının hangi etkisi kabul edilecek?İcra edilebilir ayrı bir hüküm var mı?

Kısıtlama kararı ile vesayetin yönetimi neden ayrılmalıdır?

MÖHUK m.10, vesayet veya kısıtlılık kararı verilmesi yahut sona erdirilmesi sebeplerini esas olarak ilgili kişinin millî hukukuna bağlar. Bunun dışındaki vesayete ilişkin hususlar ve kayyımlık bakımından Türk hukukunu yetkili kılar. Bu bir uygulanacak hukuk ayrımıdır; tek başına yabancı kararı otomatik olarak tanıyan hüküm değildir.

Bir yabancı karar kişinin kısıtlanmasını, temsilcinin atanmasını ve bazı işlerin görülmesini aynı belgede düzenleyebilir. Bu belgenin tamamının tek hukuki sonuç doğurduğu varsayılmamalıdır. Kararın süresi, kapsadığı işler, yenilenme veya kaldırılma kararları ayrıca okunmalıdır. “Vasi” şeklindeki tercüme de yabancı hukukta tanımlanan temsil görevinin Türkiye’deki bütün vasi yetkileriyle aynı olduğunu tek başına göstermez.

Vesayetin Türkiye’de yürütülmesi bakımından gerekli denetim ve izinler, yabancı makamın sınırsız yetkisinin Türkiye’ye aktarılması biçiminde ele alınamaz. Bu nedenle tanıma talebiyle belirli bir malın satılması veya kişinin adına dava açılması taleplerini aynı başlık altında sonuçlandırmıyoruz. İç hukuktaki koruma kurumlarının ayrımını vesayet, kayyımlık ve yasal danışmanlık yazımızda açıklıyoruz.

Yabancı vesayet kararının tanınmasında hangi şartlar incelenir?

Önce kararın kaynağı ve niteliği belirlenir: Gerçekten yabancı mahkeme ilamı mı, geçici bir tedbir mi, başka bir makamın belgesi mi? MÖHUK’un genel rejiminde kesinleşme ve tanınabilir karar niteliği değerlendirilmeden sadece belge tercümesine dayanmak yeterli değildir. Başka makamlarca verilen belgeler bakımından da o makamın hukuki işlevi ve varsa özel düzenleme ayrıca araştırılmalıdır.

Tanımada m.54/1-a’daki karşılıklılık şartı uygulanmaz. Buna karşılık münhasır yetki, hükmün kamu düzenine açık aykırılığı ve ilgili usul güvenceleri yönünden gerekli inceleme ortadan kalkmaz. Her Türk hukuk kuralından farklılık, kendi başına kamu düzenine açık aykırılık anlamına gelmez; değerlendirme somut kararın sonuçları üzerinden yapılır. MÖHUK m.54 ve 58.

Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümleri MÖHUK m.1/2 uyarınca saklıdır. Bu sebeple ülke, kişinin yaşı, vatandaşlığı ve kararın konusu belirlenmeden her dosyaya aynı evrak veya usul listesini uygulamıyoruz. Yabancı kararın kesinleşmiş olması gerekli incelemenin önemli bir parçasıdır; fakat diğer şartların kendiliğinden oluştuğunu göstermez.

Hangi mahkeme görevlidir, yetki nasıl belirlenir?

Tanıma davası ile Türkiye’de yeni vesayet kurulması veya mevcut vesayetin yürütülmesi aynı görev alanı değildir. MÖHUK m.51’de tenfiz için asliye mahkemesi gösterilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun aşağıda açıklanan 2019 tarihli kararı, yabancı vasi kararının tanınması ve tenfizi isteminin sulh hukuk mahkemesince görülmesini görev yönünden hatalı bulmuştur.

Buna karşılık TMK m.397’de vesayet makamı sulh hukuk mahkemesi, denetim makamı asliye hukuk mahkemesidir. Bir mahkemenin tanıma istemini incelemesi, sonrasındaki bütün yönetim ve izin işlemlerini de aynı sıfatla yapacağı anlamına gelmez. Türk Medeni Kanunu m.397.

Yer itibarıyla yetkide ise dosyanın taraf ve kişi hâli yapısı ayrıca önemlidir. MÖHUK m.51/2’nin yerleşim yeri, sâkin olunan yer ve bulunmaması durumunda belirlediği mahkemeler düzeni; Türklerin kişi hâllerinde m.40–41 ve vesayet işindeki özel bağlar birlikte değerlendirilmelidir. Her ilgilinin istediği şehirde dava açabileceğini veya taşınmazın bulunduğu yerin her durumda tanımada yetkili olduğunu söylemiyoruz. Dilekçeden önce hangi hükmün somut isteme uygulanacağı belirlenmelidir.

Tanıma başvurusunda hangi belgeler hazırlanmalıdır?

MÖHUK m.53; yabancı ilamın usulen onanmış aslını veya ilamı veren yargı organınca onanmış örneğini ve onanmış tercümesini, ayrıca kesinleşmeyi gösteren usulen onanmış belge ile tercümesini düzenler. Dosyada yalnız kararın bir sayfasının veya telefonla çekilmiş görüntüsünün bulunması, hüküm kapsamı ve kesinleşme yönünden eksiklik yaratabilir. MÖHUK m.53.

  • Kararın bütün sayfaları, ekleri ve hüküm fıkrası.
  • Kesinleşme kaydı ve gerekiyorsa bunun ayrı belgesi.
  • Atamanın süresiyle ilgili uzatma, değiştirme veya kaldırma kararları.
  • Usulüne uygun onay ve tercüme belgeleri.
  • İlgililerin ve temsil yetkisinin belirlenmesini sağlayan kayıtlar.
  • Türkiye’de hangi hukuki işlem veya etki için başvurulduğunu açıklayan bilgi ve ilgili belgeler.

Onay usulü, belgenin geldiği ülke ve uygulanabilir sözleşmelere göre ayrıca kontrol edilmelidir. Bir belge üzerindeki onay, kararın Türkiye’de tanınmasıyla aynı işlem değildir. Dava dosyasında gereken sağlık ve malvarlığı kayıtlarını da ihtiyaçla sınırlı kullanmayı, kişisel verileri kamuya açık biçimde paylaşmamayı tavsiye ediyoruz.

Tanıma kararı bankada veya tapuda sınırsız yetki verir mi?

Hayır. Kararın tanınması ile temsilcinin belirli işlemi yapabilmesi aynı soru değildir. Örneğin TMK m.462’de taşınmaz satışı veya bazı dava işlemleri için vesayet makamının izni düzenlenmiştir. Somut işlemde izin gerekip gerekmediği, kararın kapsamı ve diğer ilgili hükümler ayrıca incelenmelidir. Tanınmış vasi kararı, işlem türüne ait bütün kanuni sınırlamaları kaldırmaz.

Aynı ayrım devam eden icra dosyasında da önem taşır. Kimin taraf olacağı, onun adına kimin işlem yapacağı ve temsilcinin hangi yetkiye sahip olduğu farklı sorulardır. Bu konudaki genel açıklamalarımıza icra takibinde taraf ve takip ehliyeti yazımızdan ulaşabilirsiniz. Borçlandırıcı işlemin geçerliliği de sadece “vasi atanmış” cümlesinden hareketle belirlenmemelidir.

Yargıtay kararları hangi farklı sorunları çözüyor?

2018: Tanınabilirlik ile yönetim ayrımı

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 15.01.2018, E.2017/8099, K.2018/405 sayılı kararında yabancı vesayet kararının tanınması istemini incelemiştir. Daire, vesayetin yönetimini ayrı tutmuş; iç hukukta kesin yetki bulunmasının her durumda milletlerarası münhasır yetki anlamına gelmediğini açıklamıştır. Somut tanıma isteminin genel bir münhasır yetki gerekçesiyle reddini doğru bulmayarak hükmü bozmuştur. Bu, bütün yönetim kararlarının otomatik tanınacağı sonucu değildir. Kararın tarihsel kanun yolu açıklamalarını bugünkü başvurulara süre önerisi olarak aktarmıyoruz. Kararın tam metni.

2019: Esastan önce görev denetimi

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 15.10.2019, E.2017/1924, K.2019/1060 sayılı kararında görev sorununu öncelikle ele almıştır. İstemin asliye mahkemesinde görülmesi gerekirken sulh hukuk mahkemesinde incelenmesini hatalı bulmuş ve direnme kararını değişik gerekçeyle bozmuştur. Esasa ilişkin diğer temyiz itirazlarını o aşamada incelememiştir. Kararda uzun biçimde aktarılan önceki daire gerekçesini, Kurulun esastan verdiği yeni ve kesin bir kabul kararı gibi sunmuyoruz. Kararın tam metni.

2026: Tanınmış kararın daha eski işleme etkisi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 12.01.2026, E.2025/3354, K.2026/61 sayılı kararında, Türkiye’de tanınmış yabancı kısıtlama kararlarının bulunduğu bir menfi tespit uyuşmazlığını incelemiştir. Alt derece mahkemesi, MÖHUK m.59 çerçevesinde yabancı kararın kesinleşme tarihindeki etkiyi değerlendirerek senet bakımından borçlu olunmadığını kabul etmiştir. Yargıtay bu dosyadaki kararı uygun bularak onamıştır. Bu karar doğrudan yeni bir tanıma davası veya bütün kısıtlı işlemlerini geçersiz sayan genel kural değildir. Kararın tam metni.

Başvurudan önce hangi incelemeyi yapıyoruz?

Önce amaç belirlenmelidir: Kişinin hukuki durumunu başka dosyada ileri sürmek mi, temsil yetkisini kabul ettirmek mi, yoksa belirli bir edimin icrası mı istenmektedir? Ardından yabancı kararın türü, güncelliği ve hüküm kapsamı bu amaçla karşılaştırılır. Tek bir evrak setiyle bütün işlemlerin tamamlanacağı kabul edilmemelidir.

Kısıtlama, sağlık tanısı ve belirli davadaki temsil ihtiyacı da birbirine indirgenmez. Aile yargılamasına yansıyan farklı koşulları akıl hastalığı sebebiyle boşanma yazımızda ayrıca inceliyoruz. Yabancı vesayet kararının bulunması, boşanma sebebinin veya kişinin bütün işlemlerdeki ehliyet durumunun kendiliğinden kanıtlandığı anlamına gelmez.

Son olarak Türkiye’deki mevcut dosya ve kararları kontrol ediyoruz. Önceden tanıma kararı varsa aynı karar için yeniden dava açmak yerine, bu kararın kesinleşmesi ve sonraki işlem yönünden yeterliliği araştırılmalıdır. Başvurunun kapsamını ve ilgilileri belirlemeden standart bir dilekçeye yalnız isim ekleyerek işlem yapılmasını tavsiye etmiyoruz.

Sık sorulan sorular

1. Yabancı vesayet kararı Türkiye’de otomatik geçerli midir?

MÖHUK’un genel rejiminde Türk mahkemesi kararı gibi kesin hüküm veya kesin delil etkisi için tanıma değerlendirmesi gerekir. Uygulanabilir milletlerarası sözleşmeler ayrıca kontrol edilmelidir.

2. Tanıma ile tenfiz aynı dava mıdır?

Aynı hukuki etkiyi hedeflemezler. Tanıma kararın kesin hüküm veya kesin delil etkisine, tenfiz icra edilebilir yabancı hükmün Türkiye’de yerine getirilmesine ilişkindir.

3. Vasi atanması mutlaka tenfiz istemeyi gerektirir mi?

Hayır. İstenen sonuç ve yabancı hükmün niteliği okunmalıdır. Kısıtlılık durumunun tanınması ile belirli edimin icrası aynı şey değildir.

4. Tanımada karşılıklılık aranır mı?

MÖHUK m.58/1, m.54/1-a’daki karşılıklılık şartını tanıma bakımından dışarıda bırakır. Diğer gerekli şartlar bu nedenle ortadan kalkmaz.

5. Tanıma davası sulh hukuk mahkemesinde mi açılır?

Yabancı kararın tanınması istemi ile vesayetin yönetimi ayrıdır. HGK’nın 2019 tarihli kararı, tanıma ve tenfiz isteminde asliye mahkemesinin görevini vurgular.

6. Dava her şehirde açılabilir mi?

Hayır. İlgililerin yerleşim yeri, kişi hâli ve istemin niteliği dikkate alınarak uygulanacak yetki hükmü belirlenmelidir.

7. Tercüme edilmiş karar tek başına yeterli midir?

Her durumda yeterli değildir. Kararın tamlığı, onay usulü, kesinleşmesi ve güncel temsil kapsamı için gereken belgeler birlikte incelenir.

8. Yabancı belge üzerindeki onay tanıma yerine geçer mi?

Hayır. Belge onayı ile kararın Türkiye’de hukuki etkisinin kabulü farklı işlemlerdir. Ülkeye ve sözleşmeye göre onay usulü ayrıca araştırılır.

9. Vasi uzatma kararı da dosyaya konulmalı mı?

Atamanın devamını veya kapsamını etkiliyorsa önemlidir. İlk karar ile sonraki uzatma, değiştirme ve kaldırma kararları birlikte okunmalıdır.

10. Tanıma sonrasında taşınmaz doğrudan satılabilir mi?

Tanıma bütün izin şartlarını kaldırmaz. İşlemde temsil yetkisi ve TMK m.462 başta olmak üzere ilgili izin hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.

11. Kararın etkisi yalnız Türkiye’deki tanıma tarihinden mi başlar?

MÖHUK m.59, kesin hüküm veya kesin delil etkisini yabancı kararın kesinleştiği andan itibaren düzenler. Bu, bütün yönetim ve icra işlemlerinin geçmişe yönelik sınırsız geçerliliği değildir.

12. 2026 kararı bütün kısıtlıların borçlarını ortadan kaldırır mı?

Hayır. İncelenen senet, kişinin somut ehliyet durumu ve tanınmış kararın kapsamı üzerinden değerlendirme yapılmıştır. Sonuç başka işlemlere otomatik aktarılamaz.

Hukuki kaynaklar ve kapsam

23 Ekim 2026 itibarıyla kontrol edilen dayanaklar: 5718 sayılı MÖHUK m.1, 10, 50–55, 58–59; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.397, 411 ve 462; yukarıdaki üç Yargıtay kararının tam metinleridir. Eski kararların mülga kanun veya tarihsel kanun yolu anlatımları güncel usul önerisi olarak kullanılmamıştır. Yazı genel bilgilendirmedir; ülke ve karar türüne özgü sözleşme, temsil, süre ve izin incelemesinin yerine geçmez.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir