TMK 165 Akıl Hastalığı Sebebiyle Boşanma Davası

TMK 165 kapsamında akıl hastalığı sebebiyle boşanmayı temsil eden hukuk dosyası ve sağlık kurulu raporu temalı kompozisyon.

TMK 165 Akıl Hastalığı Sebebiyle Boşanma Davası

Avukat & Uzman Arabulucu İlker Cebeci
Güncelleme:

Akıl hastalığı sebebiyle boşanma davası, eşin hastalığının ortak hayatı diğer eş için çekilmez hâle getirmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi hâlinde açılabilir. Bu üç koşul birlikte aranır. Ruhsal hastalık tanısı, psikiyatri tedavisi veya vasi atanmış olması tek başına boşanma kararı verilmesi için yeterli değildir.

Bu davalarda tıbbi değerlendirme, ortak hayatın somut koşulları ve tarafların davada temsil edilmesi birbirinden ayrılmalıdır. Dosyayı hazırlarken yalnızca tanı belgesine dayanmıyor; sağlık kurulu incelemesinin kapsamını, aile hayatına ilişkin delilleri ve gerekiyorsa vesayet dosyasını birlikte değerlendiriyoruz. Hastalığa bağlı irade dışı davranışlarla eşe yüklenebilecek kusurlu davranışların aynı kabul edilmesini hukuken isabetli bulmuyoruz.

TMK 165’in kapsamı ve hukuki niteliği

Türk Medenî Kanunu’nun 165. maddesi, akıl hastalığını özel bir boşanma sebebi olarak düzenler. Bununla birlikte hastalık tek başına yeterli değildir; ortak hayatın diğer eş bakımından çekilmez hâle gelmesi ayrıca değerlendirilir. Bu nedenle akıl hastalığı, öğretide nispi boşanma sebepleri arasında kabul edilmektedir.

Davanın kabulü, hasta eşin hastalanmakta kusurlu olduğunun kanıtlanmasına bağlı değildir. Kanunun aradığı koşulların gerçekleşmesi esas alınır. Ancak boşanma sebebinin kusura dayanmaması, nafaka veya tazminat taleplerinin koşulsuz kabul edileceği anlamına gelmez. Bu talepler kendi kanuni şartlarına göre incelenir. TMK m. 165, 174 ve 175.

Kanunda kullanılan “akıl hastalığı” ifadesi, her psikiyatrik tanının boşanma bakımından aynı sonucu doğurduğu biçiminde yorumlanamaz. Tanının niteliği, hastalığın seyri ve somut evlilik üzerindeki etkileri uzman incelemesiyle belirlenmelidir. İlaç kullanılması, psikoterapi görülmesi veya geçmişte hastaneye yatılması tek başına üç koşulun gerçekleştiğini göstermez.

Akıl hastalığı sebebiyle boşanma için birlikte aranan üç koşul

TMK 165 bakımından koşullar ve inceleme konuları
Koşulİncelemeİspat ve değerlendirme
Eşlerden birinin akıl hastalığının bulunmasıHastalığın varlığı, niteliği ve seyriTıbbi kayıtlar ve uzmanlık alanına uygun sağlık kurulu incelemesi
Ortak hayatın diğer eş için çekilmez hâle gelmesiHastalık ile evlilik hayatındaki somut güçlükler arasındaki bağlantıTanıklar, somut olaylar ve hukuka uygun diğer deliller; nihai hukuki değerlendirme mahkemeye aittir
Hastalığın geçmesine olanak bulunmamasıHastalığın iyileşme olanağına ilişkin tıbbi değerlendirmeBu hususu değerlendiren resmî sağlık kurulu raporu

Koşullardan birinin eksikliği, yalnızca bu maddeye dayanan boşanma talebinin kabul edilmesini engeller. Özellikle uzun süredir devam eden hastalık ile geçmesine olanak bulunmayan hastalık aynı kavram değildir. Tedavi süresinden veya tanının adından hareketle hukuki sonuç çıkarılmasını tavsiye etmiyoruz.

Resmî kurul hastalığın tıbbi yönlerini inceler; ortak hayatın çekilmezliği konusunda mahkemenin yerine geçmez. Buna karşılık mahkeme de hastalığın geçmesine olanak bulunmadığını, kanunun aradığı rapor olmaksızın yalnızca tanık anlatımıyla belirleyemez.

Resmî sağlık kurulu raporu nasıl alınır ve neyi açıklamalıdır?

TMK 165 bakımından raporun, resmî sağlık kurulundan alınması ve hastalığın geçmesine olanak bulunup bulunmadığını değerlendirmesi gerekir. Özel muayene belgesi, reçete, epikriz veya tek hekim raporu hastalığın geçmişini ortaya koyabilir; ancak kanunun aradığı resmî kurul raporunun yerine kendiliğinden geçmez.

Dava açılmadan önce bu raporun mutlaka temin edilmiş olması ayrı bir dava şartı değildir. Dilekçede ilgili sağlık kayıtlarının getirtilmesini ve gerekli resmî kurul incelemesinin yaptırılmasını talep etmek mümkündür. Buna karşılık inceleme sonunda şartların ispatlanamaması, davanın esası bakımından sonuç doğurur.

Vesayet raporu ile boşanma raporu aynı değildir

Kişinin kısıtlanmasına ilişkin rapor, kendisini veya işlerini yönetme ihtiyacını değerlendirebilir. Boşanma için ise hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekir. Aynı belge ancak gerekli konuları gerçekten değerlendiriyorsa dosyada bu yönüyle kullanılabilir; sırf vasi atanmasına dayanak olması yeterli değildir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.12.2013 tarihli kararında, vesayet bakımından düzenlenmiş raporun TMK 165’in aradığı hususu karşılamaması ve çekilmezlik yönünden tanıkların dinlenmemesi bozma sebebi sayılmıştır. E. 2013/17177, K. 2013/29701.

Eksik veya çelişkili rapora karşı ne yapılabilir?

Hastalık geçmişi incelenmeden hazırlanmış, iyileşme olanağına cevap vermeyen veya diğer raporlarla çelişen bir değerlendirme hakkında ek inceleme talep edilebilir. Dosyada raporun hangi soruları cevapsız bıraktığını somutlaştırıyoruz. Bilirkişi raporlarına ilişkin açıklama ve itiraz imkânları HMK 281 kapsamında değerlendirilir; rapor tebliğ edildiğinde sürelerin ayrıca takip edilmesi gerekir.

Raporun hukuki değerlendirilmesi mahkemeye ait olmakla birlikte, bu serbest değerlendirme yetkisi resmî sağlık kurulu şartını ortadan kaldırmaz. HMK m. 281 ve 282.

Ortak hayatın çekilmez hâle gelmesi nasıl ispatlanır?

Çekilmezlik, genel ifadelerle değil, ortak yaşam üzerindeki somut etkilerle açıklanmalıdır. Hastalığın ev içi yaşamı, iletişimi, bakım düzenini veya çocukların ihtiyaçlarının karşılanmasını nasıl etkilediği; bu durumun süresi ve yoğunluğu araştırılır. Hastalık ile ileri sürülen güçlükler arasında bağlantı bulunmalıdır.

Örneğin, varsayımsal bir olayda uzun süreli tedavi ve bakım ihtiyacının ortak yaşam düzenini fiilen sürdürülemez hâle getirdiği ileri sürülüyorsa, yalnızca hastane kayıtları değil, aile hayatının nasıl etkilendiğini bilen tanıklar da önem taşıyabilir. Buna karşılık hastalığın adı açıklanarak “birlikte yaşamak mümkün değildir” denilmesi yeterli bir olay anlatımı değildir.

Akıl hastalığı ile şiddet veya tehlikelilik arasında otomatik bağ kurulmamalıdır. Somut bir güvenlik riski varsa ayrıca değerlendirilir; böyle bir riskin bulunması bütün hastalar bakımından varsayılamaz. Delil hazırlığında hastalığı damgalayan nitelemeler yerine tarih, olay, sonuç ve doğrudan gözleme dayanan anlatımları kullanıyoruz.

Tanıkların taraflardan duydukları yorumlardan ziyade bizzat gözlemledikleri olayları açıklamaları önemlidir. Hukuka aykırı biçimde elde edilmiş kayıtlar ise değerlendirme dışı bırakılır. Sağlık belgelerini yalnızca uyuşmazlıkla ilgili ölçüde dosyaya sunmayı, kamuya açık mecralarda paylaşmamayı tavsiye ediyoruz. HMK m. 189, 190 ve 194.

Davayı kim açabilir? Dava ehliyeti ve vasi neden ayrıca incelenir?

TMK 165 kapsamında dava hakkı, eşinin hastalığı nedeniyle ortak hayat kendisi için çekilmez hâle gelen eşe tanınmıştır. Bir kişinin kendi hastalığına dayanması, diğer eşe karşı bu özel sebebin koşullarını kendiliğinden oluşturmaz. Hasta eşin başka bir boşanma sebebine dayanıp dayanamayacağı ise olayın özellikleri ve dava ehliyeti çerçevesinde ayrıca incelenir.

Ruhsal hastalık tanısı ile ayırt etme gücünün bulunmaması aynı değildir. Kısıtlama kararı da her durumda bütün kişisel hakların temsilci tarafından kullanılacağı anlamına gelmez. TMK 16, ayırt etme gücü bulunan kısıtlıların kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmasına ilişkin özel bir düzenleme içerir. Bu nedenle tanıdan hareketle doğrudan “vasi olmadan dava görülemez” sonucuna ulaşmıyoruz.

Temsil yeteneği konusunda şüphe bulunursa

Mahkeme, tarafın davada kendisini temsil edebilme yeteneğini araştırmalıdır. Gerektiğinde vesayet makamına bildirim yapılması ve ilgili incelemenin sonucunun beklenmesi gündeme gelir. Kısıtlama bakımından yetkili vesayet makamı sulh hukuk mahkemesidir; bu işlem, aile mahkemesinin boşanma uyuşmazlığını çözme görevinden farklıdır. TMK m. 397, 405 ve 409; HMK m. 51, 52, 56, 114 ve 115.

Yargıtay, 10.01.2017 tarihli kararında, TMK 165’e ilişkin esas incelemesinden önce davalının temsil yeteneğinin belirlenmesini gerekli görmüştür. 13.03.2025 tarihli kararında da dosyadaki sağlık verileri karşısında temsil yeteneği bakımından yeterli inceleme yapılmamasını bozma sebebi saymıştır. Bu kararlar doğrudan boşanma koşullarının gerçekleştiğini değil, yargılamanın geçerli temsil sağlanarak yürütülmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Davayı açan eş aynı zamanda vasi ise

Davacı eşin hasta eşe vasi olarak atanmış olması özel bir temsil sorunu doğurur. Aynı kişinin davacı olarak talepte bulunup karşı tarafın temsilini üstlenmesi mümkün kabul edilemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.11.2025 tarihli kararında, davacı eşin vasi olduğu olayda temsil kayyımı atanması yeterli görülmemiş; vesayet makamına bildirimle yeni vasi atanması gerektiği belirtilmiştir. E. 2025/3158, K. 2025/9456.

Kanuni temsilin gerekli olduğu dosyalarda tebligat, temsilcinin sıfatı ve yetkileri birlikte incelenmelidir. Vasi tarafından dava veya karşı dava açılması gündeme geldiğinde TMK 462’deki izin hükümleri ayrıca değerlendirilir. Avukatla takip edilen boşanma davalarında ise vekâletnamenin kişiye sıkı sıkıya bağlı hakkın kullanılması bakımından açık yetki içermesi gerekir. HMK m. 54 ve 74.

Evlilikten önce mevcut akıl hastalığı TMK 165 davasını engeller mi?

Hastalığın evlenmeden önce başlamış olması, TMK 165’e dayanan boşanma talebini tek başına engellemez. Kanun metni, hastalığın mutlaka evlilikten sonra ortaya çıkmasını şart koşmamaktadır. Bununla birlikte mevcut hastalık, çekilmezlik ve iyileşme olanağına ilişkin koşullar yine birlikte incelenir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 06.11.2014 tarihli kararında, hastalığın evlenmeden önce mevcut olduğu gerekçesiyle TMK 165 talebinin reddedilmesini doğru bulmamıştır. Kararda TMK 156 uyarınca evliliğin, butlan kararı verilinceye kadar geçerli evliliğin sonuçlarını doğurduğu dikkate alınmıştır. E. 2014/7237, K. 2014/21913.

Evlenme anında sürekli ayırt etme gücü yokluğu veya evlenmeye engel derecede akıl hastalığı bulunduğu iddiası ise TMK 145 kapsamında mutlak butlan yönünden ayrı bir inceleme gerektirebilir. Boşanma ile evliliğin hükümsüzlüğünü aynı talep gibi ele almıyor; olayın tarihini, sağlık durumunu ve ileri sürülen hukuki sonucu ayrı ayrı değerlendiriyoruz.

TMK 165 ile TMK 166 arasındaki fark ve birden fazla sebebe dayanılması

TMK 165, hastalığa ilişkin özel koşulların gerçekleşmesini gerektirir. TMK 166/1 ise evlilik birliğinin temelinden sarsılmasını düzenler. Akıl hastalığından kaynaklandığı ve iradi olmadığı belirlenen davranışları sırf kusurlu davranış olarak adlandırmak, TMK 165’in rapor koşulunu aşmanın bir yolu değildir.

Hastalıktan bağımsız, iradi ve hukuken değerlendirilebilir başka olaylar bulunduğu ileri sürülüyorsa bunlar ayrıca açıklanabilir. Birden fazla boşanma sebebine dayanılan dosyalarda hangi olayın hangi talebi desteklediği ve taleplerin nasıl sıralandığı açık olmalıdır. Terditli dava kurulmuşsa HMK 111 uyarınca sonraki talep, önceki talebin esastan reddedilmesi hâlinde incelenir; bütün taleplerin her durumda aynı biçimde karara bağlanacağı söylenemez.

Dava sebebi, taraf sıfatı ve talep düzeni bakımından yapılacak hazırlık için boşanma davalarında hukuki temsil başlıklı içeriğimiz de incelenebilir.

Dava açma süresi, görevli ve yetkili mahkeme

Üç yıl bekleme veya altı aylık dava süresi var mı?

Yürürlükteki TMK 165, hastalığın üç yıl sürmesini ya da evliliğin belirli bir yaşa ulaşmasını şart koşmaz. Madde kapsamında özel bir altı aylık veya beş yıllık hak düşürücü süre de düzenlenmemiştir. TMK 161 ve 162’deki süreler bu davaya taşınamaz.

TMK 165’te ayrıca bir affetme engeli öngörülmemiştir. Ancak tarafların ortak hayatı nasıl sürdürdüğü, hastalığın güncel etkileri ve dava tarihindeki durum çekilmezlik değerlendirmesinde önem taşıyabilir. Süre bulunmaması, davanın delilsiz veya koşullar gerçekleşmeden kabul edileceği anlamına gelmez.

Görevli mahkeme aile mahkemesidir

Görevli mahkeme, 4787 sayılı Kanun’un 4. maddesi gereğince aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde, aynı Kanun’un 2. maddesi uyarınca belirlenen asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görev yapar. Dolayısıyla TMK 165’e özgü ayrıca bir görev maddesi bulunmaması, görevli mahkemenin mevzuatta belirlenmediği anlamına gelmez. 4787 sayılı Kanun m. 2 ve 4.

Yetkili mahkeme nasıl belirlenir?

TMK 168’e göre eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi yetkilidir. Buradaki altı ay, hastalığın süresine veya boşanma için bekleme şartına değil, ortak oturma yerine ilişkin yetki ölçütüdür.

Bu yetki kesin yetki niteliğinde değildir. Yetki itirazının süresi ve hangi mahkemenin yetkili olduğunun gösterilmesi HMK 19 çerçevesinde değerlendirilir. Birden fazla yetkili mahkeme bulunuyorsa davacı kanuni seçeneklerden yararlanabilir. Kısıtlama veya hastanede bulunma hâlinde yerleşim yeri ayrıca dikkatle incelenmelidir.

Dava dilekçesi, deliller ve yargılama süreci

Dilekçede hastalığın bilinen geçmişi, ortak hayatı etkileyen olaylar, bu olayların tarihleri ve her bir iddiaya ilişkin deliller açıklanmalıdır. Tedavi kurumları ve mevcut kayıtlar mümkün olduğunca belirlenmeli; resmî sağlık kurulu incelemesi, temsil sorununun araştırılması ve gerekli geçici tedbirler açıkça talep edilmelidir.

Yalnızca “davalı akıl hastasıdır” biçimindeki bir ifade yerine üç koşula ilişkin olayları ayrı ayrı somutlaştırıyoruz. Nafaka, velayet, kişisel ilişki veya tazminat talebi varsa her talebin dayanağını ayrıca kuruyoruz. HMK m. 119 ve 194.

  1. Taraf ve temsil incelemesi: Dava ehliyeti, gerekiyorsa vesayet durumu ve kanuni temsilciye yapılacak tebligatlar değerlendirilir.
  2. Geçici tedbirler: TMK 169 uyarınca barınma, geçim, malların yönetimi ve çocukların bakımına ilişkin gerekli önlemler alınabilir.
  3. Sağlık kayıtları ve kurul incelemesi: Hastalığın varlığı, seyri ve iyileşme olanağı dosyaya uygun biçimde araştırılır.
  4. Ortak hayatın incelenmesi: Tanıklar dinlenir; diğer hukuka uygun deliller değerlendirilir.
  5. Rapor ve taleplerin değerlendirilmesi: Eksiklikler, çelişkiler ve tarafların açıklamaları incelenir.
  6. Karar ve kanun yolu: Boşanma ile ileri sürülen diğer talepler hakkında karar verilir; kanun yolu imkânı kararın niteliğine göre değerlendirilir.

TMK 184’ün boşanma yargılamasına özgü kuralları

TMK 184 saklı kalmak üzere yargılama HMK hükümlerine tabidir. Maddede eski usul kanununa yapılan atıf, HMK 447/2 uyarınca karşılık gelen HMK hükümlerine yönelmiş kabul edilir. Boşanma davalarında şu özel kurallar önem taşır:

  • Hâkim, olguların varlığına vicdanen kanaat getirmeden bunları ispatlanmış kabul edemez.
  • Bu olgular hakkında taraflara yemin önerilemez.
  • Tarafların ikrarı hâkimi bağlamaz.
  • Hâkim delilleri serbestçe değerlendirir.
  • Boşanmanın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz.
  • Taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verilebilir.

Bu nedenle iki eşin boşanma konusunda aynı görüşte olması, TMK 165’in sağlık kurulu raporu ve çekilmezlik koşullarını ortadan kaldırmaz. Sağlık verilerinin mahremiyeti bakımından gerekli görülürse gizli duruşma talebini ayrıca değerlendiriyoruz.

Dava şartı eksikliği ile ispat eksikliği birbirinden farklıdır

Dava ehliyeti veya gerekli temsil eksikliği, HMK 114 ve 115 kapsamında dava şartlarıyla ilgilidir. Mahkeme bu hususları her aşamada kendiliğinden araştırır; giderilebilen eksiklik için kesin süre verir. Eksiklik giderilmezse usulden ret gündeme gelebilir.

Buna karşılık hastalığın iyileşme olanağının bulunmadığının ya da çekilmezliğin ispatlanamaması, kural olarak boşanma talebinin esasına ilişkindir. Bu iki sonucu birbirinin yerine kullanmamak gerekir.

Masraflar ve adli yardım

Dava giderleri; harçlar, tebligat, tanık, sağlık incelemesi ve dosyanın ihtiyaçlarına göre değişir. Tek bir toplam ücret veya kesin dava süresi belirtmek doğru değildir. Mali olanakları yetersiz kişiler, HMK 334 ve devamındaki koşullar altında mahkemeden adli yardım isteyebilir. Bu talep, kanuni şartlar bakımından ayrıca incelenir.

Akıl hastalığı nedeniyle boşanmada nafaka, tazminat, velayet ve mal paylaşımı

Nafaka bakımından hastalık tek başına belirleyici değildir

Dava sürerken geçici geçim tedbirleri TMK 169 kapsamında değerlendirilir. Boşanma sonrasında yoksulluk nafakası için TMK 175’teki koşullar aranır. Nafaka isteyen eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşmesi, kusurunun daha ağır olmaması ve diğer eşin mali gücü önemlidir; nafaka yükümlüsünün kusurlu olması ayrıca şart değildir.

Bu nedenle “hasta eş hiçbir şekilde nafaka ödeyemez” veya “sağlıklı eş her durumda nafaka öder” biçiminde genel bir sonuç kurulamaz. Gelir, mal varlığı, çalışma imkânı, bakım ihtiyacı ve boşanmanın ekonomik etkileri birlikte incelenir.

Maddi ve manevi tazminat otomatik olarak doğmaz

TMK 174 kapsamındaki tazminat talepleri, ilgili kusur ve zarar koşullarına bağlıdır. Hastalık nedeniyle iradi olmadığı belirlenen davranışları otomatik olarak eşe kusur şeklinde yüklemek doğru değildir. Hastalıktan bağımsız ve iradi davranışlar varsa bunların niteliği, zamanı ve etkisi ayrıca araştırılmalıdır.

Hasta eşin hastalanmış olması tek başına diğer eşin tazminat talebini haklı kılmaz. Aynı şekilde hastalık tanısı, bağımsız bütün davranışlar bakımından peşinen sorumsuzluk sonucu da doğurmaz. Değerlendirme somut olay ve tıbbi bulgular üzerinden yapılır.

Velayet ve kişisel ilişkide çocuğun üstün yararı

Velayet yalnızca tanı belgesine bakılarak belirlenmez. Ebeveynin fiilî bakım kapasitesi, hastalığın güncel etkileri, mevcut hukuki durumu, çocuğun güvenliği ve ihtiyaçları birlikte değerlendirilir. Gerekiyorsa uzman incelemesi yapılır. TMK 348 kapsamında hastalık nedeniyle velayet görevinin gereği gibi yerine getirilememesi ve diğer koruyucu önlemlerin yetersizliği de ayrıca önem taşır.

Çocukla kişisel ilişki de otomatik olarak kaldırılmaz; TMK 323 ve 324 çerçevesinde çocuğun esenliği değerlendirilir. Çocuğun olgunluğuna uygun biçimde görüşünün alınması konusunda velayet incelemesinde çocuğun görüşü başlıklı yazımız incelenebilir.

Mal rejimi tasfiyesi ayrı değerlendirilir

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma, eşin mal rejiminden doğan haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Mal rejimi, malların edinilme zamanı ve niteliği, katkılar ve borçlar ayrıca incelenir. TMK 236/2’de zina veya hayata kast için düzenlenen katılma payını azaltma ya da kaldırma imkânı, yalnızca akıl hastalığı gerekçesiyle uygulanamaz.

Taşınmaz ve araçların tasfiyesi hakkında boşanma sürecinde ev ve araba paylaşımı başlıklı içeriğimizde ayrı açıklamalar bulunmaktadır.

Yargıtay kararlarının ortaya koyduğu önemli ayrımlar

Bu kararlar; raporun içeriği, temsil ve hukuki talep bakımından önemli ayrımlar içerir. Bozma kararı, davacının boşanma talebinin kesin olarak kabul edildiği veya dosyanın sonraki sonucunun belli olduğu şeklinde okunmamalıdır.

Sık sorulan sorular

Psikiyatri ilacı kullanılması boşanma için yeterli midir?

Hayır. İlaç kullanılması tedaviye ilişkin bir veridir. TMK 165’teki hastalık, çekilmezlik ve resmî kurul raporuyla belirlenmesi gereken iyileşme olanağı koşulları ayrıca aranır.

Depresyon, bipolar bozukluk veya şizofreni tanısı otomatik boşanma sebebi midir?

Hayır. Tanı adından hareketle otomatik kabul veya ret sonucu kurulamaz. Hastalığın somut seyri, iyileşme olanağı ve ortak hayat üzerindeki etkileri araştırılır.

Dava açılmadan önce resmî sağlık kurulu raporu almak zorunlu mudur?

Raporun önceden alınmış olması ayrı bir dava şartı değildir. Mahkemeden gerekli incelemenin yaptırılması istenebilir. Bununla birlikte TMK 165’e göre boşanma kararı için kanunun aradığı tıbbi koşulun belirlenmesi gerekir.

Özel hastane raporu veya tek hekim belgesi yeterli olur mu?

Bu belgeler tıbbi geçmişi destekleyebilir; ancak TMK 165’in aradığı resmî sağlık kurulu raporunun yerine tek başına geçmez.

Her psikiyatrik hastalıkta vasi atanması gerekir mi?

Hayır. Tanı, ayırt etme gücü ve kısıtlama şartları ayrı konulardır. Temsil yeteneği hakkında somut şüphe varsa gerekli inceleme yapılır.

Eşime vasi olarak atanmışsam ona karşı boşanma davası açabilir miyim?

Dava hakkı ile karşı tarafın temsili ayrı değerlendirilir. Yargıtayın 04.11.2025 tarihli kararında, davacı eşin vasi olduğu olayda yeni vasi atanması gerektiği belirtilmiştir. Temsil sorunu çözülmeden esasa geçilmemelidir.

Hastalığın üç yıl sürmesini beklemek gerekir mi?

Hayır. Yürürlükteki TMK 165’te üç yıllık hastalık süresi şartı bulunmamaktadır.

Altı aylık veya beş yıllık hak düşürücü süre var mıdır?

TMK 165 bakımından böyle özel süreler düzenlenmemiştir. TMK 168’de geçen altı ay ise ortak oturma yerine ilişkin mahkeme yetkisi ölçütüdür.

Evlilikten önceki hastalık nedeniyle TMK 165 davası açılabilir mi?

Evet; hastalığın önceden mevcut olması tek başına engel değildir. Üç kanuni koşul yine aranır. Evlenmeye engel hastalık iddiası ayrıca mutlak butlan yönünden değerlendirilebilir.

Hasta eş muayeneye gitmezse dava otomatik kazanılır mı?

Hayır. Muayeneye katılmama, kanuni koşulların kendiliğinden gerçekleştiğini göstermez. Mahkeme, gerekli incelemenin usulünü ve uygulanabilecek kanuni işlemleri belirler.

Hasta eş anlaşmalı boşanabilir mi?

Hastalık tanısı tek başına mutlak engel değildir. Ancak TMK 166/3’teki şartların ve özgür iradenin bulunması gerekir. Ayırt etme gücü olmayan eş bakımından vasi onayı, hâkimin eşleri bizzat dinlemesi ve serbest irade koşulunun yerine geçen sıradan bir çözüm değildir.

Akıl hastalığı nedeniyle boşanmada nafaka istenebilir mi?

Evet, koşulları varsa talep edilebilir. Geçici tedbirler ile yoksulluk nafakası farklı hükümlere tabidir; hastalık tanısı sonucu tek başına belirlemez.

Hasta eşten mutlaka maddi ve manevi tazminat alınır mı?

Hayır. TMK 174’ün koşulları ayrıca aranır. Hastalık nedeniyle iradi olmayan davranışlardan otomatik kusur ve tazminat sonucu çıkarılamaz.

Velayet her durumda sağlıklı eşe mi verilir?

Tanı tek başına yeterli değildir. Çocuğun üstün yararı, bakım kapasitesi, hastalığın etkileri ve ebeveynin hukuki durumu değerlendirilir. Gerektiğinde velayet ve kişisel ilişki için uygun koruyucu tedbirler alınır.

Davanın ne kadar süreceği önceden kesin olarak söylenebilir mi?

Hayır. Sağlık kurulu incelemesi, vesayet işlemleri, deliller, tebligatlar ve kanun yolu süreci süreyi etkileyebilir. Dosya görülmeden kesin süre veya sonuç taahhüdü verilemez.

Mevzuat ve karar kaynakları

Avukat & Uzman Arabulucu İlker Cebeci

Akıl hastalığına dayalı boşanma dosyalarında sağlık raporunu, temsil düzenini ve ortak hayatın somut koşullarını birlikte değerlendiriyoruz. Hukuki taleplerin, tıbbi incelemenin kapsamı ve tarafların kişisel hakları gözetilerek hazırlanmasını tavsiye ediyoruz.

Bu makale genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tıbbi tanı veya kişiye özel hukuki görüş yerine geçmez. Her uyuşmazlık kendi olayları, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir