TCK 100 Çocuk Düşürme Suçu: Cezası ve Şartları

TCK 100 çocuk düşürme suçu konusunu temsil eden kanun kitabı ve adalet terazisi

TCK 100 Çocuk Düşürme Suçu ve Cezası

Yazar: Avukat & Uzman Arabulucu İlker Cebeci
Son güncelleme:

TCK 100 çocuk düşürme suçu, gebelik süresi on haftadan fazla olan kadının çocuğunu isteyerek düşürmesini düzenler. Cezası bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Mahkûmiyet için gebeliğin süresi, kadının kasıtlı davranışı ve bu davranışla gerçekleşen sonuç arasındaki bağ kanıtlanmalıdır. Kendiliğinden düşük, tek başına suç oluşturmaz.

Kısa cevap: TCK 100’de eylemi gerçekleştiren gebe kadındır. Başka kişinin gebeliği sonlandırması ve kadının buna rıza göstermesi ise TCK 99 kapsamında ayrıca değerlendirilir. On haftalık eşik, tıbbi zorunluluk ve suç sonucu gebelik için öngörülen özel koşullar birbirinden ayrılmalıdır.

TCK 100 madde metni ve suçun unsurları

Türk Ceza Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir:

“Gebelik süresi on haftadan fazla olan kadının çocuğunu isteyerek düşürmesi halinde, bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.”

5237 sayılı Kanun 26 Eylül 2004’te kabul edilmiş, 12 Ekim 2004’te yayımlanmıştır. TCK 100, 1 Haziran 2005’te yürürlüğe girmiştir. Suç, ceninin doğum öncesindeki varlığının korunmasına yöneliktir. Bu koruma, gebeliğin her sona ermesini cezalandıran sınırsız bir yasak anlamına gelmez.

Fail ve mağdur kimdir?

Fail yalnızca gebe kadın olabilir; bu nedenle düzenleme bir özgü suçtur. Diğer kişilerin sorumluluğu, katkılarının niteliğine göre iştirak hükümleri veya TCK 99 çerçevesinde değerlendirilir. Kadının evli olması suçun unsuru değildir. Evlilik, aile ilişkisi veya gebeliğin istenmemesi tek başına suçun işlendiğini göstermez.

Mağdurun kimliği öğretide tartışmalıdır. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 4 Temmuz 2022 tarihli, E.2021/18455, K.2022/7329 sayılı kararında mağdur cenin olarak kabul edilmiştir. Bu yaklaşım, her yakının otomatik olarak davaya katılabileceği anlamına gelmez; suçtan doğrudan zarar görme ve kanun yoluna başvurma yetkisi ayrıca incelenir.

TCK 100 bakımından temel inceleme
UnsurAranan koşulİspat konusu
GebelikOn haftadan fazla gebelikGebeliğin varlığı, canlılığı ve ilgili tarihteki süresi
DavranışKadının kendi çocuğunu düşürmeye yönelik eylemiFiili kimin gerçekleştirdiği ve eylemin niteliği
Kastİsteyerek hareket etmeKadının bilgisi, iradesi ve olay koşulları
NeticeDüşüğün eylem nedeniyle gerçekleşmesiTıbbi nedenler, nedensellik ve alternatif açıklamalar

On haftalık sınır, kast ve hata nasıl değerlendirilir?

Kanun “on haftadan fazla” gebelik arar. Onuncu haftaya girilmiş olmasıyla on haftanın aşılması aynı değildir. Süre; muayene tarihleri, ultrason bulguları ve diğer tıbbi kayıtlar üzerinden uzman değerlendirmesiyle belirlenmelidir. Birbirini tutmayan kayıtlardan sanık aleyhine varsayım çıkarılamaz.

Gebeliğin on haftayı aşmadığı durumda kadının eylemi TCK 100’deki süre unsurunu karşılamaz. Ancak bu sonuç, gebeliğe yönelik her işlemin sağlık mevzuatı bakımından serbest olduğu veya müdahalede bulunan üçüncü kişinin sorumsuz olduğu anlamına gelmez.

Kendiliğinden düşük veya dikkatsizlik suç mudur?

TCK 100 taksirli, yani dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ayrıca cezalandırmaz. Kendiliğinden gerçekleşen düşük, gebeliğin bilinmemesi veya tıbbi komplikasyon, isteyerek çocuk düşürmeyle eşitlenemez. Kanundaki “isteyerek” ibaresi nedeniyle düşürmeye yönelik irade özellikle araştırılır. Olası kastın yeterliliğine ilişkin yorum tartışması, yalnızca riskli davranıştan hareketle mahkûmiyet kurulmasına gerekçe olamaz.

Gebelik haftasının yanlış bilinmesi neyi değiştirir?

Kadının gebeliği veya süresini yanlış bilmesi, TCK 30/1 kapsamında suçun maddi unsurlarında hata yönünden değerlendirilir. Buna karşılık eylemin hukuken yasak olduğunu bilmemek farklıdır; TCK 30/4’teki haksızlık yanılgısının kusurluluğu kaldırması için kaçınılmaz olması gerekir. Bu iki hata türüne aynı koşullar uygulanmaz. Yanılgı iddiasının dayanağı ve kadına verilen tıbbi bilgi somut olarak araştırılır.

TCK 100 ile TCK 99 arasındaki fark nedir?

Temel ayrım, gebeliği sonlandıran eylemi kimin gerçekleştirdiğidir. TCK 100 kadının kendi eylemini, TCK 99 ise başka kişinin çocuk düşürtmesini düzenler. Tıbbi zorunluluk olmadan on haftayı aşan gebeliğin üçüncü kişi tarafından kadının rızasıyla sonlandırılmasında, kadının sorumluluğu TCK 99/2’nin ikinci cümlesinde ayrıca düzenlenmiştir. Yaptırımların benzerliği, bu iki hükmü aynı suç yapmaz.

Kadına uygulanan şiddet nedeniyle gebeliğin sona ermesi de otomatik olarak kadının çocuk düşürme suçu değildir. Üçüncü kişinin kastı ve ağır sonuca ilişkin kusuru değerlendirilerek TCK 99 veya kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama hükümleri gündeme gelebilir. Süreklilik gösteren baskı ve kötü muamele için eziyet suçunun koşulları ayrıca incelenir.

Canlı doğum gerçekleşmişse doğum sonrası davranışlar ayrı değerlendirilir. Yeni doğanın korunmasız bırakılması, koşulları varsa TCK 97 terk suçu kapsamında olabilir. Erken doğum, düşük ve doğumdan sonra gerçekleşen ölüm tıbben ve hukuken aynı olgular değildir.

Tıbbi zorunluluk ve suç sonucu gebelik

2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun’un 5 ve 6. maddeleri, gebeliğin sona erdirilmesine ilişkin tıbbi koşulları, rıza ve izin çerçevesini düzenler. On haftayı aşan gebelikte kanunun kabul ettiği tıbbi nedenler, yetkili hekim değerlendirmesi ve raporlama koşulları önem taşır. Acil durumlar ayrıca ele alınır.

Usulüne uygun, hukuken izin verilen tıbbi müdahaleyi suç saymak doğru değildir. Öte yandan yalnızca “zorunluydu” denilmesi de yeterli olmaz. Tıbbi nedenlerin kayıtlarla açıklanması gerekir. TCK 25/2’deki zorunluluk hâli ise ağır ve muhakkak tehlike, başka korunma olanağının bulunmaması ve orantılılık gibi kendi koşullarına tabidir; tıbbi endikasyonla otomatik olarak özdeşleştirilemez.

TCK 99/6, kadının mağduru olduğu bir suç sonucu oluşan ve yirmi haftayı aşmayan gebelikte; kadının rızasıyla, uzman hekimler tarafından hastane ortamında gerçekleştirilen sonlandırma için cezasızlık öngörür. Bu hüküm, kadının yirmi haftaya kadar kendi başına yapacağı her müdahaleyi serbest bırakan genel bir izin şeklinde okunamaz. Gebeliğin kaynağı, süresi ve müdahale koşulları birlikte değerlendirilir.

Teşebbüs, iştirak ve içtima

Teşebbüs: Kadının suçu işlemeye elverişli hareketlerle doğrudan başlamasına rağmen, elinde olmayan nedenlerle sonucu gerçekleştirememesi hâlinde TCK 35 incelenir. Salt düşünce veya hazırlık yeterli değildir. Gebeliğin bulunmaması gibi suçun konusuna ilişkin durumlar da ayrıca değerlendirilir.

Gönüllü vazgeçme: TCK 36 uyarınca icra hareketlerinden gönüllü vazgeçilmesi veya neticenin kişinin kendi çabasıyla önlenmesi teşebbüsten cezalandırılmamayı sağlayabilir. Tamamlanan başka bir suç varsa onun sorumluluğu saklıdır. Suç tamamlandıktan sonraki pişmanlık, gönüllü vazgeçme değildir.

İştirak: TCK 40/2 gereğince özgü suçun özel fail niteliğini taşımayan kişi, koşulları varsa azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilir. Üçüncü kişinin gebeliği doğrudan sonlandırması ise TCK 99 bakımından incelenir. Akrabalık, olaydan haberdar olma veya hastaneye refakat etme tek başına suç ortaklığı değildir; bilerek ve isteyerek sağlanan somut katkı belirlenmelidir.

İçtima: Aynı gebeliğin sonlandırılmasına yönelik birden fazla hareket, sırf sayıları nedeniyle birden fazla tamamlanmış suç oluşturmaz. Ayrı fiiller veya başka suçların unsurları varsa TCK 42–44 çerçevesinde değerlendirme yapılır. Farklı gebelikler veya farklı suç konuları için otomatik zincirleme suç indirimi uygulanamaz. TCK 100’de özel bir nitelikli hâl ya da kadının kendi sağlığının zarar görmesine bağlı ayrı bir ağırlaştırılmış ceza düzenlenmemiştir.

Çocuk düşürme suçunun cezası ne kadardır?

Kanun bir yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörür. Aynı suç için bu iki ceza birlikte verilmez. Hapis seçilirse, özel alt sınır gösterilmediğinden TCK 49’daki bir aylık genel alt sınır dikkate alınır. Bunlar temel ceza sınırlarıdır; uygulanabilir indirimlerden sonraki sonuç ceza ayrıca belirlenir.

Adli para cezası nasıl hesaplanır?

Önce gün sayısı, ardından kişinin ekonomik ve diğer şahsi durumuna göre bir gün karşılığı tutar belirlenir. TCK 61/9 gereğince seçimlik para cezasının temel gün sınırları, suç için öngörülen hapis cezasının alt ve üst sınırlarıyla bağlantılıdır. TCK 52’deki genel gün aralığı, bu özel kural göz ardı edilerek uygulanamaz. Artırım ve indirimler gün üzerinden yapıldıktan sonra sonuç gün sayısı günlük tutarla çarpılır.

Güncel bir gün karşılığı tutar 100–500 TL arasındadır. Bu değişiklik, 7499 sayılı Kanun’un 9 ve 40. maddeleri uyarınca 1 Haziran 2024’te yürürlüğe girmiştir. Daha önceki fiillerde TCK 7 uyarınca lehe kanun değerlendirmesi yapılır; güncel tutarlar sırf karar bugün veriliyor diye geçmiş fiile uygulanamaz.

Varsayımsal hesap: Sonuç ceza 60 gün ve günlük tutar 100 TL belirlenmişse toplam 6.000 TL olur. Bu örnek, TCK 100 için sabit bir tarife veya belirli dosyada verilecek ceza değildir.

Hapis cezası sonradan para cezasına çevrilebilir mi?

TCK 50/2 burada önemlidir: Kanunda hapis ile adli para cezası seçenek olarak gösterilmişken mahkeme hapsi seçerse, bu hapis sonradan adli para cezasına çevrilemez. Başlangıçta doğrudan para cezasının seçilmesi mümkündür. Para cezası dışındaki seçenek yaptırımlar ise kendi kanuni koşullarıyla ayrıca değerlendirilir.

Deliller ve Yargıtay kararları

İspat yalnızca düşük yaşandığının gösterilmesinden ibaret değildir. Gebeliğin haftası, sonlanmanın nedeni, kadının davranışı ve kastı birlikte araştırılır. Ultrason ve muayene kayıtları, hastane başvuruları, patoloji ve diğer tıbbi incelemeler, tanık anlatımları ve hukuka uygun dijital kayıtlar farklı sorulara cevap verebilir. Tek bir mesaj veya reçete, bütün unsurları kendiliğinden kanıtlamaz.

On haftanın aşıldığı kanıtlanamazsa

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 4 Temmuz 2022 tarihli, E.2021/18455, K.2022/7329 sayılı kararında, gebeliğin onuncu haftadan sonra sona erdiğini gösteren kesin delil bulunmaması karşısında mahkûmiyet kurulması hukuka aykırı görülmüştür. Hüküm, beraat gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Kararın sonucu, Yargıtayın doğrudan kurduğu bir beraat hükmü değildir.

Düşük ile erken doğum ayrımının araştırılması

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 5 Nisan 2011 tarihli, E.2010/14557, K.2011/2772 sayılı kararında, tıbbi kayıtlarla anlatımlar arasındaki uyumsuzluklar ve doğumun canlı gerçekleşip gerçekleşmediği gibi hususların araştırılması gerektiği değerlendirilmiştir. Kanun yararına bozma kararı, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itirazın reddiyle ilgilidir; kesinleşmiş bir mahkûmiyet tespiti değildir. Soruşturmayı sürdürmeye yeterli şüphe ile mahkûmiyet için gereken kesinlik farklıdır.

Savunma hakkı ve sağlık verilerinin korunması

Şüpheli ve sanık; isnadı öğrenme, müdafi yardımından yararlanma, susma ve lehine delillerin toplanmasını isteme haklarına sahiptir. Tıbbi çelişkiler için ek rapor veya uzman incelemesi talep edilebilir. Kayıtların tamamı, tarihleri ve elde edilme yöntemi önem taşır. Sağlık verileri yetkili merciler aracılığıyla, gerekli kapsamda temin edilmeli; kişisel hesaplara izinsiz girilmemeli ve belgeler değiştirilmemelidir.

Şikâyet, uzlaştırma, önödeme ve görevli mahkeme

TCK 100 şikâyete bağlı değildir. Savcılık suç şüphesini öğrendiğinde resen soruşturma yürütebilir. Eşin veya başka bir kişinin şikâyetten vazgeçmesi, kamu davasını kendiliğinden düşürmez. Şüpheli kadının kendi fiili bakımından TCK 100’e özgü bir soruşturma izni şartı yoktur.

Yetişkin şüpheli bakımından suç, CMK 253 uyarınca uzlaştırma kapsamında değildir. Suça sürüklenen çocuklarda üç yıllık üst sınırla birlikte mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek kişi ya da özel hukuk tüzel kişisi olması koşulu da aranır. Cenin ve suçtan zarar gören sıfatı değerlendirilmeden, yalnız cezanın üst sınırına bakılarak çocuk dosyasında uzlaştırmanın mutlaka uygulanacağı söylenemez.

Önödeme uygulanmaz. Suç yalnız para cezası gerektiren bir suç değildir; hapis üst sınırı altı ayı aşar ve TCK 75’teki özel listede de yer almaz. Hâkimin daha sonra para cezasını seçebilmesi bu sonucu değiştirmez.

Yetişkin sanık için görevli mahkeme kural olarak asliye ceza mahkemesidir; dayanak 5235 sayılı Kanun’un 11. maddesidir. Suç tarihinde çocuk olan kişilerde çocuklara özgü görev ve usul hükümleri gözetilir. Yer bakımından yetki, CMK 12 uyarınca kural olarak suçun işlendiği yere göre belirlenir.

Basit yargılama uygulanabilir mi?

Ceza sınırı bakımından TCK 100, CMK 251’deki basit yargılamaya elverişlidir. Uygulama otomatik değildir; mahkemenin kararı, dosyanın aşaması ve kanuni istisnalar önemlidir. Yaş küçüklüğü gibi dışlama nedenleri ayrıca kontrol edilir. Duruşma günü belirlendikten sonra bu usul uygulanamaz. Usul seçilirse yazılı beyan ve savunma için iki hafta verilir; mahkûmiyet hâlinde sonuç ceza dörtte bir indirilir.

CMK 252 kapsamında itiraz üzerine genel usule geçilmesi ve indirimin korunup korunmaması, itiraz eden kişiye göre değerlendirilir. Sanığın itirazı hâlinde dörtte birlik indirim kural olarak korunmaz. Seri muhakeme farklı bir usuldür ve TCK 100 bu usulün suç listesinde bulunmaz.

TCK 100 nedeniyle tutuklama kararı verilebilir mi?

Yalnız TCK 100 isnadı bakımından, cezanın üst sınırı ve suçun niteliği nedeniyle CMK 100/4’teki tutuklama yasağı uygulanır. Bu değerlendirme, dosyada ayrıca isnat edilen başka bir suçun kendi koşullarıyla incelenmesine engel değildir.

CMK 109/2, tutuklama yasağı bulunan hâllerde de koşulları varsa adli kontrol uygulanabilmesine imkân tanır. Bunun için kanuni nedenlerin ve ölçülülüğün ayrıca gerekçelendirilmesi gerekir. Suç şüphesinin bulunması, otomatik olarak imza yükümlülüğü veya yurt dışına çıkış yasağı doğurmaz. Tedbirin kaldırılması ya da değiştirilmesi istenebilir; karara karşı kanuni itiraz yolu kullanılabilir.

HAGB, erteleme ve etkin pişmanlık

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB): TCK 100’ün ceza sınırı bu kuruma elverişlidir. Ancak önceki kasıtlı mahkûmiyet, yeniden suç işlemeyeceği yönündeki kanaat ve varsa giderilmesi gereken zarar gibi CMK 231 koşulları ayrıca incelenir. İlk kez yargılanmak tek başına HAGB garantisi değildir.

7589 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle düzenlenen güncel HAGB hükümleri esas alınmalıdır. Kanun 16 Temmuz 2026’da kabul edilmiş, 31 Temmuz 2026’da yayımlanmış; bu değişiklik aynı gün yürürlüğe girmiştir. Güncel düzenleme, TCK 100 yönünden genel bir HAGB yasağı getirmemektedir.

Hapis cezasının ertelenmesi: TCK 51’deki koşullar varsa değerlendirilebilir. Önceki mahkûmiyet ve mahkemenin kanaati önemlidir. Erteleme, mahkûmiyeti ortadan kaldıran beraat kararı değildir. HAGB ile aynı hukuki sonucu doğurmaz.

Etkin pişmanlık: TCK 100 için özel bir etkin pişmanlık hükmü bulunmaz. Sonradan duyulan pişmanlık, kendiliğinden cezasızlık sağlamaz. Takdiri indirim, gönüllü vazgeçme ve etkin pişmanlık birbirinden farklı kurumlardır. Hükmedilen ceza ile infaz kurumunda geçirilecek süre de aynı şey değildir; dosya görülmeden “yatarı yok” denilemez.

Dava zamanaşımı ve kanun yolları

Yetişkin fail bakımından olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır (TCK 66/1-e). Tamamlanmış suçta tamamlanma, teşebbüste son hareket tarihi dikkate alınır. Savcı huzurunda ifade, hâkim tarafından sorgu, iddianame ve mahkûmiyet gibi kanunda sayılan işlemlerin kesme etkisi; durma nedenleri ve kişinin suç tarihindeki yaşı ayrıca hesaplanmalıdır. Kesilme hâlinde süre en fazla yarısı kadar uzar; durma süreleri ayrı değerlendirilir. Bu nedenle her dosya için “olaydan sekiz yıl sonra kesin biter” denilemez.

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 5 Temmuz 2022 tarihli, E.2021/3468, K.2022/7483 sayılı kararında, son kesici işlemden itibaren sekiz yıllık sürenin dolması nedeniyle hüküm bozulmuş ve kamu davası zamanaşımından düşürülmüştür. Bu karar, beraatin onanması şeklinde aktarılmamalıdır.

Ceza zamanaşımı ise kesinleşmiş cezanın infazıyla ilgilidir. TCK 68’de, beş yıla kadar hapis ve adli para cezaları için on yıllık temel süre öngörülür. Başlangıç, yaş, durma ve kesilme hükümleri ayrıca incelenir; dava zamanaşımıyla aynı hesap değildir.

Kanun yolu önce kararın türüne ve başvuruya açık olup olmadığına göre belirlenir. Güncel sistemde istinafa açık hükümlerde süre, gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren iki haftadır (CMK 273). Temyize açık kararlarda da gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre vardır (CMK 291); her istinaf kararı temyize açık değildir.

Güncel HAGB kararlarında CMK 231/12’nin istinaf düzenlemesi ve CMK 272/3’teki istisnalar birlikte değerlendirilir. İtiraza tabi kararlarda genel süre, kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır (CMK 268). Özellikle 1 Haziran 2024’ten önce verilmiş kararlar için geçiş hükümleri kontrol edilmelidir; eski bir karardaki kanun yolu ve süre bugünkü dosyaya aynen taşınamaz.

Varsayımsal örnekler ve pratik adımlar

Örnek 1: Kayıtlarda gebelik haftası konusunda çelişki bulunuyor ve uzman incelemesiyle on haftanın aşıldığı kesinleştirilemiyorsa, süre unsuru varsayımla tamamlanamaz. Düşüğün gerçekleşmiş olması tek başına mahkûmiyet için yeterli değildir.

Örnek 2: Tıbbi zorunluluk bulunmadan on haftayı aşan gebelik, kadının rızasıyla üçüncü kişi tarafından sonlandırılmışsa, kadının ve müdahaleyi yapanın sorumluluğu TCK 99/2 kapsamında ayrı ayrı incelenir. Kadının rızası bulunması, eylemi otomatik olarak TCK 100 yapmaz.

Örnek 3: Gebelik kendiliğinden sona ermiş ve kasıtlı eylemle nedensellik kurulamamışsa, sırf daha önce gebeliğin istenmediğinin söylenmesi TCK 100’den ceza verilmesine yeterli olmaz.

Bir soruşturmada öncelikle isnat edilen fiilin tarihi ve niteliği öğrenilmeli; ilgili sağlık kurumları ve mevcut kayıtlar belirlenmelidir. Lehe ve aleyhe deliller birlikte değerlendirilmek üzere toplanmalı, tıbbi belirsizlikler uzman incelemesine sunulmalıdır. Tebligatlar ve kanun yolu süreleri ayrıca takip edilmelidir. İsnat altındaki kişinin suçsuzluğunu ispatlaması beklenmez; suçun unsurlarını kanıtlama yükü iddia makamındadır.

Sık sorulan sorular

TCK 100 çocuk düşürme suçu kaç yıl hapis gerektirir?

Bir yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülür. Hapis tercihinde TCK 49’daki bir aylık genel alt sınır dikkate alınır. Somut sonuç, temel ceza ve uygulanabilir indirimler üzerinden belirlenir.

On haftalık gebelik TCK 100 için yeterli midir?

Kanun on haftadan fazla gebelik arar. Onuncu haftaya girilmesi yeterli değildir. Sınırın aşıldığı, ilgili tarihler ve tıbbi veriler üzerinden belirlenmelidir.

Kendiliğinden düşük yaşanması soruşturma için suç kanıtı mıdır?

Hayır. Düşük gerçekleşmesi ile isteyerek çocuk düşürme aynı değildir. Kasıtlı davranışın ve sonuçla bağlantısının kanıtlanması gerekir; tıbbi nedenler araştırılmalıdır.

Kadının kürtaja rıza göstermesi her zaman TCK 100 müdür?

Hayır. Müdahaleyi üçüncü kişi gerçekleştiriyorsa TCK 99 değerlendirilir. On haftayı aşan gebelikte tıbbi zorunluluk olmadan rıza gösteren kadının sorumluluğu TCK 99/2’de ayrıca düzenlenmiştir.

Çocuk düşürme suçunda eşin şikâyeti gerekli midir?

Hayır. Suç resen soruşturulur. Eşin şikâyet etmemesi veya vazgeçmesi dosyayı kendiliğinden kapatmaz. Davaya katılma hakkı da şikâyetten ayrı değerlendirilir.

Adli para cezası seçeneği varsa önödeme yapılabilir mi?

Hayır. TCK 100’ün yaptırım yapısı ve hapis üst sınırı önödeme koşullarını karşılamaz; suç özel listede de bulunmaz. Mahkemenin para cezası seçebilmesi önödeme hakkı oluşturmaz.

Hapis cezası verilirse sonradan para cezasına çevrilebilir mi?

TCK 50/2 nedeniyle, bu suçta hapis seçildikten sonra adli para cezasına çevirme yapılamaz. Mahkemenin başlangıçta doğrudan adli para cezasını seçmesi ise mümkündür.

TCK 100 bakımından tutuklama mümkün müdür?

Yalnız bu isnat bakımından CMK 100/4’teki tutuklama yasağı uygulanır. Başka bir suç isnadı kendi koşullarıyla incelenir. Adli kontrol ise ayrıca kanuni neden ve ölçülülük değerlendirmesi gerektirir.

İlk kez suçlanan kişi mutlaka HAGB alır mı?

Hayır. Ceza sınırının uygunluğu tek başına yeterli değildir. Önceki mahkûmiyet, mahkemenin kanaati ve diğer CMK 231 koşulları birlikte değerlendirilir. HAGB beraat değildir.

Gebelik bir suç sonucu oluşmuşsa yirmi haftaya kadar her müdahale serbest midir?

Hayır. TCK 99/6; gebeliğin suç sonucu oluşmasını, süreyi, kadının rızasını ve uzman hekimlerce hastane ortamında sonlandırmayı birlikte arar. Kendi başına müdahaleye sınırsız izin vermez.

Suç tarihinde on sekiz yaşından küçük olmak neyi değiştirir?

Ceza sorumluluğu ve indirimler, zorunlu müdafilik, görevli mahkeme ve zamanaşımı yaşa göre değerlendirilir. Çocuklarda uzlaştırma için yalnız ceza sınırı yeterli değildir; diğer kanuni koşullar da incelenir.

Sekiz yıl geçince dava mutlaka düşer mi?

Hayır. Sekiz yıl yetişkinler için olağan süredir. Başlangıç, kesilme, durma ve yaş değerlendirilmeden kesin sonuç kurulamaz. Zamanaşımı nedeniyle düşme kararı da beraat kararı değildir.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir