
Türk Ceza Hukuku · TCK 96
TCK Madde 96 Eziyet Suçu ve Cezası
Eziyet suçu, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve belirli bir süreç içinde sistematik biçimde gerçekleştirilen, bedensel veya ruhsal acı veren ya da aşağılayan davranışları kapsar. TCK 96’da temel ceza 2–5 yıl, nitelikli hâllerde 3–8 yıl hapistir. Her tartışma, tek darp veya ilişki sorunu eziyet değildir; olayın bütünü ve hukuka uygun deliller belirleyicidir.
TCK 96 eziyet suçu nedir?
Eziyet suçu, insan onurunu zedeleyen ve bir süreç içinde sistematik nitelik kazanan davranışlarla kişiye bedensel veya ruhsal acı verilmesidir. Kanun, eziyet sayılabilecek hareketleri tek tek sıralamaz. Maddenin gerekçesi ve yargısal yorum; davranışların sürekliliğini, ağırlığını, birbirini tamamlamasını ve mağdur üzerindeki etkisini birlikte değerlendirir. Bu nedenle hukuki anlamdaki eziyet, günlük dilde kullanılan “çok sıkıntı verme” ifadesinden daha dar ve belirli bir kavramdır.
Suç, Türk Ceza Kanunu’nun kişilere karşı suçlar kısmındaki “İşkence ve Eziyet” bölümünde düzenlenmiştir. Korunan değerler insan onuru, beden ve ruh bütünlüğüdür. Kanuni çerçeveye Adalet Bakanlığının yayımladığı Türk Ceza Kanunu, madde 96 üzerinden ulaşılabilir.
Mahkûmiyet için olayın yalnızca rahatsız edici veya ahlaken yanlış bulunması yeterli değildir. İsnat edilen fiillerin, failin kastının ve suçun ayırt edici özelliklerinin ceza muhakemesinde gereken kesinlikle kanıtlanması gerekir. Buna karşılık görünür yara olmaması veya tarafların aile üyesi olması, suç ihtimalini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Eziyet suçunun cezası kaç yıldır?
TCK 96/1’de temel ceza 2 yıldan 5 yıla kadar hapistir; suçun kadına karşı işlenmesinde bu fıkranın alt sınırı 2 yıl 6 aydır. İkinci fıkrada sayılan mağdur veya yakınlık özellikleri varsa 3–8 yıl hapis uygulanır. Bunlar kanuni ceza aralıklarıdır; mahkemenin somut olay için belirleyeceği sonuç ceza, uygulanabilir artırım ve indirimlerden sonra ortaya çıkar.
| Suçun şekli | Hüküm | Hapis cezası | Temel usul |
|---|---|---|---|
| Temel eziyet | TCK 96/1 | 2–5 yıl | Resen soruşturma; uzlaştırma yok |
| Kadına karşı temel hâl | TCK 96/1 son cümle | 2 yıl 6 ay–5 yıl | Resen soruşturma; uzlaştırma yok |
| Çocuk, gebe veya kendini savunamayacak mağdur | TCK 96/2-a | 3–8 yıl | Resen soruşturma; uzlaştırma yok |
| Üstsoy, altsoy, babalık, analık, eş veya boşanılan eş | TCK 96/2-b | 3–8 yıl | Resen soruşturma; uzlaştırma yok |
Bu şekillerin tümünde yetişkin sanığın yargılanacağı mahkeme, özel görev veya bağlantı durumu bulunmadıkça asliye ceza mahkemesidir. Kadın mağdur aynı zamanda eş, boşanılan eş, çocuk veya gebe ise ikinci fıkranın 3–8 yıllık aralığı esas alınır; 2 yıl 6 aylık alt sınır buna eklenen bağımsız bir ceza değildir.
2021 ve 2022 değişiklikleri eski olaylara uygulanır mı?
Boşanılan eşin TCK 96/2-b’ye eklenmesi 7331 sayılı Kanunla, 14 Temmuz 2021’de; kadına karşı temel hâlin alt sınırının yükselmesi 7406 sayılı Kanunla, 27 Mayıs 2022’de yürürlüğe girmiştir. Daha ağır hüküm, tamamlanmış eski fiile geriye yürütülemez. Suç tarihi, süregelen davranışların hangi tarihte sona erdiği ve TCK 7 uyarınca lehe kanun karşılaştırması birlikte ele alınmalıdır.
Mahkeme, TCK 61 uyarınca eylemin işlenişini, zarar ve tehlikenin ağırlığını, kastın yoğunluğunu ve diğer kanuni ölçütleri gerekçelendirir. Aynı olgu hem nitelikli hâl hem de bağımsız artırım sebebi gibi iki kez sayılamaz. Takdiri indirim de yalnızca sanığın duruşmadaki görünümü veya biçimsel davranışı nedeniyle otomatik uygulanmaz.
Eziyet suçunu kim işleyebilir, mağdur kim olabilir?
Eziyet suçunu herhangi bir gerçek kişi işleyebilir; failin kamu görevlisi, aile üyesi veya mağdurun bakımından sorumlu kişi olması zorunlu değildir. Mağdur da herhangi bir gerçek kişi olabilir. Fail ve mağdur arasındaki yaş, akrabalık veya savunmasızlık ilişkisi, suçun varlığından ayrı olarak nitelikli hâlin uygulanmasını etkiler. Tüzel kişiler hakkında ise gerçek kişilere özgü hapis cezası kurulamaz.
Birlikte yaşama veya ekonomik bağımlılık, sistematik baskının anlaşılmasında önem taşıyabilir; fakat TCK 96’nın genel şartı değildir. İşyerindeki yönetici, özel bakım kuruluşunda çalışan kişi, aile dışından biri veya yaşı ceza sorumluluğuna elverişli bir çocuk da somut koşullarda fail olabilir. Bir kurumda çalışmak, kurumun bütün yöneticilerini otomatik olarak suç ortağı yapmaz.
Kamu görevlisinin tümüyle özel ilişkisindeki davranışları da TCK 96 kapsamında değerlendirilebilir. Kamu gücünün veya görevin sağladığı otoritenin kullanıldığı olayda ise öncelikle TCK 94 işkence suçunun unsurları araştırılır. Dolayısıyla “kamu görevlisi asla eziyet işleyemez” önermesi de “her kamu görevlisi saldırısı işkencedir” önermesi de doğru değildir.
Hangi davranışlar eziyet sayılır; sistematiklik nasıl belirlenir?
Davranışların bir bütün olarak insan onuruyla bağdaşmayan, acı verici veya aşağılayıcı bir sürece dönüşmesi gerekir. Aynı hareketin tekrar edilmesi şart değildir; farklı yöntemler birbirini tamamlayabilir. Kanunda belirli bir gün sayısı veya asgari tekrar adedi yoktur. Süre, sıklık, yoğunluk, mağdur üzerindeki denetim ve hareketler arasındaki bağlantı birlikte değerlendirilir.
Davranışların bütünü
Sürekli tehdit, aşağılama, uyutmama veya temel ihtiyaçları cezalandırma amacıyla engelleme aynı baskı sürecinin parçaları olabilir. Her hareketin ayrı başına ağır yaralama meydana getirmesi aranmaz.
Ağırlık ve etki
Mağdurun yaşı, sağlık durumu, fiilî bağımlılığı ve kaçınma imkânı önemlidir. Bununla birlikte yalnızca kişinin kendisini incinmiş hissetmesi, kanuni ağırlık eşiğinin aşıldığını tek başına kanıtlamaz.
Tek tokat veya tek kavga eziyet suçu oluşturur mu?
Ani gelişen tek darp, başka bir süreklilik veya sistematik davranış kanıtlanmamışsa genellikle kasten yaralama kapsamında incelenir. Ancak tek olay anlatımı içinde saatlerce süren farklı davranışlar bulunabilir; olayın takvimde tek güne rastlaması, sistematikliği tek başına dışlamaz. Esas olan olay sayısını mekanik biçimde saymak değil, hukuken anlamlı sürecin varlığını belirlemektir.
Tekrarlanan her kavga da otomatik olarak tek bir eziyet suçu değildir. Olaylar arasındaki bağ, failin genel tutumu, kesintiler ve her fiilin gerçekleşme şartları gösterilmelidir. Mahkûmiyet gerekçesinde yalnızca “sürekli şiddet uyguladı” denilmesi yerine hangi hareketin hangi delille sabit görüldüğü açıklanmalıdır.
Kalıcı hastalık veya ağır yaralanma şart mı?
TCK 96, oluşması için kemik kırığı, kalıcı psikiyatrik hastalık veya iş göremezlik raporu aranan bir suç değildir. Bununla birlikte davranışın eziyet niteliği ve kişi üzerindeki etkisi somutlaştırılmalıdır. İleri sürülen bedensel ya da ruhsal zarar ile fiiller arasındaki nedensellik ve bu zararın faile yüklenebilirliği, gerektiğinde uzman incelemesiyle değerlendirilir.
Psikolojik şiddet ve mobbing eziyet suçu olabilir mi?
Fiziksel temas bulunmadan da eziyet suçu oluşabilir; ancak her psikolojik baskı veya mobbing iddiası TCK 96 değildir. Süreç hâlindeki davranışların insan onuruyla bağdaşmayan ağırlığa ulaşması, mağdura ruhsal acı vermesi veya onu aşağılaması ve kastla gerçekleştirilmesi gerekir. İş hukukundaki psikolojik taciz değerlendirmesi ile ceza hukukunun suç ve ispat koşulları aynı değildir.
Sürekli aşağılamanın, tehditlerle dış dünyadan yalıtmanın veya temel ihtiyaçları bir cezalandırma aracına dönüştürmenin etkisi, olayın bütününe göre araştırılır. Sıradan iş organizasyonu, haklı performans denetimi, tek bir kaba söz veya tarafların birbirinden uzaklaşması kendi başına eziyet sayılmaz. Haklı bir yönetim kararı bulunması ise bunun yanında yürütülen bağımsız aşağılayıcı davranışları meşrulaştırmaz.
Psikolojik zararın değerlendirilmesinde uzman muayeneleri, dönemsel sağlık kayıtları, olayla eş zamanlı mesajlar ve doğrudan gözleme dayalı tanık anlatımları yararlı olabilir. Rapor, iddianın tıbbi boyutunu açıklar; failin kimliği ve suçun hukuki vasfı hakkında mahkemenin yerine karar vermez. İşyerindeki olay ayrıca işçilik alacağı, kişilik hakkının korunması veya tazminat yollarını gündeme getirebilir.
Eziyet suçunun nitelikli hâlleri nelerdir?
TCK 96/2, mağdurun özel korunma ihtiyacını veya faille arasındaki belirli aile bağlarını esas alarak cezayı 3–8 yıla yükseltir. Sayılan hâller kıyasla genişletilemez. Mağdurun özellikleri ve failin bunlara ilişkin bilgisi somut olayda incelenir. Birden çok nitelikli özellik bulunması, her özellik için otomatik olarak ayrı ceza veya yeni bir kat artırım yapılması anlamına gelmez.
Çocuk, savunamayacak kişi ve gebe mağdur
TCK bakımından on sekiz yaşını doldurmamış kişi çocuktur. Çocuğun fiziksel olarak güçlü görünmesi veya kendisini savunabilmesi, çocuk olmasına bağlı nitelikli hâli ortadan kaldırmaz. Buna karşılık yetişkin bir mağdurun kendisini savunamayacak durumda olup olmadığı; hastalık, engellilik, bilinç durumu ve somut saldırı koşullarıyla değerlendirilir.
İleri yaş veya belirli bir tanı tek başına yeterli bir etiket değildir; olayda savunma imkânını nasıl etkilediği araştırılır. Gebe kadına karşı eziyet de ikinci fıkra kapsamındadır. Nitelikli hâlin maddi koşullarında hata bulunduğu savunuluyorsa TCK 30 çerçevesinde failin bilgisi ve hatanın hukuki etkisi ayrıca değerlendirilir.
Eşe, boşanılan eşe ve diğer yakınlara eziyet
Üstsoy ve altsoy; anne, baba, büyükanne, büyükbaba, çocuk ve torun gibi dikey hısımlık bağını ifade eder. Kanunda ayrıca babalık veya analık ile eş ve boşanılan eş sayılır. Babalık ve analık kavramları üvey ebeveyn ilişkileri yönünden önem taşır; soybağı veya aile ilişkisi varsayımla değil, hukuki ve fiilî kayıtlarla belirlenmelidir.
Evlilik devam ederken ayrı evlerde yaşamak eş sıfatını ortadan kaldırmaz. Boşanılan eş bakımından ise 14 Temmuz 2021 değişikliği ve suç tarihi önemlidir. Evlat edinme ilişkisinin ceza hukuku yönünden sonucu, özellikle yetişkin mağdur söz konusuysa, kıyas yasağı gözetilerek ayrıca değerlendirilmelidir; “her aile ilişkisi aynı nitelikli hâle girer” denilemez.
Eziyet suçunda kast, ihmal ve kusur nasıl değerlendirilir?
Eziyet kasten işlenebilen bir suçtur; TCK 96’da taksirli biçim düzenlenmemiştir. Failin davranışların niteliğini bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi aranır; özel bir itiraf alma, intikam veya disiplin amacı zorunlu unsur değildir. Olası kast iddiasında da sistematik davranışlara ilişkin bilinç ve neticeyi kabullenme somut olgularla gösterilmelidir. Sonucun ağır olması tek başına kastın kanıtı değildir.
Bakım vermemek veya aç bırakmak eziyet olabilir mi?
Hukuken bakım yükümlülüğü bulunan kişinin, imkânı olduğu hâlde temel ihtiyaçları bilerek ve sistematik biçimde karşılamaması eziyet yönünden incelenebilir. Buna karşılık maddi yoksunluk, bilgi eksikliği veya dikkatsizlik otomatik olarak eziyet kastı değildir. İhmal iddiasında yükümlülüğün kaynağı, fiilî müdahale imkânı, davranışın süresi ve amacı belirlenmelidir.
TCK 94/5’te işkencenin ihmali davranışla işlenmesine ilişkin özel hüküm bulunması, aynı hükmün eziyete kıyasla uygulanmasına izin vermez. Somut eylem; TCK 96 yanında terk, yardım veya bildirim yükümlülüğünün ihlali ya da aile hukukundan doğan yükümlülüğün ihlali bakımından da doğru nitelendirilmelidir. Bu suçların unsurları ve şikâyet kuralları birbirinden farklıdır.
Terbiye, rıza, haksız tahrik ve akıl hastalığı
Çocuğu eğitme, eş üzerinde otorite kurma veya işyerinde disiplin sağlama iddiası insan onuruna aykırı eziyeti hukuka uygun hâle getirmez. Mağdurun baskı altında sessiz kalması da rıza değildir. TCK 25’teki meşru savunma, devam eden veya gerçekleşmesi muhakkak haksız saldırıya karşı zorunlu ve orantılı savunma içindir; geçmişteki bir davranışı cezalandıran eziyet sürecini meşrulaştırmaz.
Haksız tahrik, hata, yaş küçüklüğü veya akıl hastalığı savunmaları kanuni koşullarıyla incelenir; ne peşinen kabul edilir ne de suçun adı nedeniyle inceleme dışı bırakılır. TCK 29 yönünden haksız fiil, bunun oluşturduğu hiddet veya şiddetli elem ve işlenen fiille bağlantı gerekçelendirilmelidir. Akıl hastalığı bakımından sırf tanı bulunması değil, suç anındaki algılama ve davranış yönlendirme yeteneği önemlidir.
Eziyet; işkence, yaralama ve kötü muameleden nasıl ayrılır?
Ayrım; failin sıfatı, eylemin kamu göreviyle bağlantısı, sistematiklik, mağdurla ilişki ve davranışın ağırlığı üzerinden yapılır. Aynı olay günlük dilde hem şiddet hem kötü muamele olarak anlatılabilir; ceza hukuku bakımından ise her suçun kanuni şartları ayrı incelenir. Eziyet sabit görülmemesi, kanıtlanan tekil yaralama veya tehdit fiilinin de cezasız kalacağı anlamına gelmez.
| Suç | Ayırt edici koşul | Eziyetle ilişkisi |
|---|---|---|
| Eziyet — TCK 96 | Herkes fail olabilir; insan onurunu zedeleyen sistematik süreç | Bedensel veya ruhsal acı ve aşağılayıcı davranışlar birlikte değerlendirilir. |
| İşkence — TCK 94 | Kamu görevlisi ve kamu gücü/görev bağlantısı | Sırf davranış ağır olduğu için özel kişinin fiili işkenceye dönüşmez; iştirak hükümleri saklıdır. |
| Kasten yaralama — TCK 86–87 | Vücuda acı verme veya sağlık/algılama yeteneğinde bozulma | Tekil fiille işlenebilir. Sistematik süreç ve ağır sonuç varsa içtima ayrıca değerlendirilir. |
| Kötü muamele — TCK 232 | Aynı konutta yaşama veya kanundaki bakım/terbiye ilişkisi | İlişki ve fiilin ağırlığı önemlidir; eziyetin veya ayrı yaralama suçunun yerine otomatik uygulanmaz. |
| Israrlı takip — TCK 123/A | Israrlı takip/temas girişimiyle ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi | Takibin kendine özgü unsurları vardır; her tekrar eden mesaj eziyet değildir. |
Bedensel bulgunun hukuki karşılığını ve ağır yaralama sonuçlarını değerlendirmek için kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama hükümleri ayrıca incelenmelidir. Kötü muamele suçunda ise aynı evde yaşayanlar arasında akrabalık zorunlu değildir; TCK 232/2’nin kapsamı bakım, eğitim veya disiplin ilişkisi üzerinden belirlenir.
Eziyet sonucunda ağır yaralanma veya ölüm olursa TCK 95 uygulanır mı?
Hayır. TCK 95, TCK 94 kapsamındaki işkencenin ağır neticelerini düzenler; eziyet suçuna kıyasla uygulanamaz. Eziyet sürecinde ağır yaralanma veya ölüm oluşursa, yaralama ve öldürme suçları ile bunların ağır neticeli biçimleri; kast, en az taksir koşulu gereken hâller, nedensellik ve içtima hükümleri üzerinden değerlendirilir.
Öldürme kastı bulunan olayla, yaralama kastının ölüm sonucuna uzandığı olay aynı değildir. Eziyetin belirli bir süreç olarak varlığı da her ağır sonucu otomatik olarak bünyesinde eritmez. Aynı fiilin iki kez cezalandırılmaması ile ayrı suçların gözden kaçırılmaması arasında, dosyadaki hareket ve neticeler tek tek eşleştirilmelidir.
Teşebbüs, iştirak ve zincirleme suç hükümleri uygulanır mı?
Eziyet dosyalarında genel hükümler uygulanır; ancak suçun süreç içinde oluşan yapısı nedeniyle teşebbüs ve içtima otomatik hesaplanamaz. Eylemlerin icra aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, tamamlanma eşiği, her kişinin katkısı ve birden fazla suçun hukuki ilişkisi ayrı ayrı belirlenir. Birden çok hareket bulunması, tek başına birden çok eziyet mahkûmiyeti veya zincirleme suç artırımı gerektirmez.
Eziyete teşebbüs
İcra hareketlerinin bölünebildiği ve TCK 35 koşullarının gerçekleştiği durumlarda teşebbüs tartışılabilir. Bununla birlikte sistematik eziyet sürecinin oluşmadığı her tekil saldırıya “eziyete teşebbüs” denilemez. Tamamlanmış yaralama veya tehdit fiili ile yalnızca suç işleme niyeti birbirinden ayrılmalıdır. Gönüllü vazgeçmenin koşulları varsa o ana kadar tamamlanan başka suçlardan sorumluluk sürebilir.
Birlikte işleme ve yardım etme
Ortak suç işleme kararı ve fiil üzerinde ortak hâkimiyet varsa müşterek faillik; suç kararını oluşturma hâlinde azmettirme; icrayı bilerek kolaylaştırma hâlinde yardım etme değerlendirilebilir. Aynı evde bulunmak, akraba olmak veya olayı sonradan öğrenmek tek başına iştirak değildir. İhmali katkı iddiasında kişinin önleme yükümlülüğü, müdahale gücü ve kastı özellikle gösterilmelidir.
Birden çok fiil ve mağdur
Aynı eziyet sürecinin parçaları olan basit yaralama, hakaret veya tehdit niteliğindeki hareketler bütün hâlinde değerlendirilebilir. Buna karşılık bağımsız cinsel saldırı, özgürlükten yoksun bırakma, ağır yaralama veya öldürme yönünden ayrıca suç ve içtima incelemesi gerekir. “Eziyet varsa bütün diğer suçlar düşer” şeklinde genel bir kural yoktur.
Tek bir kesintisiz suçun içindeki hareketler sırf tekrarlandığı için TCK 43 uyarınca yeniden artırılamaz. Hukuki veya fiilî kesintiden sonra oluşan yeni süreçlerde zincirleme suç koşulları ayrıca tartışılabilir. Birden fazla mağdur söz konusuysa her kişinin maruz kaldığı davranış, kast ve suç ilişkisi ayrı değerlendirilir; ailede tek kişi hakkında anlatılan fiil bütün aile bireyleri bakımından varsayılamaz.
Eziyet suçu şikâyete ve uzlaştırmaya tabi mi?
Eziyet suçu şikâyete bağlı değildir ve uzlaştırma kapsamına girmez. Savcılık suç şüphesini öğrendiğinde resen araştırma yapar; mağdurun sonradan şikâyetinden vazgeçmesi davayı kendiliğinden düşürmez. Şikâyete bağlı suçlardaki altı aylık süre TCK 96 için uygulanmaz. Bununla birlikte delillerin korunması ve zamanaşımı nedeniyle başvurunun geciktirilmemesi önemlidir.
CMK 253’teki uzlaştırma kapsamı, TCK 96’yı içermez. Tarafların özel anlaşması veya tazminat ödenmesi bu kapsamı değiştirmez. Hukuk uyuşmazlıklarındaki arabuluculuk ile ceza muhakemesindeki uzlaştırma farklı kurumlardır; arabulucu önünde anlaşılması eziyet isnadını ortadan kaldırmaz.
| Kurum | TCK 96 bakımından | Önemli ayrım |
|---|---|---|
| Şikâyetten vazgeçme | Kendiliğinden düşme sağlamaz. | Suç vasfı değişirse yeni suçun takip koşulları ayrıca incelenir. |
| Uzlaştırma | Uygulanmaz. | Çocuklar için CMK 253’teki üç yıllık üst sınır istisnası da TCK 96’yı kapsamaz. |
| Önödeme | Uygulanmaz. | TCK 75’teki genel sınır ve özel suç listesi dışında kalır. |
| Seri muhakeme | Uygulanmaz. | CMK 250’de sayılan suçlardan değildir. |
| Basit yargılama | Uygulanmaz. | CMK 251’deki iki yıllık kanuni üst sınırı aşar; sonuç cezanın azalması bunu değiştirmez. |
| Kamu davasının açılmasının ertelenmesi | Yetişkinler yönünden üst sınır nedeniyle uygulanmaz. | On beş yaşını doldurmamış çocuklarda 5395 m.19’daki özel beş yıllık sınır nedeniyle 96/1 ayrıca incelenebilir. |
| Özel etkin pişmanlık | Suça özgü düzenleme yoktur. | Zararın giderilmesi veya pişmanlık, ancak uygulanabilir genel hükümlerde değerlendirilir. |
Özel kişinin eziyet fiilinde kamu görevlilerine özgü soruşturma izni söz konusu değildir. Failin kamu görevlisi olduğu ve görev bağlantısı ileri sürülen olayda, öncelikle TCK 94–96 ayrımı ve özel soruşturma hükümleri değerlendirilmelidir. Sadece meslek unvanına bakılarak izin gerektiği ya da gereksiz olduğu sonucuna varılmamalıdır.
Eziyet suçu nasıl ispatlanır; adlî rapor şart mı?
İspat, olayların tarih sırasını ve sistematik niteliğini gösteren hukuka uygun delillerin birlikte değerlendirilmesine dayanır. Adlî rapor önemli olmakla birlikte tek zorunlu delil değildir. İlk muayenede görünür iz bulunmaması, ruhsal eziyeti veya geçmiş fiilleri tek başına dışlamaz. Aynı şekilde yalnızca bir raporda yaralanma saptanması da faili ve bütün eziyet sürecini kendiliğinden kanıtlamaz.
| Delil | Ne gösterebilir? | Dikkat edilmesi gereken |
|---|---|---|
| Adlî muayene ve tedavi kayıtları | Bedensel bulgu, farklı iyileşme evreleri, anlatımla uyum | Eski başvurular da istenmeli; bulgu ile failin kimliği ayrı değerlendirilmelidir. |
| Ruh sağlığı değerlendirmesi | Belirtiler, seyir ve iddia edilen olaylarla tıbbi ilişki | Tanı tek başına suç vasfı veya fail tespiti değildir. |
| Tanık anlatımı | Doğrudan görülen/duyulan olaylar, süreklilik, eş zamanlı gözlemler | Doğrudan bilgi ile sonradan duyulan anlatım ayrılmalıdır. |
| Mesaj, e-posta ve dijital dosya | Tehdit, baskı, zaman çizelgesi, tarafların açıklamaları | Tam bağlam ve özgün kayıt korunmalı; başkasının hesabına izinsiz girilmemelidir. |
| Kamera ve kurum kayıtları | Yer, zaman, temaslar, giriş-çıkış ve olay örgüsü | Silinme riski bildirilerek savcılıktan gecikmeden muhafaza ve celp istenmelidir. |
| Önceki başvuru ve tedbir dosyaları | Olayların geçmişi, risk bildirimleri ve alınan önlemler | Önceki başvuru veya tedbir kararı tek başına mahkûmiyet kanıtı değildir. |
Mesaj ve ses kayıtları nasıl ele alınmalı?
Kişinin hukuka uygun eriştiği yazışmaların yalnızca seçilmiş ekran görüntülerini değil, konuşma bağlamını ve tarih bilgilerini de koruması önemlidir. Görselleri değiştirmemek, özgün dosyayı saklamak ve inceleme için ilgili makama sunmak gerekir. Başkasının hesabına girme, şifre edinme, izinsiz takip yazılımı kurma veya özel görüntüleri yayımlama ayrıca suç oluşturabilir.
Gizli ses veya görüntü kaydı için genel bir “mağdur alırsa her zaman hukuka uygundur” kuralı yoktur. Kaydın elde ediliş şartları ve istisnai hukuka uygunluk iddiaları dosya özelinde değerlendirilir. CMK 206 ve 217 uyarınca hukuka aykırı elde edilen delil mahkûmiyetin dayanağı yapılamaz; yeni kayıt üretmeden önce hukuki yardım alınması isabetlidir.
Mağdur beyanı tek başına yeterli midir?
Hiçbir delil türüne otomatik üstünlük tanınamaz. Beyanın tutarlılığı, olayla uyumu, somut ayrıntıları, diğer verilerle ilişkisi ve savunmanın itirazları birlikte değerlendirilir. Aile içi olaylarda dış tanık bulunmaması araştırmayı gereksiz kılmaz; buna karşılık ispat yükü sanığa çevrilerek masumiyetini kanıtlaması istenemez.
Çocuğun anlatımının yönlendirilmeden, uygun ortamda ve gerekli uzman desteğiyle alınması önemlidir. Çocuğa aynı olayları tekrar tekrar anlattırmak veya ne söylemesi gerektiğini öğretmek hem sağlığına hem delilin güvenilirliğine zarar verebilir. Muayene ve görüşmelerde mahremiyet ve ikincil örselenmenin önlenmesi gözetilmelidir.
Eziyet iddiasında nereye başvurulur, acil korunma nasıl sağlanır?
Suç duyurusu Cumhuriyet başsavcılığına veya polis ve jandarmaya yapılabilir; devam eden tehlikede önce güvenlik ve sağlık önceliklidir. Acil durumda 112 aranabilir. Başvuruda olayların hangi tarihler arasında, nerede, kim tarafından ve nasıl gerçekleştiği anlatılmalı; eldeki deliller ile kaybolma riski bulunan kayıtlar belirtilmelidir. Hukuki madde numarasının yanlış yazılması başvurunun araştırılmasına engel değildir.
6284 sayılı Kanun kapsamında ne istenebilir?
Kanunun kapsamındaki kişiler için uygun barınma, geçici koruma, konuttan uzaklaştırma, yaklaşmama veya iletişimle rahatsız etmeme gibi koruyucu ve önleyici tedbirler gündeme gelebilir. Tedbir türüne göre aile mahkemesi, mülki amir veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kolluk yetkilidir. ŞÖNİM ve Aile ve Sosyal Hizmetler birimleri destek ve yönlendirme sağlayabilir.
Koruyucu tedbir için şiddetin gerçekleştiğine ilişkin delil veya belge şartı aranmaz; önleyici tedbir de geciktirilmeden ele alınmalıdır. Bu güvence, ceza davasında suçun ispat standardının kaldırıldığı anlamına gelmez. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının koruyucu ve önleyici tedbirlere ilişkin açıklamaları, başvuru ve destek yollarını ayrıntılandırmaktadır.
Tedbir kararı için TCK 96’dan kesinleşmiş mahkûmiyet beklenmez. Tedbire aykırılık ise 6284’teki zorlama hapsi ve varsa ayrıca işlenen suç bakımından değerlendirilir; her tedbir ihlali kendiliğinden yeni bir eziyet suçu değildir. Çocuk mağdur bakımından 5395 sayılı Kanun kapsamında bakım, sağlık, eğitim ve diğer koruma tedbirleri de ayrıca gündeme gelebilir.
Eziyet suçunda görevli mahkeme hangisidir; dava nasıl ilerler?
Yetişkin sanık hakkında TCK 96’nın temel ve nitelikli biçimlerinde kural olarak asliye ceza mahkemesi görevlidir. Nitelikli hâlin üst sınırının sekiz yıl olması tek başına ağır ceza görevi doğurmaz. Başka suçlarla bağlantı, özel görev hükümleri ve suç vasfındaki değişiklikler saklıdır. Çocuk sanık için ise çocuk mahkemelerine ilişkin özel kurallar uygulanır.
Görev, 5235 sayılı Kanun’un 11–14. maddeleri; yer bakımından yetki ise CMK 12 ve devamıyla belirlenir. Kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği yer önemlidir. İstanbul, Bakırköy veya Küçükçekmece’de başvuru yapılması, her dosyada aynı adliyenin yetkili olacağı anlamına gelmez; olayın yeri ve niteliği belirleyicidir, avukatın büro adresi değil.
- Başvuru ve risk değerlendirmesi: Olayın anlatımı, sağlık ve güvenlik ihtiyacı, mevcut deliller ve silinme riski bulunan kayıtlar belirlenir.
- Soruşturma: Savcı lehe ve aleyhe delilleri toplar; ifade, tanık, sağlık kaydı, bilirkişi incelemesi ve diğer araştırmaları yürütür. Gerekiyorsa koruma tedbiri talep edilir.
- İddianame veya takipsizlik: Yeterli şüphe varsa iddianame hazırlanır. Koşulları yoksa kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilebilir; bu karara karşı süreli itiraz mümkündür.
- Duruşma: İddianamenin kabulüyle kovuşturma başlar. Sanık savunması ve deliller tartışılır; mağdur katılma talebinde bulunabilir. Suç vasfı değişecekse savunma hakkı korunur.
- Hüküm ve kanun yolu: Mahkeme sabit gördüğü fiilleri ve hukuki sonucunu gerekçelendirir. Kararın türüne göre istinaf, koşulları varsa temyiz incelenir; kesinleşme ve infaz farklı aşamalardır.
Davanın süresi için bütün dosyalara uygulanabilecek kesin bir ay sayısı yoktur. Tanıkların bulunması, geçmiş sağlık kayıtlarının temini, uzman raporları ve kanun yolu incelemesi süreyi etkiler. Bilirkişi raporunda eksiklik veya çelişki varsa somut gerekçelerle ek rapor ya da yeni değerlendirme talep edilebilir.
Eziyet suçunda tutuklama zorunlu mu?
Hayır. Eziyet isnadı, yakalama veya tutuklama için tek başına yeterli değildir; tutuklama peşin ceza olarak uygulanamaz. TCK 96, CMK 100/3’te işkence için sayılan TCK 94–95 ile aynı katalog kapsamında değildir. Buna rağmen somut delillere dayanan kuvvetli şüphe, tutuklama nedeni, ölçülülük ve adlî kontrolün yetersizliği şartları varsa tutuklama kararı verilebilir.
Mağdura veya tanığa baskı ihtimali, delil karartma veya kaçma olguları dosyaya özgü biçimde gösterilmelidir. Yalnızca suçun ağır bulunduğu veya kamuoyunun tepki gösterdiği gerekçesi yeterli değildir. Adlî kontrolün hangi riskleri karşılayabileceği de değerlendirilir.
Mağdurun güvenliğine ilişkin 6284 tedbirleri ile sanığın kişi özgürlüğüne ilişkin CMK tedbirleri farklı amaç ve şartlara sahiptir. Tutuksuz yargılama kararı verilmesi, iddianın asılsız bulunduğunu veya hiçbir koruma önlemi alınamayacağını göstermez. Çocuklar yönünden özel tutuklama sınırlamaları ayrıca uygulanır.
Eziyet suçunda HAGB, erteleme ve para cezası mümkün mü?
Güncel CMK 231/14, eziyet suçunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını açıkça yasaklar. Hapis cezasının ertelenmesi ve kısa süreli hapsin adli para cezasına çevrilmesi ise farklı kurumlar olup kendi şartlarıyla incelenir. Ceza miktarının belirli bir eşik altına inmesi tek başına bu kurumların uygulanmasını zorunlu kılmaz; suç ve karar tarihi de gözetilir.
31 Temmuz 2026 tarihli HAGB düzenlemesi
7589 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle düzenlenen CMK 231/14, işkence ve eziyet suçlarını açıkça HAGB dışında bırakmıştır. Düzenleme 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle güncel rejimde “ceza iki yılın altına inerse eziyette HAGB verilir” açıklaması doğru değildir.
Önceki tarihlerde işlenen fiiller, verilmiş HAGB kararları ve devam eden dosyalarda zaman bakımından uygulama ayrı incelenmelidir. HAGB’nin maddi sonuçları, lehe kanun ilkesi ve ilgili geçiş hükümleri değerlendirilmeden geçmişteki bütün kararların geçersizleştiği veya yeni yasağın her eski olaya aynı şekilde uygulanacağı söylenemez.
| Kurum | Temel koşul | Eziyet dosyasında sonuç |
|---|---|---|
| HAGB — CMK 231 | Suç yönünden açık yasak bulunmaması gerekir. | Güncel 231/14 eziyeti kapsam dışında bırakır; eski dosyalar zaman bakımından ayrıca incelenir. |
| Hapis cezasının ertelenmesi — TCK 51 | Sonuç ceza kural olarak en fazla 2 yıl; suç tarihinde 18 yaş altı veya 65 yaşını bitirmiş kişilerde 3 yıl | Ceza miktarı, önceki mahkûmiyet ve yeniden suç işlememe kanaati birlikte değerlendirilir. |
| Adli para cezasına çevirme — TCK 50 | Kısa süreli, yani en fazla 1 yıllık hapis ve diğer kanuni şartlar | Olağan yetişkin dosyasında yalnız 1/6 indirimle bu sınıra inilmez; özel indirimler varsa sonuç ceza ayrıca incelenir. |
Erteleme yönünden örnek ceza hesabı
Yalnızca hesabı göstermek için, temel hâlde 2 yıl seçilip TCK 62 uyarınca 1/6 indirim uygulanırsa sonuç 1 yıl 8 ay olur. Diğer şartlar da varsa erteleme incelenebilir; HAGB yasağı ise bundan bağımsızdır. Kadına karşı temel hâlde 2 yıl 6 ayın 1/6 indirimi 2 yıl 1 ay; nitelikli hâlde 3 yılın 1/6 indirimi 2 yıl 6 aydır.
Bu son iki örnek, yetişkinler için olağan iki yıllık erteleme eşiğini aşar. Fakat özel yaş sınırları veya başka kanuni indirimler ayrıca değerlendirilebilir. Örneklerde alt sınırın seçilmesi ve takdiri indirim uygulanması varsayılmıştır; hiçbir dosya için ceza veya erteleme vaadi içermez.
Eziyet suçunun infazı ve denetimli serbestliği nasıl hesaplanır?
Eziyet nedeniyle süreli hapse mahkûm olanlar için koşullu salıverme bakımından özel olarak üçte iki oranı öngörülür. Bu oran, cezanın üçte birinin otomatik silindiği veya herkesin aynı tarihte tahliye olacağı anlamına gelmez. Kesinleşmiş ceza, suç tarihi, iyi hâl, mahsup, tekerrür, başka ilamlar ve geçici hükümler birlikte incelenir.
Dayanak, 7242 sayılı Kanun’un 48. maddesiyle getirilen 5275 sayılı Kanun m.107/2-c düzenlemesidir. Eziyetin, bazı genel infaz kolaylıklarının istisna listelerinde yer alabilmesi nedeniyle yalnızca genel bir infaz tablosuna bakılması yeterli değildir.
Denetimli serbestlik, koşullu salıverme tarihinden ayrı koşullara bağlı bir infaz biçimidir. Tutuklu geçirilen sürelerin mahsubu, açık kuruma ayrılma ve özel infaz usulleri de birbirinden farklıdır. “İki yıl ceza alan hiç cezaevine girmez” veya “cezanın mutlaka şu kadarını kapalıda yatar” gibi kategorik ifadeler kullanılmamalıdır.
Eziyet suçunda dava ve ceza zamanaşımı ne kadardır?
Yetişkinler bakımından olağan dava zamanaşımı TCK 96/1’de 8 yıl, TCK 96/2’de 15 yıldır. İşkenceye ilişkin TCK 94/6’daki zamanaşımı istisnası eziyete uygulanmaz. Kesilme ve durma nedenleri, suçun sona erdiği tarih, çocuk mağdura ilişkin başlangıç kuralı ve failin yaşı gerçek süre hesabını değiştirebilir. Dava zamanaşımı ile kesinleşmiş cezanın zamanaşımı aynı değildir.
| Konu | Olağan süre | Hesapta dikkat |
|---|---|---|
| 96/1 temel hâl ve kadına karşı temel hâl | 8 yıl dava zamanaşımı | Kanuni üst sınır 5 yıldır; kadın mağdura ilişkin alt sınır değişikliği bunu 15 yıla çıkarmaz. |
| 96/2 nitelikli hâller | 15 yıl dava zamanaşımı | Kanuni üst sınır 8 yıldır; dosyada sabit nitelikli hâl dikkate alınır. |
| Kesilme nedeniyle uzama | Temel hâlde en fazla 12 yıl; nitelikli hâlde 22 yıl 6 ay | Yalnız kesilmenin etkisidir; durma süreleri ve özel başlangıç kuralları ayrıca değerlendirilir. |
| Kesinleşen en fazla 5 yıllık hapis | 10 yıl ceza zamanaşımı | Kesinleşme veya infazın kesintiye uğraması ve kalan ceza esasları önemlidir. |
| Kesinleşen 5 yıldan fazla, 20 yıldan az hapis | 20 yıl ceza zamanaşımı | Mahkûm olunan ceza ve infazı etkileyen diğer hükümler incelenir. |
TCK 66/6 uyarınca kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği tarih önem taşır. Çocuklara karşı üstsoy veya çocuk üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kişilerce işlenen suçlarda zamanaşımı, çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren başlar. Bu özel kural bütün çocuk mağdur olaylarında aynı gerekçeyle uygulanmaz; faille ilişkinin kapsamı belirlenir.
TCK 67’de sayılan ifade veya sorgu, tutuklama, iddianame ve mahkûmiyet gibi kesilme nedenleri dosya üzerinden tarihlendirilmelidir. Sadece mağdurun başvuru yapması, her durumda zamanaşımının kesildiği anlamına gelmez. Fail çocuksa TCK 66/2 ve 68/2’deki yaşa bağlı daha kısa süreler ayrıca dikkate alınır.
Takipsizliğe itiraz, istinaf ve temyiz süreleri nedir?
Güncel ceza muhakemesi rejiminde takipsizliğe itiraz, genel itiraz, istinaf ve temyiz için temel süre iki haftadır; ancak başlangıç anları aynı değildir. Her karar temyize açık da değildir. Özellikle 1 Haziran 2024 öncesi kararlar ve özel geçiş hükümleri ayrıca incelenmelidir. Kararın tebliği, kanun yolu bildirimi ve dosya içeriği görülmeden son gün hesaplanmamalıdır.
| Başvuru | Süre | Başlangıç ve merci |
|---|---|---|
| Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz — CMK 173 | 2 hafta | Kararın tebliğinden itibaren; kanunda belirtilen sulh ceza hâkimliğine |
| Tutuklama gibi itiraza tabi kararlara genel itiraz — CMK 268 | 2 hafta | Kararın öğrenilmesinden itibaren; kararı veren mercie, inceleme için yetkili mercie gönderilmek üzere |
| İstinaf — CMK 273 | 2 hafta | Gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren; hükmü veren mahkemeye |
| Temyiz — CMK 291 | 2 hafta | Temyize açık kararın gerekçesiyle tebliğinden itibaren; hükmü veren mercie |
Bu sürelerin güncellenmesinde 7499 sayılı Kanun ve 1 Haziran 2024 geçiş düzenlemesi önem taşır. Elektronik tebligatın kanunen tebliğ edilmiş sayıldığı gün ile belgenin ekranda görüldüğü gün farklı olabilir. Sürenin resmî tatile rastlaması ve eski hâle getirme koşulları da ayrıca değerlendirilir.
CMK 286’daki kesinlik sınırları nedeniyle, özellikle beş yıl veya daha az hapis hükümlerinin istinafta ele alınış biçimi temyiz imkânını etkiler. “Eziyet davası mutlaka Yargıtaya gider” denilemez. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru ise olağan kanun yolunun devamı veya yeni bir delil yargılaması değildir; tüketme, süre ve temel hak ihlali koşullarına bağlıdır.
Mağdurun çocuk olması ile failin çocuk olması nasıl ayrılır?
Çocuk mağdur, TCK 96/2-a’daki ağırlaştırıcı nedenin konusudur; çocuk şüpheli veya sanık ise yaşa özgü sorumluluk ve usul güvencelerine tabidir. İki durum aynı dosyada birlikte bulunabilir. Çocuğun mağdur olması, yetişkin sanığı çocuk mahkemesinde yargılatmaz. Hakkında suç isnadı bulunan çocuğun yaşı ise TCK 31 ve Çocuk Koruma Kanunu yönünden belirleyicidir.
On iki yaşını doldurmamış çocuğun ceza sorumluluğu yoktur; koruyucu ve çocuklara özgü güvenlik tedbirleri gündeme gelebilir. On iki–on beş yaş grubunda algılama ve davranış yönlendirme yeteneği; on beş–on sekiz yaş grubunda yaşa özgü indirim hükümleri incelenir. Suç tarihindeki yaş ve uygulanacak kanun sürümü esas alınır.
18 Ağustos 2026 değişikliği neden önemlidir?
7593 sayılı Kanun, ilgili mevzuatta “adli süreçteki çocuk” terminolojisini getirmiş; on beş yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmasını zorunlu kılmıştır. Bu inceleme yapılmadan düzenlenen iddianame bakımından CMK 174’e iade nedeni eklenmiştir. Daha büyük çocukta sosyal inceleme yapılmaması gerekçelendirilmelidir.
Yeni TCK 31/4’te belirli öldürme ve ağır yaralama suçları için getirilen özel düzenleme, yalnızca eziyet isnadına kıyasla genişletilemez. Çocuk hakkında HAGB’ye ilişkin genel kolaylıklar da CMK 231/14’teki eziyet yasağını kendiliğinden kaldırmaz. Bağlantılı başka suç veya eski tarihli fiil varsa ayrıca değerlendirme gerekir.
5395 sayılı Kanun’un 19, 21 ve 26. maddeleri uyarınca; on beş yaş altındaki çocuklarda, üst sınırı beş yıl olan temel eziyet bakımından kamu davasının açılmasının ertelenmesi koşulları ayrıca incelenebilir ve beş yılı aşmayan suçlar için özel tutuklama yasağı gözetilir. Nitelikli eziyetin sekiz yıllık üst sınırı bu miktar koşullarının dışındadır. Çocuk yargılamasında müdafi görevlendirilmesi ve özel mahkeme kuralları korunur.
Mağdur ve sanığın hakları nelerdir; tazminat istenebilir mi?
Mağdur delillerin toplanmasını, güvenlik tedbirlerini ve koşulları varsa davaya katılmayı isteyebilir; sanık ise savunma, susma, müdafi yardımından yararlanma ve lehe delil sunma haklarına sahiptir. Eziyet iddiasının etkili araştırılması, masumiyet karinesiyle birlikte yürütülmelidir. Zarar gören kişi, ceza yargılamasından ayrı olarak maddi ve manevi tazminat seçeneklerini de değerlendirebilir.
Barodan avukat görevlendirilmesi
CMK 234 kapsamında kadına karşı eziyet suçunda, vekili bulunmayan mağdur barodan avukat görevlendirilmesini isteyebilir. On sekiz yaşından küçük veya kanunda belirtilen kendini ifade etme engeli bulunan mağdurun vekili yoksa istem aranmaksızın görevlendirme yapılır. Sanık bakımından da çocukluk veya savunma yapamayacak derecede engellilik gibi CMK 150 koşulları zorunlu müdafilik doğurabilir.
Yetişkin sanığın sırf TCK 96 ile suçlanması, alt sınırı beş yıldan fazla suçlara özgü zorunlu müdafilik koşulunu tek başına sağlamaz. Bununla birlikte müdafi seçemeyecek durumda olduğunu beyan eden şüpheli veya sanığın talebi ve diğer kanuni koşullar değerlendirilir. Sürecin genel aşamaları için ceza soruşturması ve kovuşturmasında avukatın rolü başlıklı açıklamaya bakılabilir.
Maddi ve manevi tazminat
Tedavi gideri, kazanç kaybı, çalışma gücündeki azalma ve ekonomik geleceğin sarsılması gibi zararlar belgeleriyle ileri sürülebilir. Beden bütünlüğü veya kişilik hakkına saldırı nedeniyle manevi tazminat da istenebilir. Türk Borçlar Kanunu’nun 49, 54, 56 ve 58. maddeleri bu taleplerin temel dayanakları arasındadır.
Özel kişiye yöneltilen haksız fiil talebinde kural olarak hukuk mahkemesi; iş ilişkisi, aile hukuku veya idari sorumluluk gibi özel bağlantılarda ilgili görev kuralları dikkate alınır. Ceza dosyasına katılmak bütün zararların otomatik olarak tahsili değildir. Ceza mahkemesindeki kararın hukuk davasına etkisi de TBK 74 ve maddi olgu tespitleri çerçevesinde değerlendirilir.
TBK 72’de zarar ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıllık, her hâlde fiilden itibaren on yıllık genel zamanaşımı ile daha uzun ceza zamanaşımı istisnası bulunur. Bu nedenle “ceza davası devam ediyor, tazminat için süre işlemez” varsayımıyla beklenmemelidir. Gider ve avukatlık ücreti, talebin niteliği ve yürürlükteki tarifelerle belirlenir; belirli tazminat miktarı veya sonuç garantisi verilemez.
Yargıtay eziyette sistematikliği nasıl değerlendiriyor?
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 16 Ocak 2024 tarihli, E.2021/9606, K.2024/394 sayılı kararı, birbirini tamamlayan tehdit ve yaralama davranışlarının bütün hâlinde ele alınmasına örnektir. Mağdurun vücudunda darp izi olmadığına ilişkin anlatımı tek başına belirleyici görülmemiş; tehdit ve yaralama iddiaları, süreç ve tanık anlatımları birlikte değerlendirilmiştir. Karar, her aile içi tartışmanın eziyet sayılacağı biçiminde genelleştirilemez.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E.2021/9606, K.2024/394 karar kaydı, sistematik davranışların ve delillerin birlikte değerlendirilmesinin önemini gösterir. Buradan çıkarılabilecek ölçüt; görünür yara bulunmamasının tek başına belirleyici olmadığı, fakat suçun unsurlarının her olayda ayrı ayrı kanıtlanması gerektiğidir.
Karardaki hukuki ilke ile somut dosyanın benzerliği; süre, fiil çeşitliliği, taraf ilişkisi ve deliller üzerinden kurulmalıdır. Tek bir karar, bütün olası fiiller için değişmez bir sonuç tablosu oluşturmaz. Ayrıca Anayasa’nın 17. maddesi bakımından kötü muamele yasağı değerlendirmesi, belirli bir sanığın TCK 96’dan ceza sorumluluğuyla aynı inceleme değildir.
Eziyet suçuna ilişkin örnek değerlendirmeler
Aşağıdaki örnekler hukuki ayrımları göstermek için oluşturulmuştur; gerçek kişi veya dosya bilgisi içermez. Her örnekte suçun işlendiği varsayılmaz; belirtilen koşulların delillerle kanıtlanması gerekir.
1. Ani gelişen tek saldırı
İki yetişkin arasındaki tek tartışmada bir kişinin diğerine vurduğu, daha önce veya sonra bağlantılı eziyet davranışı bulunmadığı düşünülürse kasten yaralama ön plana çıkar. Yaralanmanın ağırlığı tek başına sistematiklik eksikliğini tamamlamaz.
2. Ayrı yaşayan eşe yönelik süreç
Evlilik sürerken ayrı yaşayan eşe farklı zamanlarda tehdit ve aşağılayıcı baskı uygulanması, bunların bir bütün oluşturması hâlinde eşe karşı eziyet kapsamında incelenebilir. Aynı konutta yaşanmaması 96/2-b’yi tek başına dışlamaz.
3. Bakım ihtiyacının bilerek karşılanmaması
Bakım yükümlüsünün, imkânı bulunmasına rağmen savunamayacak yetişkinin temel ihtiyaçlarını cezalandırma amacıyla sistematik biçimde engellemesi 96/2-a yönünden araştırılır. Maddi imkânsızlık veya dikkatsizlikten kaynaklanan bakım sorunu ayrıca ayrıştırılır.
4. Kardeşe yönelik eziyet
Mağdurun kardeş olması tek başına 96/2-b uygulamasına yetmez. Mağdur çocuksa 96/2-a; yetişkin kadınsa ve başka nitelikli hâl yoksa 96/1’in kadın mağdura ilişkin alt sınırı uygulanabilir. Yakınlık derecesi kıyasla genişletilmez.
Dosya hazırlığında nelere dikkat edilmeli?
Mağdur ve yakınları için
- Önce güvenlik, sağlık ve çocukların korunma ihtiyacını belirleyin.
- Olayları tarih, yer ve davranış olarak sıralayın; kesin hatırlamadığınız ayrıntıları kesinmiş gibi yazmayın.
- Geçmiş sağlık başvurularını ve doğrudan bilgisi olan tanıkları belirtin.
- Silinme riski bulunan kamera veya kurum kayıtlarının muhafazasını isteyin.
- Özgün dijital delilleri koruyun; kişisel verileri internette yayımlamayın.
- Tebligatları saklayın; itiraz sürelerini ayrı takip edin.
Şüpheli, sanık ve müdafii için
- İsnat edilen her fiili, tarihini ve dayanak delilini ayırın.
- Sistematiklik ve suç vasfına ilişkin itirazları somutlaştırın.
- Lehe kayıtların gecikmeden toplanmasını talep edin.
- Mağdurun yaşı, yakınlık ilişkisi ve nitelikli hâlin bilinirliğini inceleyin.
- Suç tarihi, lehe kanun, zamanaşımı ve geçiş hükümlerini kontrol edin.
- Mağdur veya tanıklarla baskı algısı doğurabilecek temastan kaçının; tedbirlere uyun.
Sık sorulan sorular
Eziyet suçu ile işkence suçu aynı şey midir?
Hayır. Benzer aşağılayıcı veya acı verici davranışlar içerebilseler de işkencede kamu görevlisi ve kamu gücünün kullanılması bağlantısı önemlidir. Eziyet ise herkes tarafından işlenebilir. Kamu görevlisinin özel hayatındaki sistematik davranışları da koşulları varsa eziyet olabilir. Ayrıca cezalar, görevli mahkeme ve zamanaşımı rejimleri farklıdır. TCK 95’in ağır netice hükümleri yalnızca TCK 94 işkencesine ilişkindir; eziyete kıyasla uygulanamaz.
Sadece psikolojik baskı uygulanması eziyet sayılır mı?
Fiziksel yaralanma olmaması eziyeti tek başına dışlamaz. İnsan onuruyla bağdaşmayan, süreç içinde sistematik nitelik kazanan ruhsal acı verici veya aşağılayıcı davranışlar TCK 96 kapsamında incelenebilir. Buna karşılık her kırıcı söz, ilişki anlaşmazlığı veya işyeri gerilimi bu suç değildir. Davranışların somut ağırlığı, süresi, birbirini tamamlaması, mağdurun koşulları ve failin kastı değerlendirilir. Ruh sağlığı incelemesi diğer delillerle birlikte anlam taşır.
Eziyet suçunun oluşması için en az kaç olay gerekir?
Kanunda belirli bir olay veya gün sayısı yoktur. Sistematiklik, sadece tekrar adediyle değil, davranışların bir bütün oluşturmasıyla belirlenir. Farklı günlerdeki birbirinden bağımsız olaylar tek bir eziyet süreci olmayabileceği gibi, tek gün içinde uzayan ve birbirini tamamlayan uygulamalar da önemli olabilir. Ani ve münferit saldırı çoğu durumda başka suçlar bakımından değerlendirilir. Mahkemenin hangi fiilleri hangi delillerle bir süreç olarak kabul ettiğini açıklaması gerekir.
Kadına karşı eziyetin cezası her durumda 2 yıl 6 ay mıdır?
Hayır. İki yıl altı ay, TCK 96/1’de kadına karşı temel hâl için öngörülen alt sınırdır; üst sınır beş yıldır. Mağdur aynı zamanda failin eşi veya boşandığı eşi, çocuk, gebe ya da kendini savunamayacak durumdaki kişi ise ikinci fıkranın üç–sekiz yıllık aralığı gündeme gelir. Hâkim olayın ağırlığına göre temel cezayı belirler; varsa kanuni indirimleri daha sonra değerlendirir. Alt sınır sonuç ceza vaadi değildir.
Eski eşe veya sevgiliye eziyetin cezası aynı mıdır?
Boşanılan eş, 14 Temmuz 2021’de yürürlüğe giren değişiklikle TCK 96/2-b kapsamına alınmıştır. Sevgili veya nişanlı ise kıyasla eş sayılmaz. Bununla birlikte mağdurun kadın, çocuk, gebe veya savunamayacak durumda olması ilgili diğer hükümleri gündeme getirebilir. Evlilik dışı birliktelik, şiddete karşı koruma tedbirlerinden yararlanmayı kendiliğinden engellemez. Eski olaylarda suç tarihi ve lehe kanun değerlendirmesi ayrıca yapılır.
Çocuğa eziyet için failin anne veya baba olması gerekir mi?
Gerekmez. TCK 96/2-a’daki çocuğa karşı işlenme hâli, failin akrabalığından bağımsızdır. Çocukla akrabalığı bulunmayan bir yetişkin veya ceza sorumluluğu olan başka bir çocuk da koşulları varsa fail olabilir. Anne veya baba ilişkisi ayrıca üstsoy bağını gündeme getirebilir. Mağdur çocuğun korunması, uzman desteğiyle dinlenmesi ve vekil görevlendirilmesi ceza miktarından ayrı güvencelerdir. Çocuk mağdur bulunması yetişkin sanığı çocuk mahkemesinin görevine sokmaz.
Darp raporu yoksa savcılık başvuruyu kabul etmez mi?
Hayır. Suç duyurusu için önceden hazırlanmış bir darp raporu zorunlu değildir. Savcılık ve kolluk, bildirilen olgulara göre araştırma yapar; gerektiğinde muayene ve uzman incelemesi sağlanır. Geçmiş sağlık kayıtları, mesajlar, tanıklar ve diğer veriler de önemlidir. Görünür iz olmaması özellikle ruhsal eziyet iddiasını tek başına çürütmez. Buna karşılık başvurunun alınması, suçun kanıtlandığı veya belirli bir kişinin mutlaka mahkûm edileceği anlamına gelmez.
Şikâyetten vazgeçersem eziyet davası kapanır mı?
TCK 96 resen takip edildiği için vazgeçme davayı kendiliğinden kapatmaz. Savcı ve mahkeme delilleri değerlendirmeye devam eder. Tarafların yeniden birlikte yaşamaya başlaması veya aralarında anlaşması da tek başına farklı sonuç doğurmaz. Ancak suç vasfı eziyet dışında başka bir suça dönüşürse o suçun şikâyet ve uzlaştırma koşulları ayrıca incelenir. Beyan değişikliğinin nedenleri araştırılabilir; tehdit veya baskı varsa bu durum yetkili makama bildirilmelidir.
Eziyet suçu uzlaşma veya ödeme ile sona erer mi?
Eziyet uzlaştırma veya önödeme kapsamında değildir. Tazminat ödenmesi, özür dilenmesi veya tarafların anlaşması TCK 96 soruşturmasını kendiliğinden sona erdirmez. Suça özgü cezayı kaldıran etkin pişmanlık hükmü de bulunmaz. Zararın giderilmesi, uygulanabilir genel hükümlerde veya hukuk davasında önem taşıyabilir. Ceza uzlaştırması ile özel hukuk arabuluculuğu farklıdır; hangi yolun hangi talep için kullanılabileceği ayrı incelenmelidir.
Eziyet suçunda 2026 yılında HAGB verilebilir mi?
31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren düzenlemeyle CMK 231/14 eziyet suçunu açıkça HAGB kapsamı dışında bırakmıştır. Bu güncel rejimde cezanın iki yılın altına inmesi yasağı kaldırmaz. Daha önceki fiiller ve verilmiş kararlar bakımından ise zaman bakımından uygulama, lehe kanun ve geçiş hükümleri değerlendirilmelidir. HAGB yasağından, TCK 51’deki hapis cezasının ertelenmesinin de her olayda yasak olduğu sonucu çıkarılamaz.
Eziyet suçunun hapis cezası ertelenebilir mi?
TCK 51 koşulları gerçekleşirse erteleme değerlendirilebilir. Genel miktar sınırı iki yıl; suç tarihinde on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş kişilerde üç yıldır. Önceki kasıtlı suç mahkûmiyeti ve yeniden suç işlemeyeceğine ilişkin mahkeme kanaati de önemlidir. Kadına karşı temel hâlde veya nitelikli eziyette sadece olağan takdiri indirim uygulanması yetişkinler için iki yıllık eşiğe inmeye yetmez. Kesin sonuç bütün ceza hesabı görülerek belirlenir.
Eziyet suçunda zamanaşımı yok mudur?
Vardır. İşkenceye ilişkin zamanaşımı istisnası eziyete taşınamaz. Yetişkinlerde temel eziyetin olağan dava zamanaşımı sekiz, nitelikli hâllerin on beş yıldır. Kesilme, durma, kesintisiz suçun sona erme tarihi ve çocuklara karşı nüfuz sahibi kişilerce işlenme hâlindeki özel başlangıç kuralı hesaplamayı etkiler. Kesinleşmiş cezanın infazına ilişkin ceza zamanaşımı ise farklıdır. Suçtan sonra geçen takvim süresine bakmak tek başına yeterli olmaz.
Eziyet ağır ceza mahkemesinde mi görülür?
Yalnızca TCK 96 kapsamında kalan yetişkin sanık dosyası kural olarak asliye ceza mahkemesinde görülür. Nitelikli hâlin üç–sekiz yıllık cezası tek başına ağır ceza görevi doğurmaz. Ağır yaralama, öldürme veya başka suçlarla bağlantı bulunması ya da özel görev hükmü farklı sonuç yaratabilir. Çocuk sanığın yargılanması ise çocuk mahkemeleri rejimine tabidir. Görev ile olayın hangi il veya ilçede görüleceğini belirleyen yetki birbirinden ayrı konulardır.
Uzaklaştırma almak için eziyet davasının bitmesi gerekir mi?
Hayır. Kanunun kapsamındaki şiddet veya şiddet tehlikesinde 6284 tedbirleri, ceza davasındaki kesin mahkûmiyet beklenmeden değerlendirilebilir. Koruyucu tedbir için şiddetin uygulandığına dair delil veya belge aranmaz; önleyici tedbirin de geciktirilmemesi gerekir. Ancak bu tedbir kararı, ceza mahkemesinde suçun otomatik olarak ispatlandığı anlamına gelmez. Tedbirin içeriği, süresi ve uygulanma ihtiyacı risk durumuna göre belirlenir; devam eden tehlike ilgili makama bildirilmelidir.
Gizlice aldığım ses kaydını delil olarak kullanabilir miyim?
Kaydın gizli olması veya kişinin kendisini mağdur olarak görmesi tek başına hukuka uygunluk sağlamaz. Kayıt anının koşulları, özel hayat ve haberleşme hakları ile ileri sürülen istisnai nedenler birlikte incelenir. Hukuka aykırı kayıt ceza muhakemesinde kullanılamayabileceği gibi kaydı alan kişi bakımından ayrıca sorumluluk doğurabilir. Hukuka uygun erişilen mevcut deliller korunmalı; hesaplara izinsiz girme, takip yazılımı kurma veya özel kayıtları sosyal medyada yayımlama yoluna gidilmemelidir.
Takipsizlik verilirse veya mahkeme beraat kararı verirse ne yapılabilir?
Takipsizlik kararına karşı güncel rejimde tebliğden itibaren iki hafta içinde CMK 173 uyarınca itiraz edilebilir; eksik araştırılan olgular ve deliller somutlaştırılmalıdır. Beraat kararında ise başvuru hakkı bulunan kişiler için istinaf koşulları incelenir. Her iki durumda da kararın gerekçesi, tebligat ve başvuru yetkisi kontrol edilmelidir. Kanun yoluna başvurmak kararın mutlaka değişeceği anlamına gelmez; hukuk davasındaki tazminat seçenekleri ayrıca değerlendirilebilir.
Sonuç
TCK 96 değerlendirmesinde belirleyici olan, bir davranışa günlük dilde “eziyet” denilmesi değil, insan onuruna aykırı sistematik sürecin ve kastın delillerle ortaya konulmasıdır. Temel ve nitelikli cezalar, mağdurun sıfatı, suç tarihi, HAGB yasağı ve zamanaşımı ayrı ayrı incelenmelidir. İşkencenin ağır netice ve zamanaşımı hükümleri eziyete doğrudan aktarılamaz.
Mağdur bakımından güvenliğin sağlanması ve delillerin zamanında korunması; şüpheli veya sanık bakımından isnadın somutlaştırılması ve savunma hakkının etkin kullanılması önemlidir. Bir dosyanın hukuki sonucu ancak olayların bütünü, geçerli kanun sürümü ve usulüne uygun elde edilmiş deliller üzerinden değerlendirilebilir.
Birincil kaynaklar
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — Adalet Bakanlığı: m.7, 21–35, 37–44, 49–51, 61–68, 75, 94–96 ve 232.
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — Adalet Bakanlığı: delil, müdafi ve vekil, soruşturma, tutuklama, uzlaştırma ve kanun yolları.
- 7589 sayılı Kanun — TBMM: CMK 231/14’te eziyet için HAGB yasağı.
- 7593 sayılı Kanun — TBMM: çocuk adaleti, sosyal inceleme ve ilgili 2026 değişiklikleri.
- 7499 sayılı Kanun — TBMM: kanun yolu süreleri ve geçiş hükümleri.
- 7242 sayılı Kanun — TBMM: 5275 m.107/2-c kapsamında eziyetin koşullu salıverme oranı.
- 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu — Avrupa Konseyi metin yayını: çocuklara özgü usul, tutuklama ve mahkeme kuralları; 2026 değişiklikleriyle birlikte.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi mevzuat yayını: m.49, 54, 56, 58, 72 ve 74.
Hukuki bilgilendirme notu: Bu makale 13 Eylül 2026 itibarıyla genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olay hakkında hukuki görüş veya sonuç garantisi değildir. Suç tarihi, kanun değişiklikleri, dosyadaki deliller ve kişisel koşullar değerlendirmeyi değiştirebilir. Hak kaybına yol açabilecek başvuru ve kanun yolu süreleri, ilgili karar ve tebligat üzerinden ayrıca kontrol edilmelidir.





