TCK 99 Çocuk Düşürtme Suçu ve Cezası

TCK 99 çocuk düşürtme suçunu simgeleyen Türk Ceza Kanunu kitabı ve adalet terazisi

TCK 99 Çocuk Düşürtme Suçu ve Cezası

Yazar: Avukat & Uzman Arabulucu İlker Cebeci
Son güncelleme:

Çocuk düşürtme suçu, gebeliğin başka bir kişinin müdahalesiyle TCK 99’da belirtilen koşullara aykırı biçimde sona erdirilmesidir. Kadının rızası olmadan çocuk düşürtmenin cezası 5–10 yıl hapistir. Rıza bulunsa da tıbbi zorunluluk olmadan on haftadan fazla gebeliği sonlandıran kişi için 2–4 yıl hapis öngörülür. Yetkisiz müdahale, sağlık zararı ve ölüm farklı hükümlere tabidir.

Kısa cevap: Her kürtaj suç değildir. Rıza, gebelik haftası, tıbbi zorunluluk, müdahaleyi yapanın yetkisi ve işlemin koşulları birlikte değerlendirilir. Kadının mağduru olduğu bir suçtan kaynaklanan gebeliklerde, TCK 99/6’nın şartlarıyla yirmi haftayı aşmayan gebeliğin sonlandırılması cezalandırılmaz.

Çocuk düşürtme suçunun kanuni dayanağı ve unsurları

Düzenleme, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 99. maddesinde yer alır. TCK, 26 Eylül 2004’te kabul edilmiş, 12 Ekim 2004’te yayımlanmış; 99. madde 1 Haziran 2005’te yürürlüğe girmiştir. Gebeliğin hukuka uygun sonlandırılmasının koşulları ayrıca 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun ve ilgili Tüzük ile düzenlenir.

Korunan hukuki değerler, doğum öncesi yaşamın korunması ile gebe kadının beden ve ruh bütünlüğü ve üreme konusunda karar verme özgürlüğüdür. Ceninin hukuki konumuna ilişkin öğretideki farklı açıklamalar, kadının rızasının ayrıca araştırılması gereğini ortadan kaldırmaz.

Fail, mağdur ve maddi unsur

Gebeliğe müdahale eden fail kural olarak gebe kadın dışındaki kişidir. Suç yalnız hekimlerce işlenebilen bir suç değildir; yetkisiz kişinin müdahalesi ayrıca düzenlenmiştir. Gebe kadının rıza göstermesi nedeniyle sorumluluğu TCK 99/2’nin ikinci cümlesinde, kendi çocuğunu isteyerek düşürmesi ise TCK 100’de ayrıca ele alınır.

Maddi incelemede gebeliğin ve canlı ceninin varlığı, müdahale, gebeliğin sonlandırılması sonucu ve nedensellik bağı belirlenir. Kendiliğinden düşük veya önceden ölmüş ceninin tıbben tahliyesi, tek başına çocuk düşürtme suçunu göstermez. Doğumun gerçekleşmesi ve çocuğun canlı doğması hâlinde uygulanacak suç hükümleri ayrıca değerlendirilir.

Kast, hata ve ağır netice

TCK 99 kasten işlenir; olası kast genel hükümler çerçevesinde değerlendirilebilir. Sırf dikkatsizlikle düşüğe neden olunması, kendiliğinden TCK 99 kapsamında değildir. Gebelik, rıza veya gebelik süresi hakkındaki esaslı hata iddiaları TCK 30 çerçevesinde, olayın delilleriyle incelenir.

Kadının zarar görmesi veya ölmesiyle ağırlaşan hâllerde yalnız sonucun gerçekleşmesi yeterli değildir. Müdahale ile sonuç arasında bağ bulunmalı; TCK 23 gereğince fail ağır sonuç bakımından en az taksirle hareket etmiş olmalıdır. Kadının öldürülmesine yönelik kast varsa öldürme suçları ve içtima ayrıca ele alınır.

TCK 99 çocuk düşürtme suçunun cezası kaç yıldır?

TCK 99 kapsamındaki kanuni yaptırımlar
FiilHükümYaptırım
Kadının rızası olmadan çocuk düşürtme99/15–10 yıl hapis
Tıbbi zorunluluk olmadan, rızayla on haftadan fazla gebeliği sonlandırma99/2 ilk cümleMüdahale eden için 2–4 yıl hapis
99/2 koşullarında çocuğunun düşürtülmesine rıza gösterme99/2 ikinci cümleKadın için 1 yıla kadar hapis veya adli para cezası
Rızasız fiil nedeniyle kadının beden veya ruh sağlığının zarar görmesi99/36–12 yıl hapis
Rızasız fiil nedeniyle kadının ölmesi99/315–20 yıl hapis
99/2’deki fiil nedeniyle kadının beden veya ruh sağlığının zarar görmesi99/43–6 yıl hapis
99/2’deki fiil nedeniyle kadının ölmesi99/44–8 yıl hapis
On haftayı doldurmamış gebeliği rızayla olsa bile yetkisiz kişinin sonlandırması99/5 ilk cümle2–4 yıl hapis
Önceki fıkralardaki diğer fiillerin yetkisiz kişi tarafından işlenmesi99/5 ikinci cümleİlgili fıkraya göre verilecek cezada yarı oranında artırım

Tablo sonuç cezayı değil, kanuni yaptırımları gösterir. Teşebbüs, yaş küçüklüğü, iştirak ve diğer uygulanabilir hükümler sonucu değiştirebilir. TCK 99/5’in ilk cümlesindeki 2–4 yıllık ceza, sırf fail yetkisiz olduğu için bir kez daha yarı oranında artırılmaz; ikinci cümle önceki fıkralardaki diğer fiillere ilişkindir.

Rıza, on haftalık sınır ve tıbbi zorunluluk

Kadının rızası olmadan yapılan müdahale

TCK 99/1’de on haftayı aşma şartı bulunmaz. Hukuka uygunluk veya zorunluluk koşulları dışında, erken gebelikte de rızasız çocuk düşürtme suç olabilir. Rıza, müdahaleyi kapsayan, bilgilendirmeye dayanan ve özgürce açıklanmış bir irade olmalıdır. İmza bulunması, tehdit veya aldatma iddiasını tek başına çürütmez.

On haftayı aşmayan gebelik ve yetkili kişi

2827 sayılı Kanun’un 5. maddesi, onuncu hafta doluncaya kadar, kadının sağlığı açısından tıbbi sakınca yoksa istek üzerine rahim tahliyesini düzenler. Rıza yanında yetki, uygun ortam ve diğer mevzuat koşulları da aranır.

Rahim Tahliyesi ve Sterilizasyon Hizmetlerine ilişkin Tüzük uyarınca temel yetki kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarındadır. Yeterlik belgesi bulunan pratisyen hekimler için uzman denetim ve gözetiminde, belirli yöntem ve kurum koşullarıyla sınırlı yetki öngörülür. Dolayısıyla yalnız “hekim” unvanı yeterli değildir.

TCK 99/2’de on haftadan fazla, 99/5’in ilk cümlesinde on haftayı doldurmamış gebelikten söz edilir. Sınırdaki olaylarda hafta ve gün hesabı tıbbi kayıtlarla belirlenmeli; farklı kanuni ifadeler, fail aleyhine kıyas yapılarak genişletilmemelidir.

Eşin, velinin ve vasinin izni

2827 sayılı Kanun’un 6. maddesinde, evli kişilerde 5. maddenin ilk fıkrası kapsamındaki isteğe bağlı rahim tahliyesi için eşin de rızası aranır. Küçüklerde küçüğün rızası ile velinin izni; maddede belirtilen vesayet hâllerinde ayrıca vasi ve sulh hâkimi yönünden koşullar bulunur. Acil müdahale istisnaları saklıdır.

Eşin veya velinin izni, kadının gerekli rızasının yerine geçmez. Buna karşılık yardımcı izinlerdeki eksikliği, otomatik olarak TCK 99/1’deki kadının rızasızlığıyla eşitlemek de doğru değildir. Sağlık mevzuatına aykırılık ile ceza normunun unsurları ayrı değerlendirilir.

On haftadan sonra tıbbi zorunluluk

On haftadan fazla gebelikte tıbbi zorunluluk bulunup bulunmadığı uzmanlık gerektirir. 2827 sayılı Kanun; annenin hayatını tehdit eden veya edecek durumlar ile doğacak çocuk ve onu takip edecek nesiller bakımından ağır maluliyet doğuracak hâlleri, uzmanların objektif bulgulara dayanan gerekçeli raporlarıyla ilişkilendirir. Acil hâllerin ayrıca koşulları ve bildirim yükümlülüğü vardır. Sadece istenmeyen gebelik veya ekonomik güçlük, kendiliğinden tıbbi zorunluluk sayılmaz.

Suç sonucu oluşan gebelikte yirmi haftalık istisna

TCK 99/6 uyarınca gebeliği sonlandırana ceza verilmemesi için şu koşullar birlikte bulunmalıdır:

  • Kadın, mağduru olduğu bir suç nedeniyle gebe kalmış olmalıdır.
  • Gebelik süresi yirmi haftadan fazla olmamalıdır.
  • Kadının rızası bulunmalıdır.
  • İşlem uzman hekimler tarafından hastane ortamında gerçekleştirilmelidir.

Bu hüküm bütün gebelikler için yirmi haftaya kadar serbestlik getirmez. Madde metninde kesinleşmiş mahkûmiyet veya her olayda savcılık izni şeklinde genel bir şart yazılı değildir. Bununla birlikte suçla gebelik arasındaki bağın, gerekli rızanın ve özellikle çocuk mağdurlarda temsil ve koruma koşullarının somut olayda belirlenmesi gerekir. Adli ve tıbbi işlemler, süre sınırı gözetilerek gecikmeden yürütülmelidir.

Yirmi haftanın aşılması bu özel cezasızlık hükmünü uygulanamaz kılar; başka bir tıbbi zorunluluk veya acil müdahale koşulunun bulunup bulunmadığı ise ayrıca incelenir.

Benzer suçlardan farkı, teşebbüs ve iştirak

TCK 100 ile fark: Kadının on haftadan fazla gebeliğini kendisinin isteyerek sonlandırması çocuk düşürme; üçüncü kişinin müdahalesi ise koşullarına göre çocuk düşürtme kapsamında değerlendirilir. TCK 100’de bir yıla kadar hapis veya adli para cezası vardır. Üçüncü kişinin müdahalesine rıza gösteren kadın yönünden ise TCK 99/2’nin özel hükmü dikkate alınır.

Yaralama ile fark: Yaralama kastıyla gerçekleştirilen saldırı sonucunda düşük meydana gelirse TCK 87/2-e; taksirli yaralama sonucu düşükte TCK 89/3-e gündeme gelebilir. Çocuk düşürtmeye yönelik kast ile yaralama kastı aynı kabul edilmez. Ayrıntılar için yaralama suçu ve ağırlaşmış sonuçları incelenebilir.

Eziyet ve işkence ile ilişki: Süreklilik gösteren baskı ve şiddette TCK 96 eziyet suçu; kamu görevlisinin işkence fiili sonucunda düşükte ise TCK 95 kapsamındaki ağır neticeler ayrıca değerlendirilir. Aynı sonuç için birden çok ceza verilip verilmeyeceği, somut fiiller ve suçların birleşmesine ilişkin kurallara göre belirlenir.

Elverişli hareketlerle doğrudan icraya başlanmasına rağmen çocuk düşürtme tamamlanmazsa TCK 35 kapsamında teşebbüs tartışılabilir. Birlikte gerçekleştirme, azmettirme veya bilerek yardım etme TCK 37–39 çerçevesinde incelenir. Eş olmak, hastanede çalışmak veya ödeme yapmak tek başına iştiraki kanıtlamaz; kişinin kastı ve katkısı gösterilmelidir.

Aynı müdahalenin birbirini izleyen aşamaları, sırf birden çok hareket bulunduğu için zincirleme suç oluşturmaz. Ayrı gebelikler ve ayrı fiiller bakımından mağdur, suç işleme kararı ve zaman ilişkisi değerlendirilir. TCK 99’da özel bir ihmali işleniş düzenlemesi bulunmadığından, salt müdahale etmeme davranışı bu suçla otomatik eşitlenemez; kişinin yükümlülüğü ve uygulanabilir diğer suç hükümleri araştırılır.

Çocuk düşürtme suçunda deliller ve Yargıtay kararları

Hastane ve muayenehane kayıtları, ultrason raporları, gebelik takibi, müdahale ve anestezi belgeleri, izin formları, uzmanlık ve yetki belgeleri, mesajlar ve tanık anlatımları birlikte değerlendirilir. Kayıtlar gebelik haftasını, müdahaleyi yapanı, rızayı ve sonucun nedenini açıklamalıdır. Bir ödeme kaydı işlemin bütün koşullarını; bir imza da rızanın özgür olduğunu tek başına kanıtlamaz.

Sağlık zararının hangi eylemden kaynaklandığı belirlenmelidir

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 7 Mart 2016 tarihli, E.2014/3132, K.2016/2216 sayılı kararında, cinsel istismar nedeniyle alınmış raporla doğrudan TCK 99/4 uygulanması bozma nedeni sayılmıştır. Çocuk düşürtme eyleminden kaynaklanan beden veya ruh sağlığı zararının ayrıca raporla değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, her psikiyatrik bulgunun müdahaleye bağlanamayacağını gösterir.

Mahkûmiyet için giderilemeyen şüphe aşılmalıdır

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 22 Nisan 2019 tarihli, E.2015/10087, K.2019/9280 sayılı kararında, olayın gerçekleşmesi ve rızasızlık bakımından yeterli kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle mahkûmiyet hükümleri bozulmuştur. Kararda olayın geç bildirilmesi, raporun yetersizliği ve anlatımlardaki çelişkiler birlikte değerlendirilmiştir. Bu, geç başvurunun her olayda beraat gerektirdiği anlamına gelmez; kararın sonucu bozmadır.

Mağdur, sağlık kayıtlarının ve diğer delillerin zamanında getirtilmesini isteyebilir. Şüpheli ve sanık müdafi yardımından yararlanabilir, susma hakkını kullanabilir ve aleyhte delillere karşı açıklama sunabilir. Raporun eksikliği veya çelişkisi somutlaştırılarak ek inceleme talep edilebilir. Sağlık verileri hukuka uygun yoldan temin edilmeli; deliller değiştirilmemeli, özel kayıtlar kamuya yayılmamalıdır.

Şikâyet, uzlaştırma, görev ve soruşturma izni

TCK 99’da şikâyet şartı bulunmaz. Savcılık suçu öğrendiğinde resen soruşturma yürütür; şikâyetten vazgeçme tek başına davayı düşürmez. Bu nedenle altı aylık şikâyet süresiyle dava zamanaşımı karıştırılmamalıdır.

Yetişkinler bakımından suç, CMK 253 kapsamında uzlaştırmaya tabi değildir. Çocuk şüphelilerde üst sınırı üç yılı geçmeyen suçlara ilişkin özel hüküm ayrıca kontrol edilir. Özellikle TCK 99/2’nin kadın için öngördüğü ikinci cümlesi bakımından yaş, mağdur veya suçtan zarar gören koşulu ve birlikte işlenen suçlar incelenmeden mutlak sonuç kurulamaz. TCK 99/2’nin müdahale eden kişi için öngördüğü 2–4 yıllık ceza bu üç yıllık sınırı aşar.

5235 sayılı Kanun’un 11, 12 ve 14. maddelerine göre TCK 99/1, 99/2, 99/4 ve 99/5’in bağımsız temel şekli yönünden kural olarak asliye ceza mahkemesi; 99/3’teki 6–12 ve 15–20 yıllık yaptırımlar yönünden ağır ceza mahkemesi görevlidir. Görev hesabında ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenlere ilişkin m.14 ayrıca gözetilir. Çocuklara özgü mahkemeler, özel görev ve bağlantı hükümleri saklıdır. Yer bakımından yetki kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesindedir.

Sağlık meslek mensupları bakımından resen soruşturma ile soruşturma izni farklıdır. Fiil mesleğin icrası kapsamındaki tıbbi işlem niteliğindeyse 3359 sayılı Kanun Ek 18 ve kişinin tabi olduğu özel usul incelenir. Hekim sıfatı, her fiilin mutlaka izin kapsamında olduğu anlamına gelmez; kurum, görev ve eylemin niteliği belirleyicidir.

Dava zamanaşımı ve kanun yolu süreleri

Yetişkinler için, yetkisizlik artırımı veya başka özel durum bulunmayan temel değerlendirmede olağan dava zamanaşımı; TCK 99/2 ve 99/5’in ilk cümlesinde 8 yıl, 99/1’de 15 yıl, 99/3’ün sağlık zararı hâlinde 15 yıl, aynı fıkranın ölüm hâlinde 20 yıl, 99/4’te 15 yıldır. Dayanak TCK 66’dır.

Yetkisiz kişinin işlemesi nedeniyle artan ceza üst sınırı zamanaşımı kategorisini değiştirebilir. Örneğin 99/2’nin müdahale eden kişi yönünden 4 yıllık üst sınırı, 99/5 uyarınca 6 yıla yükseldiğinde olağan süre 15 yıl olarak değerlendirilir. Görev hesabıyla zamanaşımı hesabı aynı kurala tabi değildir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 25 Kasım 2024 tarihli, E.2021/16098, K.2024/10139 sayılı kararında, TCK 99/2’nin ilk cümlesi bakımından sekiz yıllık olağan zamanaşımı uygulanmış; ilgili sanıklar yönünden hükümler bozulup kamu davası zamanaşımı nedeniyle düşürülmüştür. Bu sonuç beraat değildir ve bütün TCK 99 hâllerine genellenemez.

TCK 67’deki kesilme hâlleri süreyi yeniden başlatabilir; kesilme nedeniyle toplam uzama kanuni sürenin yarısıyla sınırlıdır. Durma sebepleri, failin yaşı ve çocuk mağdur bakımından TCK 66/6’daki özel başlangıç kuralı ayrıca hesaplanır. Ceza zamanaşımı ise kesinleşmiş cezanın infazına ilişkindir; dava zamanaşımı tablosundan çıkarılamaz.

1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlarda, kanun yolu açıksa istinaf ve temyiz süresi kural olarak gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren iki haftadır (CMK 273 ve 291). Genel itiraz süresi ise özel hüküm yoksa kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır (CMK 268). Başvuru kararı veren mercie yapılır; inceleme mercii başvurunun türüne göre belirlenir. Her karar temyize açık değildir. Daha eski kararlar için CMK Geçici 6 ve ilgili geçiş hükümleri uygulanır.

Tutuklama, HAGB, erteleme ve infaz

TCK 99 isnadı otomatik tutuklama nedeni değildir. CMK 100 uyarınca somut delillere dayanan kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedeni ve ölçülülük aranır; adli kontrolün yeterli olup olmadığı değerlendirilir. TCK 99, CMK 100/3’te tek başına katalog suç olarak sayılmamıştır. Kararın niteliğine göre CMK 268 uyarınca itiraz mümkündür.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması

CMK 231 uyarınca sonuç cezanın iki yıl veya daha az hapis ya da adli para cezası olması, HAGB incelemesinin başlangıç koşuludur. Önceki kasıtlı mahkûmiyet, yeniden suç işlemeyeceği kanaati ve giderilmesi gereken zarar gibi diğer koşullar da değerlendirilir. HAGB bir beraat kararı değildir.

7589 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle yapılan ve 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren düzenleme gözetilmelidir. Güncel CMK 231/14, işkence ve eziyet yanında kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlediği, Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçları da HAGB dışında bırakır. Bu nedenle kamu görevlisine isnat edilen somut fiil ayrıca incelenir. Eski HAGB kararlarının kanun yolu ve diğer geçiş koşulları karar tarihine göre belirlenir.

Erteleme ve adli para cezası

TCK 51’de hapis cezasının ertelenmesi için genel sınır iki yıldır; fiil sırasında on sekiz yaşından küçük veya altmış beş yaşını bitirmiş kişilerde üç yıldır. Önceki mahkûmiyet ve yeniden suç işlememe kanaati gibi koşullar ayrıca aranır.

TCK 99/2’nin kadınla ilgili cümlesinde hapis veya adli para cezası öngörülür; ikisi birlikte zorunlu değildir. Mahkeme seçimlik yaptırımlardan hapsi seçerse TCK 50/2 gereğince bunu sonradan adli para cezasına çeviremez. Diğer hâllerde seçenek yaptırım değerlendirmesi sonuç hapis cezası ve TCK 50 koşullarına bağlıdır. Adli para cezasında gün sayısı ile bir gün karşılığı tutar ayrı belirlenir; tek ve sabit bir “kürtaj cezası tutarı” yoktur.

TCK 99’a özgü etkin pişmanlık düzenlemesi bulunmaz. Pişmanlık veya zararın giderilmesi otomatik cezasızlık sağlamaz. Hükmedilen hapis süresi ile ceza infaz kurumunda geçirilecek süre farklıdır; suç tarihi, kesinleşme, tekerrür ve uygulanabilir infaz hükümleri görülmeden kesin bir “yatar” hesabı yapılamaz. Eski fiillerde TCK 7 uyarınca lehe kanun karşılaştırması ayrıca gerekir.

Varsayımsal uygulama örnekleri

Örnek 1: Sekiz haftalık gebelik, kadının rızasıyla fakat rahim tahliyesine yetkisi olmayan bir kişi tarafından sonlandırılmıştır. Diğer koşullar da varsa TCK 99/5’in ilk cümlesi gündeme gelir; erken gebelik ve rıza tek başına yeterli değildir.

Örnek 2: On iki haftalık gebelik tıbbi zorunluluk bulunmadan kadının rızasıyla sonlandırılmıştır. Müdahaleyi yapan kişinin TCK 99/2 kapsamındaki sorumluluğu ile kadının aynı fıkranın ikinci cümlesindeki durumu ayrı incelenir.

Örnek 3: Suç sonucu oluşan on sekiz haftalık gebelik, kadının rızasıyla uzman hekimlerce hastanede sonlandırılmıştır. Suçla gebelik arasındaki bağ ve diğer koşullar doğrulanırsa TCK 99/6 değerlendirilir. Bu örnek, her on sekiz haftalık gebeliğin sonlandırılabileceği anlamına gelmez.

Sık sorulan sorular

Kürtaj yaptırmak her durumda suç mudur?

Hayır. Süre, rıza, yetki ve sağlık mevzuatının koşullarına uygun müdahale suç oluşturmaz. Tıbbi zorunluluk ve suç sonucu gebelik için farklı kurallar vardır.

On haftadan önce rızasız kürtaj suç olur mu?

Evet, hukuka uygunluk veya zorunluluk koşulları bulunmadığında TCK 99/1 uygulanabilir. Bu fıkrada gebeliğin on haftayı aşması aranmaz.

Kadının rızası doktoru her zaman sorumluluktan kurtarır mı?

Hayır. On haftadan fazla gebelikte tıbbi zorunluluk bulunmaması veya müdahale edenin yetkisizliği hâlinde rıza tek başına ceza sorumluluğunu kaldırmaz.

Evli kadının eşinin izni gerekir mi?

2827 sayılı Kanun’un 6. maddesi, onuncu hafta doluncaya kadarki isteğe bağlı rahim tahliyesinde evli kişi için eş rızasını da arar. Bu izin kadının rızasının yerine geçmez; tıbbi zorunluluk ve acil hâller ayrıca değerlendirilir.

On sekiz yaşından küçük gebe tek başına izin verebilir mi?

2827 sayılı Kanun küçüğün rızasıyla birlikte veli iznini düzenler. Vesayet, acil müdahale, temsil çatışması ve suç mağduriyeti bulunan durumlar ayrıca değerlendirilmelidir.

Suç sonucu gebelikte kesinleşmiş ceza kararı şart mı?

TCK 99/6 böyle bir genel şart içermez. Ancak gebeliğin kadının mağduru olduğu suçtan kaynaklandığı ve diğer koşullar belirlenmelidir. Yirmi haftalık sınır nedeniyle işlemlerin gecikmemesi önemlidir.

Kendiliğinden düşük nedeniyle ceza verilir mi?

Kendiliğinden düşük, tek başına TCK 99 veya TCK 100’ü oluşturmaz. Düşüğün nedenine ilişkin inceleme ile kişinin suç işlediğinin kabulü birbirinden ayrılmalıdır.

Çocuğunun düşürtülmesine rıza gösteren kadın cezalandırılır mı?

Her rıza cezalandırılmaz. TCK 99/2’deki on haftadan fazla gebelik ve tıbbi zorunluluğun bulunmaması koşulları ile diğer sorumluluk şartları varsa, kadın için bir yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülür.

Şikâyet geri çekilirse dava kapanır mı?

Hayır. Suç resen takip edilir. Vazgeçme tek başına soruşturmayı veya davayı sona erdirmez; deliller ve diğer hukuki koşullar değerlendirilir.

Bütün çocuk düşürtme suçlarında zamanaşımı sekiz yıl mı?

Hayır. Uygulanan fıkraya ve artırımlara göre süre değişir. Sekiz yıllık süre özellikle TCK 99/2’nin temel hâliyle ilgilidir; rızasız fiil ve ağır neticeler için farklı süreler vardır.

Hastane kaydı yoksa mahkûmiyet kurulamaz mı?

Tek bir delil türü zorunlu veya her durumda yeterli değildir. Beyanlar, raporlar ve diğer hukuka uygun deliller birlikte incelenir; mahkûmiyet için giderilemeyen şüphe bırakmayan ispat gerekir.

İlk kez suç işleyen kişi mutlaka HAGB alır mı?

Hayır. Sonuç ceza, önceki mahkûmiyet, zarar, mahkemenin değerlendirmesi ve kanuni yasaklar birlikte kontrol edilir. Sabıkasızlık tek başına HAGB veya erteleme hakkı vermez.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir