
Türk Ceza Hukuku · TCK 97
TCK Madde 97 Terk Suçu ve Cezası
Terk suçu, yaşı veya hastalığı nedeniyle kendini idare edemeyen bir kişinin, onu korumak ve gözetmekle yükümlü kişi tarafından kendi hâline bırakılmasıdır. Temel ceza 3 aydan 2 yıla kadar hapistir. Hastalık, yaralanma veya ölüm meydana gelmesi ise nedensellik ve kusur bakımından ayrıca değerlendirilir.
Terk suçu nedir?
TCK 97 terk suçu, korunmaya muhtaç kişi ile onu korumakla yükümlü kişi arasındaki ilişkinin ceza hukuku bakımından ihlalini düzenler. Korunan başlıca değerler kişinin yaşamı, sağlığı ve beden bütünlüğüdür. Cezalandırılan davranış, bakım ilişkisinde her türlü anlaşmazlık değil; yaşı veya hastalığı yüzünden kendi ihtiyaçlarını karşılayamayan kişinin bilerek korumasız bırakılmasıdır.
Bir bebeğin bakımını üstlenen kişinin onu gözetimsiz bırakması ile kendi hayatını bağımsız sürdürebilen yetişkinin evden ayrılması aynı hukuki nitelikte değildir. Mağdurun yardıma ihtiyaç duyması, bu ihtiyacın kanunda belirtilen nedenlerden kaynaklanması ve şüphelinin özel bir yükümlülük taşıması ayrı ayrı araştırılır.
Temel suçun oluşması için mutlaka yaralanma ya da ölüm gerçekleşmesi gerekmez. Buna karşılık yalnızca bir yakının rahatsız olması da tek başına mahkûmiyet sebebi değildir. Bakım düzeninin nasıl kurulduğu, olay anında kimin sorumluluk üstlendiği ve kişinin gerçekten yardımsız kalıp kalmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır.
TCK 97 madde metni
Adalet Bakanlığının yayımladığı Türk Ceza Kanunu’nun 97. maddesi iki fıkradan oluşur:
“(1) Yaşı veya hastalığı dolayısıyla kendini idare edemeyecek durumda olan ve bu nedenle koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan bir kimseyi kendi haline terk eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Terk dolayısıyla mağdur bir hastalığa yakalanmış, yaralanmış veya ölmüşse, neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümlerine göre cezaya hükmolunur.”
İlk fıkra bağımsız terk fiilini, ikinci fıkra bu fiil nedeniyle ortaya çıkan ağır sonuçları düzenler. İkinci fıkrada ayrıca yazılmış bir yıl aralığı veya belirli bir artırım oranı bulunmaz. Bu nedenle bütün terk olayları için aynı ceza hesabı yapılamaz.
Terk suçunun unsurları nelerdir?
| Unsur | Aranan koşul | İnceleme konusu |
|---|---|---|
| Mağdurun durumu | Yaş veya hastalık nedeniyle kendini idare edememe | Günlük ihtiyaçlar, hareket ve yardım isteme imkânı, sağlık kayıtları |
| Failin sıfatı | Koruma ve gözetim yükümlülüğünün bulunması | Kanuni ilişki, bakım sözleşmesi, fiilen üstlenilen sorumluluk |
| Davranış | Mağdurun kendi hâline bırakılması | Bakımı sürdürecek kişinin bulunup bulunmadığı ve teslimin gerçekleşmesi |
| Manevi unsur | Terk fiilinin kasten gerçekleştirilmesi | Failin mağdurun durumunu bilmesi, iradesi ve olay koşulları |
Bu koşullardan biri ispatlanamazsa TCK 97’den mahkûmiyet kurulamaz. Bununla birlikte fiilin başka bir suç veya özel hukuk sorumluluğu doğurup doğurmadığı ayrıca değerlendirilebilir. Ceza yargılamasında kişinin suçsuzluğunu ispatlaması beklenmez; isnadın kanuni unsurlarının hukuka uygun delillerle ortaya konulması gerekir.
Çocuk, yaşlı veya hasta olmak tek başına yeterli midir?
Kanunda herkes için geçerli bir yaş eşiği belirlenmemiştir. İleri yaşta olup ihtiyaçlarını bağımsız karşılayan kişi ile hastalığı nedeniyle hareket edemeyen daha genç kişinin durumları farklıdır. Çocuk bakımından da yaşın yanında gelişim düzeyi, yalnız bırakıldığı ortam ve yardım alabilme imkânı önem taşır. Bir engellilik tanısı otomatik olarak kendini idare edememe anlamına gelmez; somut bakım ihtiyacı incelenir.
Koruma ve gözetim yükümlülüğü kimlere aittir?
Terk suçu, fail yönünden özel bir ilişki gerektirir. Anne ve babanın çocuğa karşı kanuni sorumluluğu, vasi veya bakım görevlisinin üstlendiği görev, hasta bakıcısının sözleşmesi bu ilişkinin dayanakları olabilir. Ancak aile bağı, görev unvanı veya aynı evde yaşamak tek başına yeterli açıklama değildir. Olay anındaki yükümlülüğün kapsamı gösterilmelidir.
Yazılı bakım sözleşmesi bulunması zorunlu mudur?
Yükümlülük her zaman imzalı bir belgeye dayanmaz. Sözlü anlaşma, düzenli biçimde sürdürülen bakım veya somut olayda fiilen üstlenilen gözetim de araştırılabilir. Örneğin bir çocuğun belirli saatler için bakımını açıkça kabul eden kişinin konumu, çocuğun yanında tesadüfen bulunan ziyaretçiden farklıdır. Mesajlar, teslim kayıtları, çalışma çizelgesi ve tanık anlatımları bu ayrımı ortaya koyabilir.
Bakım kuruluşunda kim sorumlu olur?
Hastane, okul veya bakım kuruluşunda sorumluluk tek bir unvana bakılarak bütün çalışanlara yüklenemez. Vardiya, görev dağılımı, devir teslim, hastanın veya çocuğun ihtiyaçları ve müdahale yetkisi incelenir. Ceza sorumluluğu kişiseldir. Kurumun hizmet kusuru veya sözleşmesel sorumluluğu ise çalışanların bireysel ceza sorumluluğundan ayrı bir değerlendirme gerektirir.
Velayet veya eşler arasındaki ihtilaf, çocuğun fiilen korunması ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte bakımın diğer ebeveyne gerçekten ve güvenli biçimde devredildiği bir olay, çocuğun sahipsiz bırakıldığı olayla aynı şekilde değerlendirilemez.
Kendi hâline terk etmek ne anlama gelir?
Belirleyici mesele, korumaya ihtiyaç duyan kişinin etkili bakım ve gözetimden yoksun kalmasıdır. Bir yerde bırakıp uzaklaşmak bu davranışın görünümüdür; kişinin bulunduğu evden ayrılarak gerekli bakım düzenini tamamen kesmek de aynı yönden incelenebilir. Suçun mutlaka sokakta veya uzun süreli bir ayrılıkla işlenmesi gerekmez.
Kanunda “şu kadar dakika yalnız bırakmak suçtur” şeklinde bir ölçü yoktur. Mağdurun yaşı, hastalığı, ortamın tehlikeleri ve yardıma ulaşma olanağı değerlendirilir. Çok kısa süre, bazı koşullarda ciddi bir korunmasızlık yaratabilir; buna karşılık uygun bakım düzeni sürerken fiziksel olarak başka yerde bulunmak tek başına terk değildir.
Güvenli teslim ile bir yerin yakınına bırakmak aynı değildir. Bakımı üstlenecek kişinin veya kurumun durumdan haberdar olması, sorumluluğu fiilen devralması ve korumayı sağlayabilecek durumda bulunması önemlidir. Hastane binası, okul kapısı ya da karakol çevresi, yalnızca bulunduğu yer nedeniyle güvenli teslim sayılmaz.
Usulüne uygun bakım devri, velayet veya diğer aile hukuku yükümlülüklerini kendiliğinden sona erdirmez. TCK 97’nin oluşmadığı sonucuna varılsa bile başka yükümlülükler bakımından ayrıca inceleme yapılabilir. Ancak başka bir suçun oluştuğu da otomatik kabul edilemez.
Kast, ihmal ve bakım yetersizliği nasıl ayrılır?
TCK 97/1 kasten işlenen bir suçtur. Failin mağdurun kendini idare edemeyecek durumunu ve kendisine düşen koruma ilişkisini bilerek onu kendi hâline bırakması gerekir. Mağdurun ayrıca zarar görmesini istemek, temel suçun zorunlu unsuru değildir.
Unutkanlık, dikkatsizlik veya yanlış organizasyonla ortaya çıkan her bakım eksikliği doğrudan TCK 97 sayılmaz. Böyle bir olayda kastın bulunup bulunmadığı araştırılır; yaralanma veya ölüm gerçekleşmişse taksirli suçların koşulları ayrıca gündeme gelebilir. Günlük dilde kullanılan “ihmal” sözcüğü, ceza hukukunda her zaman taksir anlamına da gelmez: Bir yükümlülüğü yerine getirmemek bilinçli ve kasıtlı olabilir.
Ekonomik yetersizlik, ağır hastalık, beklenmeyen acil durum veya bakım sağlayacak başka kişiye güvenildiği savunması somut delillerle ele alınmalıdır. Yoksulluk tek başına suç göstergesi değildir. Öte yandan bakım güçlüğü yaşanması da korumaya muhtaç kişinin bilerek tehlikeli koşullarda bırakılmasına genel bir hukuka uygunluk sağlamaz. Yardım talebi ve güvenli bakım arayışına ilişkin kayıtlar önemlidir.
Terk suçunun cezası ne kadardır?
| Olay | Hüküm | Cezai değerlendirme |
|---|---|---|
| Kendi hâline terk; ağır sonuç yok | TCK 97/1 | 3 aydan 2 yıla kadar hapis |
| Terk nedeniyle hastalık | TCK 97/2 ve TCK 23 | Ağır sonuçla bağlantı ve en az taksir incelenir; 97/2’de sabit ceza aralığı yoktur. |
| Terk nedeniyle yaralanma | TCK 97/2 ve ilgili hükümler | Yaralanmanın niteliği, nedensellik ve kusura göre uygulanacak hüküm belirlenir. |
| Terk nedeniyle ölüm | TCK 97/2 ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümleri; öldürme kastında ayrı değerlendirme | TCK 87/4’ün uygulanması da gündeme gelebilir. Ölüm kendiliğinden kasten öldürme anlamına gelmez. |
Temel hâlde mahkeme, TCK 61’deki ölçütlerle alt ve üst sınır arasında ceza belirler. Suçun işleniş biçimi, tehlikenin ağırlığı ve kastın yoğunluğu dikkate alınabilir. Yaş küçüklüğü, teşebbüs, iştirak ve takdiri indirim gibi genel hükümlerin uygulanması sonuç cezayı etkileyebilir; alt sınırdan ceza veya indirim herkes için zorunlu değildir.
TCK 97/1 doğrudan seçimlik adli para cezası öngörmez. Bununla birlikte hükmedilen kısa süreli hapis cezasının sonradan seçenek yaptırıma çevrilmesi farklı bir konudur. Kanuni ceza türü ile mahkemenin bireyselleştirme aşamasındaki kararı birbirine karıştırılmamalıdır.
Terk nedeniyle hastalık, yaralanma veya ölüm olursa ne olur?
Önce kasten gerçekleştirilmiş bir terk fiili saptanmalıdır. Ardından hastalığın, yaralanmanın veya ölümün bu fiilden kaynaklanıp kaynaklanmadığı belirlenir. TCK 23 uyarınca failin ağır sonuç bakımından en azından taksirli olması gerekir. Sonucun meydana gelmesi, kusur ve neden sonuç ilişkisi incelenmeden kişiye yüklenemez.
Nedensellik neden önemlidir?
Mağdurun önceden var olan hastalığı, terk fiilinin etkisini araştırmayı gereksiz kılmaz. Bakım kesilmesinin hastalığı ağırlaştırıp ağırlaştırmadığı, zamanında müdahalenin sonucu önleme imkânı ve bağımsız nedenlerin etkisi uzman raporlarıyla incelenebilir. Hastane yatışı veya ölüm belgesi tek başına bütün bu soruların cevabı değildir. Olayın zaman çizelgesi ile tıbbi bulgular birlikte değerlendirilmelidir.
Ölüm neticesi ile öldürme kastı aynı mıdır?
Hayır. Ölüm istenmiş veya olası kast kapsamında kabullenilmişse öldürmeye ilişkin hükümler değerlendirilir. Sonucu önleme konusunda hukuki yükümlülüğü bulunan kişinin ihmali davranışı bakımından TCK 83 önem kazanabilir. Terk etme kastının da bulunmadığı, yalnızca dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılığın söz konusu olduğu olaylarda ise taksirle öldürme hükümleri yönünden inceleme yapılır. Kasten terk ve ağır sonuç bakımından taksirin birleştiği TCK 97/2 hâli, sırf öldürme kastı yok diye doğrudan TCK 85’e indirgenemez.
TCK 87 üzerinden ceza belirlenmesi
TCK 97/2’nin atfı kapsamında, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamaya ilişkin TCK 87 hükümlerinin uygulanması da gündeme gelir. Özellikle ölüm neticesinde TCK 87/4 üzerinden ceza belirlenmesi ile doğrudan öldürme suçundan sorumluluk ayrılmalıdır. TCK 87/4’ün güncel metni, TCK 86/1’e giren hâllerde 10–14 yıl; 86/3’e giren hâllerde 14–18 yıl hapis öngörür. Bu aralıklar her terk olayına otomatik uygulanmaz; atfın koşulları, mağdurla ilişki, kusur ve suç tarihi belirlenmelidir. Güncel dayanak TCK 87/4’ün 7550 sayılı Kanun’la değişen metnidir.
TCK 97/2’nin atfı, kanunda bulunmayan bir cezanın kıyasla oluşturulmasına izin vermez. Mahkeme uygulanacak suç tipini, kusur biçimini ve cezanın kanuni dayanağını açıklamak zorundadır. “Terk sonucunda ölümün cezası her durumda 1–3 yıldır” ifadesi yanlıştır; bu aralık TCK 98/2’deki farklı düzenlemeye aittir.
Bedensel zarar iddiasında, yaralama suçunun unsurları ve sonuçları da hukuki nitelendirme bakımından önem taşır. Terk fiilinden bağımsız darp veya başka davranışlar varsa her birinin kapsamı ayrıca belirlenir.
Terk suçuna ilişkin varsayımsal örnekler
Aşağıdaki örnekler yalnızca hukuki ayrımı açıklamak için kurgulanmıştır; gerçek kişi veya dosya bilgisi içermez.
Bebeğin gözetimsiz bırakılması
Bakımını üstlendiği bebeğin ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayacağını bilen kişi, başka bir bakım sağlayıcı ayarlamadan evden ayrılır. Bebek daha sonra komşu tarafından zarar görmeden bulunur. Bir yaralanma olmaması, temel terk suçunu tek başına ortadan kaldırmaz. Korumasız bırakmanın koşulları ve kast araştırılır.
Bakımın açıkça devredilmesi
Hasta yakını, ayrılmadan önce bakım verebilecek kişinin kabulünü alır; bu kişi eve gelir ve sorumluluğu devralır. Bakım gerçekten sürüyorsa sırf ilk kişinin başka yere gitmesi terk sayılmaz. Buna karşılık yalnızca cevaplanmamış bir mesaj göndermek, güvenli devir yapıldığını göstermeye yetmeyebilir.
Hastanın durumunun ağırlaşması
Hareket edemeyen kişinin zorunlu bakımını bilerek kesen bakıcı hakkında, hastada meydana gelen sağlık bozulmasının bu kesintiden kaynaklandığı ileri sürülür. TCK 97/2 değerlendirmesi için tıbbi bağlantı ve ağır sonuç bakımından kusur araştırılır. Önceden var olan hastalık nedeniyle otomatik olarak sorumluluk kurulamaz veya reddedilemez.
Özel yükümlülüğü olmayan kişi
Yoldan geçen kişi, kendini idare edemeyen birini görür fakat aralarında önceden kurulmuş bakım ilişkisi yoktur. Bu kişinin davranışı sırf yardım etmediği için TCK 97’ye dönüşmez. Koşulların elverdiği yardım veya yetkililere bildirim yönünden TCK 98’in unsurları ayrıca incelenir.
Terk suçunun TCK 98, TCK 233 ve diğer düzenlemelerden farkı
| Düzenleme | Temel ayrım | Sorulacak soru |
|---|---|---|
| TCK 97: Terk | Özel koruma ve gözetim yükümlülüğü altındaki kişiyi kendi hâline bırakma | Bakımı üstlenmiş olan kim ve koruma gerçekten kesilmiş mi? |
| TCK 98: Yardım veya bildirim yükümlülüğü | Önceden özel bakım ilişkisi bulunması gerekmez. | Koşulların elverdiği yardım veya derhâl bildirim yapılmış mı? |
| TCK 233: Aile yükümlülükleri | Bakım, eğitim, destek ve maddede belirtilen diğer aile yükümlülükleri | Kendi hâline terk oluşmasa da başka bir aile yükümlülüğü ihlal edilmiş mi? |
| TCK 96: Eziyet | İnsan onuruyla bağdaşmayan, sistematik acı ve aşağılamaya yol açan davranışlar | Olayda süreklilik gösteren bir eziyet süreci var mı? |
| TCK 83: İhmali davranışla kasten öldürme | Sonucu önleme yükümlülüğü ve öldürmeye yönelik kast | Ölüm istenmiş veya kabullenilmiş mi; ihmali davranışın hukuki şartları var mı? |
| TMK 164: Terk nedeniyle boşanma | Evlilik ilişkisinin sona ermesine ilişkin medeni hukuk düzenlemesi | Boşanma koşulları mı, korunmaya muhtaç kişinin terk edilmesi mi tartışılıyor? |
TCK 97 ile TCK 98’in cezası aynı değildir
TCK 98/1’in cezası bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedeniyle ölüm için 1–3 yıl hapis öngörülür. TCK 97/1’de ise 3 ay–2 yıl hapis vardır; ikinci fıkra farklı bir atıf sistemi kurar. Failin mağdur üzerindeki özel yükümlülüğü, iki suçun ayrımında öncelikle incelenir.
Aile yükümlülüklerinde 2026 değişikliği
TCK 233/1’deki bakım, eğitim veya destek yükümlülüğünün yerine getirilmemesi ile TCK 97 aynı suç değildir. 7593 sayılı Kanun’un 3. maddesi, TCK 233/1 cezasını 3 ay–2 yıl; 233/2’deki gebelik hâlinde çaresiz bırakma cezasını 6 ay–2 yıl olarak değiştirmiştir. Önceki tarihli fiillerde lehe kanun incelemesi saklıdır. Bu değişiklikler, TCK 97’nin kendi unsurlarını ortadan kaldırmaz.
Bakımın kasıtlı biçimde kesilmesine eklenen sürekli aşağılama veya acı verme davranışları, eziyet suçunun unsurları yönünden de değerlendirme gerektirebilir. Tek olaya peşinen birden fazla suç adı vermek yerine fiillerin kapsamı ve suçların birleşmesi kuralları belirlenmelidir.
Teşebbüs, iştirak ve birden fazla mağdur
Terk fiili tamamlanmadan önceki davranışların cezalandırılabilir teşebbüs oluşturup oluşturmadığı, icra hareketlerinin başlayıp başlamadığına ve davranışın bölünebilirliğine bağlıdır. Her hazırlık veya terk düşüncesi teşebbüs değildir. Mağdur gerçekten kendi hâline bırakılmışsa sonradan dönülmesi, tamamlanmış fiili geçmişe dönük olarak yok etmez.
TCK 97 özgü suç niteliğindedir. Koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunmayan bir kişinin olayda yer alması, onu kendiliğinden bu suçun faili yapmaz. Ancak TCK 40/2 çerçevesinde azmettirme veya yardım etme sorumluluğu gündeme gelebilir. Birden fazla bakım yükümlüsü varsa her birinin görevi, kastı ve davranışı ayrı ayrı araştırılır; diğer kişinin mahkûmiyeti tek başına yeterli değildir.
Birden fazla çocuk veya hastanın korunmasız bırakıldığı olaylarda mağdurların her biri bakımından yükümlülük ve fiil incelenir. Tek bir ortamda bulunmaları, bütün olayın zorunlu olarak tek suç sayılmasını gerektirmez. Suçların sayısı ve içtima değerlendirmesi, isnadın ve hükmün gerekçesinde açıkça gösterilmelidir.
Terk suçu şikâyete ve uzlaştırmaya tabi midir?
Şikâyet koşulu ve vazgeçme
TCK 97’de şikâyet şartı öngörülmemiştir. Savcılık, suç işlendiği izlenimini veren durumu öğrendiğinde resen araştırma yapar. Bu nedenle suçtan zarar görenin mutlaka altı ay içinde şikâyet etmesi gerektiği söylenemez. Dava zamanaşımı ise ayrı bir konudur.
Şikâyetten vazgeçme, yetişkin fail hakkında yürütülen terk soruşturmasını veya kamu davasını kendiliğinden sona erdirmez. Tarafların bakım düzenini yeniden kurması, zarar giderimi veya barışması dosyada değerlendirilebilir; bunlar suçun unsurları ve diğer yasal koşullar yerine geçmez.
Çocuk şüpheliler için uzlaştırma istisnası
Yetişkin fail bakımından TCK 97, CMK 253’te sayılan uzlaştırma suçları arasında değildir. Ancak aynı maddenin 1/c bendinde çocuklar için özel bir kapsam vardır: Mağdurun gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar da kapsama girer. Bu nedenle TCK 97/1 isnadı altındaki çocuk bakımından uzlaştırma değerlendirilmelidir.
Belirleyici olan mağdurun değil, suç isnadı altındaki kişinin suç tarihindeki yaşının çocuk olmasıdır. Aynı mağdura karşı birlikte işlenen uzlaştırma dışı başka suç gibi CMK 253/3 engelleri ayrıca kontrol edilir. Ağır neticeli olayda ise oluşan suç ve yaptırım yeniden değerlendirilir. Dayanak CMK 253’ün kapsam ve istisna hükümleridir; 7593 sayılı Kanun, çocuklara ilişkin terminolojiyi de güncellemiştir.
Terk suçu nasıl ispatlanır, başvuru nasıl yapılır?
Yaşam veya sağlık açısından devam eden bir tehlikede öncelik kişinin güvenliğinin sağlanması ve acil yardımın çağrılmasıdır. Ceza ihbarı Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa yapılabilir. Başvuruda kesin hukuki nitelendirme yapmak zorunlu değildir; görülen olaylar, zaman, yer, korunmaya ihtiyaç ve bilinen deliller açıkça anlatılmalıdır.
| Delil | Açıklayabileceği konu | Dikkat noktası |
|---|---|---|
| Nüfus, velayet, vesayet ve bakım kayıtları | Yükümlülüğün kaynağı ve kapsamı | Olay tarihindeki hukuki ve fiili durum araştırılmalıdır. |
| Sağlık dosyası ve uzman raporu | Kendini idare edememe, bakım ihtiyacı ve ağır sonuç | Mevcut hastalık ile terk fiilinin etkisi ayrılmalıdır. |
| Kamera, giriş çıkış ve vardiya kayıtları | Süre, gözetim ve bakım devri | Silinmeden yetkili makam aracılığıyla muhafaza istenmelidir. |
| Mesajlar ve teslim tutanakları | Bakımın kabulü, uyarılar, yardım talebi | Yazışmanın bütünü ve aslı korunmalıdır. |
| Tanık ve olay yeri tutanakları | Mağdurun bulunduğu koşullar | Doğrudan gözlem ile başkasından duyulan bilgi ayrılmalıdır. |
Başvuruyla birlikte kamera kayıtlarının zaman aralığı ve bulunduğu yer belirtilebilir; hastane, ambulans veya bakım kuruluşu kayıtlarının getirtilmesi istenebilir. Kayıt üzerinde kesme, birleştirme veya açıklamasız değişiklik yapılması değerlendirmeyi güçleştirir. Kişisel hesaplara izinsiz girerek veya mahrem görüntüleri yayımlayarak delil toplamaya çalışılmamalıdır.
Görünür yaralanma bulunmaması temel terk iddiasını kendiliğinden çürütmez. Buna karşılık sağlık sorunu bulunması da kimin, hangi davranışla sorumlu olduğunu tek başına göstermez. Savcılık, aleyhe bulgular yanında güvenli teslim yapıldığını veya bakımın kesilmediğini gösteren lehe delilleri de toplamalıdır.
Görevli mahkeme ve soruşturma süreci
Yetişkinler hakkında TCK 97/1 kapsamındaki temel terk suçuna asliye ceza mahkemesi bakar. Sulh ceza hâkimliği soruşturma sırasındaki belirli karar ve itirazları değerlendirir; esas hakkında terk yargılamasını yapan mahkeme değildir. Asliye hukuk mahkemesi de bu ceza davasının görevli mahkemesi değildir.
Ağır neticeli olayda, uygulanacak suç ve ceza üzerinden 5235 sayılı Kanun’un 11–14. maddeleri uyarınca görev belirlenir. TCK 97/2 yollamasıyla TCK 87/4’ün uygulandığı ölüm olayında ağır ceza mahkemesi gündeme gelir. Terk kastı bulunmayıp olayın başka bir taksirli suç kapsamında kalması farklıdır. İhmali davranışla kasten öldürme isnadı da ağır ceza görevi bakımından değerlendirilir. Çocuklar hakkında çocuk mahkemelerine ilişkin özel kurallar uygulanır.
Yer bakımından yetki CMK 12 ve devamına göre belirlenir. Suçun işlendiği yer, fiilin devam ettiği veya kesildiği yer ve kanundaki özel kurallar önem taşır. Başvurunun İstanbul, Bakırköy veya Küçükçekmece’de yapılması, ilgili adliyenin her olayda davaya bakacağı anlamına gelmez.
Savcılık, yeterli şüphe oluşursa iddianame düzenler; koşulları yoksa kovuşturmaya yer olmadığına karar verebilir. Kamu görevlisi veya özel izin rejimine tabi bir görev ilişkisi bulunuyorsa, soruşturma usulünün ayrıca incelenmesi gerekir. Özel kişilerin bakım ilişkisindeki olaylarda ise kamu görevlilerine özgü izin kuralları uygulanmaz.
Terk suçunda tutuklama veya adli kontrol uygulanabilir mi?
Yalnızca TCK 97/1 kapsamında kalan temel terk suçu için tutuklama kararı verilemez. Ceza üst sınırı iki yıldır ve bu suç, CMK 100/4’te istisna tutulan vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar bölümünde yer almaz. Bu sonuç, CMK 100/4’teki tutuklama yasağı ile TCK 97’nin kapsamının birlikte değerlendirilmesine dayanır.
Hastalık, yaralanma veya ölüm nedeniyle farklı bir suç ve daha ağır yaptırım söz konusuysa değerlendirme değişebilir. Böyle bir durumda dahi tutuklama otomatik değildir; kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delil, tutuklama nedeni ve ölçülülük aranır. Başka suçlardan doğan tedbir ihtimali, temel terk suçunun cezasıyla karıştırılmamalıdır.
CMK 109/2, tutuklama yasağı bulunan durumlarda da adli kontrol hükümlerinin uygulanabilmesine imkân verir. Ancak adli kontrolün türü, ihtiyacı ve ölçülülüğü gerekçelendirilmelidir. Tutuklama yasağı, soruşturma yapılmayacağı veya bütün koruyucu tedbirlerin yasak olduğu anlamına gelmez.
HAGB, hapis cezasının ertelenmesi ve adli para cezası
Terk suçunda HAGB verilebilir mi?
TCK 97 bakımından suç adına bağlı genel bir HAGB yasağı bulunmaz. Sonuç cezanın iki yıl veya daha az hapis ya da adli para cezası olması, önceki kasıtlı suç mahkûmiyetine ilişkin koşul, yeniden suç işlenmeyeceği yönündeki kanaat ve zarar giderimi gibi şartlar değerlendirilir. Şartların varlığı her dosyada ayrıca gerekçelendirilir.
7589 sayılı Kanun’la yeniden düzenlenen CMK 231/14, işkence ve eziyet yanında kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar için HAGB yasağı getirir. Dolayısıyla kamu görevlisinin bakım yükümlülüğüyle ilgili bir terk olayında bu özel yasak da ayrıca araştırılmalıdır. TCK 97/1’de cezanın iki yılı aşmaması, HAGB’yi kesin sonuç hâline getirmez.
Hapis cezası para cezasına çevrilebilir mi?
Hükmedilen hapis bir yıl veya daha azsa TCK 49–50 çerçevesinde kısa süreli hapis cezasına ilişkin seçenek yaptırımlar değerlendirilebilir. Failin kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sırasındaki pişmanlığı ve suçun özellikleri önemlidir; kanundaki zorunlu çevirme hâlleri saklıdır. Suçun üst sınırının iki yıl olması, iki yıllık hapsin genel kurala göre doğrudan para cezasına çevrilebileceği anlamına gelmez.
Hapis cezasının ertelenmesi mümkün müdür?
TCK 51 bakımından genel sınır iki yıl veya daha az hapis cezasıdır; fiil tarihinde on sekiz yaşını doldurmamış ya da altmış beş yaşını bitirmiş kişilerde üç yıllık sınır uygulanır. Önceki mahkûmiyet ve yeniden suç işlenmeyeceği kanaati gibi diğer şartlar da aranır. HAGB, seçenek yaptırıma çevirme ve hapis cezasının ertelenmesi ayrı kurumlardır; aynı hükme topluca ve otomatik olarak uygulanmaz.
Basit yargılama, seri muhakeme ve dava açılmasının ertelenmesi
TCK 97/1’in üst sınırı iki yıl olduğundan, yetişkin sanık bakımından CMK 251’deki basit yargılama kapsamı gündeme gelebilir. İddianamenin kabulünden sonra, duruşma günü belirlenmeden önce mahkemenin bu usulü seçmesi gerekir. Taraflara yazılı beyan ve savunma için iki hafta verilir; mahkûmiyet hâlinde sonuç ceza dörtte bir indirilir.
Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, soruşturma veya kovuşturmanın izin ya da talebe bağlı olması ve kapsam dışı başka suçla birlikte işlenme gibi kanuni engeller gözetilir. Bu nedenle çocuk şüpheliye ilişkin uzlaştırma imkânı, basit yargılama imkânıyla aynı değildir. Mahkeme gerekli görürse duruşma açarak genel usule geçebilir.
TCK 97, CMK 250’deki seri muhakeme listesinde yer almaz. Temel hâl, TCK 75 bakımından da genel önödeme sınırları içinde değildir ve özel listeye alınmamıştır. Bu nedenle “bir ödeme yapılarak dosyanın zorunlu olarak kapanması” sonucu çıkarılamaz.
Yetişkin şüpheli hakkında temel hâlin üç yılı aşmayan üst sınırı nedeniyle, CMK 171’deki kamu davasının açılmasının ertelenmesi değerlendirilebilir. Önceki kasıtlı suçtan hapis mahkûmiyeti, yeniden suç işlememe kanaati, şüpheli ve toplum yararı ile zarar giderimi koşulları birlikte aranır. Kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği suçlara ilişkin istisna gibi yasal engeller saklıdır. Savcının bu kararı, mahkemenin verebileceği HAGB’den farklıdır.
Terk suçunda dava ve ceza zamanaşımı
Yetişkin failin temel terk suçunda olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır. Bu süre soruşturma ve kovuşturmanın sürdürülebilmesiyle ilgilidir. TCK 67’deki kesilme nedenleri varsa süre yeniden işlemeye başlar ve kesilme nedeniyle en fazla yarısı kadar uzayabilir. Temel hâlde bu hesap on iki yıla ulaşabilir; durma nedenleri ayrıca değerlendirilir.
Ceza zamanaşımı ise kesinleşmiş cezanın infazıyla ilgilidir. Yetişkin hakkında beş yıla kadar hapis veya adli para cezasında genel süre on yıldır. Hükmün kesinleşmesi, infazın kesintiye uğraması ve ceza zamanaşımını kesen işlemler ayrı kurallara tabidir. Sekiz yıllık dava süresi ile on yıllık infaz süresi aynı başlangıçtan hesaplanmaz.
Çocuk mağdurda başlangıç tarihi farklı olabilir: TCK 66/6, çocuklara karşı üstsoy veya çocuk üzerinde hüküm ve nüfuzu bulunan kişiler tarafından işlenen suçlarda zamanaşımının çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği tarihten başlamasını öngörür. Bu nedenle anne veya babanın terk fiilinde yalnızca olay tarihine sekiz yıl eklemek doğru olmayabilir.
Kesintisiz suç niteliği taşıyan olaylarda kesintinin gerçekleştiği tarih; çocuk fail bakımından TCK 66/2 ve 68/2’deki özel süreler ayrıca incelenir. TCK 97/2 nedeniyle daha ağır bir suç oluşmuşsa temel hâlin sekiz ve on yıllık süreleri aynen kullanılamaz. Zamanaşımı, suç vasfı ve bütün usul işlemleri üzerinden hesaplanmalıdır.
İtiraz, istinaf ve temyiz süreleri
| Başvuru | Süre ve başlangıç | Hukuki sınır |
|---|---|---|
| Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz | Tebliğden itibaren iki hafta | CMK 173; suçtan zarar görenin başvurusu |
| Hâkim veya mahkeme kararına genel itiraz | Kanuna uygun öğrenmeden itibaren iki hafta | CMK 268; itiraza açık karar ve özel hüküm kontrolü |
| Basit yargılama hükmüne itiraz | CMK 252 ve 268 uyarınca iki hafta; yazılı hükümde tebliğ önemlidir. | İtiraz üzerine genel usulde duruşma; ceza indirimi bakımından itiraz edenin kimliği önem taşır. |
| İstinaf | Gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren iki hafta | CMK 272–273; kesinlik ve özel kanun yolu kuralları saklıdır. |
| Temyiz | Gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren iki hafta | CMK 286 ve 291; yalnızca temyize açık kararlar |
Bu süreler, 7499 sayılı Kanun’la değiştirilen kanun yolu hükümleri ve güncel CMK esas alınarak belirtilmiştir. Eski tarihli kararlarda geçiş kuralları kontrol edilmelidir. Her istinaf kararından sonra Yargıtaya başvuru imkânı bulunmaz; temel terk suçunda bölge adliye mahkemesi kararı kesin olabilir.
Basit yargılama kararına sanığın itiraz etmesi hâlinde dörtte birlik indirimin korunması kuralı değişebilir; sanık dışındaki kişilerin itirazında indirim korunur. Başvuru yapılmadan önce karardaki kanun yolu bildirimi, tebliğ tarihi, başvuru yetkisi ve olası usul sonuçları birlikte değerlendirilmelidir.
Terk suçunda infaz ve adli sicil
Kanunda yazılı hapis aralığı, ceza infaz kurumunda geçirilecek süreyi tek başına göstermez. Sonuç ceza, hükmün kesinleşmesi, HAGB veya erteleme bulunup bulunmadığı, tekerrür ve infaz hükümleri ayrı aşamalardır. Temel terk suçunda tutuklama yasağı bulunması, kesinleşmiş hapis cezasının infaz edilmeyeceği anlamına gelmez.
Başka bir istisna bulunmayan süreli hapis cezalarında koşullu salıvermenin genel oranı yarıdır. Bu düzenlemenin dayanağı, 7242 sayılı Kanun’un 48. maddesiyle değiştirilen 5275 sayılı Kanun m.107/2 hükmüdür. Ancak iyi hâl, tekerrür, başka mahkûmiyetler, suç tarihi ve geçiş hükümleri değerlendirilmeden somut bir tahliye tarihi verilemez.
Denetimli serbestlik, açık kuruma ayrılma ve özel infaz usulleri ayrı şartlara bağlıdır. Özellikle ağır sonuç nedeniyle farklı bir suçtan hüküm kurulmuşsa yalnızca “terk” başlıklı bir hesap kullanılması yanıltıcı olur. Adli sicil ve arşiv sonuçları da kesinleşen kararın türüne göre değişir; HAGB’ye özgü kayıt ile kesinleşmiş mahkûmiyet kaydı aynı değildir.
Mağdur ve şüpheli hakları, koruma ve tazminat
Mağdur, delillerin toplanmasını talep edebilir, soruşturma sonucuna karşı kanuni başvurularda bulunabilir ve koşulları varsa kamu davasına katılabilir. CMK 234’teki şartlar altında, on sekiz yaşını doldurmamış veya kendini ifade edemeyecek derecede engelli mağdura istem aranmaksızın vekil görevlendirilir. Kanuni temsilci ile çocuk arasında menfaat çatışması varsa temsil sorunu ayrıca çözülmelidir.
Şüpheli ve sanık ise isnadı öğrenme, müdafi yardımından yararlanma, susma ve lehe delillerin toplanmasını isteme haklarına sahiptir. Bakımın devredildiğini, mağdurun bağımsız yaşayabildiğini veya ağır sonucun başka nedenden kaynaklandığını gösteren deliller de incelenmelidir. İsnat edilen davranışın hukuki değerlendirmesi için ceza soruşturması ve savunma süreci hakkında bilgi edinilebilir.
Çocuğun korunması ceza kararını bekler mi?
Çocuğun güvenliğine ilişkin ihtiyaç, failin mahkûmiyetinden bağımsız değerlendirilir. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 5. maddesi danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınmaya ilişkin tedbirleri düzenler. Hangi tedbirin uygun olduğu çocuğun ihtiyacına göre belirlenir; yalnızca ceza ihbarı yapılmış olması belirli bir velayet sonucunu otomatik doğurmaz.
Terk nedeniyle tazminat istenebilir mi?
Hukuka aykırı davranış, zarar, nedensellik ve kusur koşulları varsa tedavi veya bakım giderleri, çalışma gücü kaybı ve manevi zarar yönünden tazminat gündeme gelebilir. Ölüm hâlinde destekten yoksun kalma gibi talepler ayrıca değerlendirilir. Dayanaklar arasında Türk Borçlar Kanunu’nun 49, 53, 54, 56 ve 58. maddeleri bulunur.
Ceza yargılaması ile tazminatın şartları ve süreleri aynı değildir. Özel bakım hizmeti, kamu hizmeti veya aile ilişkisi bulunmasına göre görevli yargı yeri ve talebin dayanağı değişebilir. Ceza dosyasının bitmesini beklemek her durumda gerekli veya süreler bakımından uygun değildir. Tazminat hesabında TBK 55’e ilişkin 2026 değişiklikleri ve olay tarihine bağlı geçiş kuralı da dikkate alınmalıdır.
Terk suçu hakkında sık sorulan sorular
TCK 97 terk suçunun cezası kaç yıldır?
Temel terk suçunun cezası üç aydan iki yıla kadar hapistir. Bu aralık, yaşı veya hastalığı nedeniyle kendini idare edemeyen kişinin koruma yükümlüsü tarafından kasten kendi hâline bırakılmasına ilişkindir. Terk nedeniyle hastalık, yaralanma veya ölüm gerçekleşirse TCK 97/2 ve ilgili hükümler değerlendirilir. İkinci fıkrada ayrıca yazılı bir ceza aralığı yoktur; ağır sonucun nedeni ve failin kusuru belirlenmeden kesin ceza söylenemez.
Çocuğu evde yalnız bırakmak her zaman suç mudur?
Her yalnız bırakma olayı için aynı sonuç verilemez. Çocuğun yaşı, gelişimi, ihtiyaçlarını karşılayabilmesi, yardım isteme imkânı, ortamın güvenliği ve bakımın kim tarafından üstlenildiği incelenir. Kanunda herkese uygulanabilecek sabit bir dakika veya yaş sınırı bulunmaz. Özellikle kendi ihtiyaçlarını karşılayamayan küçük çocuğun bilerek gözetimsiz bırakılması TCK 97 yönünden değerlendirme gerektirir. Çocuğun zarar görmeden bulunması, temel suçun oluşmasını tek başına engellemez.
Yaşlı anne veya babaya bakmamak terk suçu oluşturur mu?
Yalnızca anne veya babanın ileri yaşta olması yeterli değildir. Yaş veya hastalık nedeniyle kendini idare edememe, somut koruma yükümlülüğü ve kasten kendi hâline bırakma birlikte değerlendirilir. Bağımsız yaşayan kişinin evinde tek başına bulunması ile zorunlu bakımına bağımlı kişinin yardımsız bırakılması farklıdır. Aile bağının yanında mevcut bakım düzeni, sağlık durumu, yardım talepleri ve yükümlülüğün kim tarafından üstlenildiği araştırılır. Başka aile yükümlülükleri de ayrıca gündeme gelebilir.
Çocuğu hastaneye veya karakola teslim etmek terk sayılır mı?
Yetkili ve bakım sağlayabilecek kişiler tarafından fiilen teslim alınan çocuk yönünden kendi hâline bırakma unsuru gerçekleşmeyebilir. Ancak kurumun kapısına veya yakınına bırakmak, teslimin gerçekleştiği anlamına gelmez. Görevlilerin bilgisi, kabulü ve çocuğun güvenli biçimde korumaya alınması önemlidir. Ayrıca TCK 97’nin oluşmaması, velayet veya diğer bakım yükümlülüklerinin sona erdiğini göstermez. Her olayda hem teslimin gerçekliği hem de ilgili diğer yükümlülükler incelenir.
Eşin evi terk etmesi TCK 97 kapsamına girer mi?
Eşin evden ayrılması tek başına TCK 97’deki terk suçunu oluşturmaz. Ceza sorumluluğu için geride kalan kişinin yaş veya hastalık nedeniyle kendini idare edememesi, özel koruma yükümlülüğü ve kasten korunmasız bırakma şartları aranır. Evlilik birliğinin bozulması veya terk nedeniyle boşanma, medeni hukuk bakımından ayrı konulardır. Gebe eşin ya da kanunda belirtilen birlikte yaşanan gebe kişinin çaresiz bırakılması ise TCK 233/2 yönünden ayrıca değerlendirilir.
Mağdur zarar görmediyse ceza verilmez mi?
Temel terk suçunda mağdurun mutlaka hastalanması veya yaralanması şart değildir. Koruma yükümlüsü tarafından kasten kendi hâline bırakılma, diğer unsurların varlığıyla birlikte cezai değerlendirme için yeterli olabilir. Bu nedenle sonradan bir komşunun yardım etmesi veya sağlık raporunda yaralanma saptanmaması dosyayı kendiliğinden kapatmaz. Bununla birlikte mağdurun gerçekten korunmasız kalıp kalmadığı kanıtlanmalıdır; etkili bakımın başka biri tarafından sürdürüldüğü olayda değerlendirme farklı olabilir.
Terk edilen kişi ölürse ceza mutlaka müebbet midir?
Hayır. Ölümün gerçekleşmesi, öldürme kastının kendiliğinden ispatı değildir. Önce terk fiili ile ölüm arasındaki bağlantı, ardından ağır sonuç bakımından kusur belirlenir. Ölümün istenmesi veya kabullenilmesi ile yalnızca dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlal edilmesi farklı hukuki değerlendirmeler gerektirir. Sonucu önleme yükümlülüğü ve ihmali davranış varsa TCK 83 de gündeme gelebilir. Cezanın kanuni dayanağı, olayın bütün delilleri üzerinden açıkça gösterilmelidir.
Terk suçu şikâyete tabi midir, vazgeçme davayı bitirir mi?
TCK 97 şikâyete bağlı değildir; savcılık gerekli koşullarda resen soruşturma yürütür. Bu nedenle genel altı aylık şikâyet süresi temel terk suçu için başvuru şartı değildir. Mağdurun veya yakınlarının vazgeçmesi, kamu davasını kendiliğinden düşürmez. Dava zamanaşımı ve varsa çocuk şüpheli bakımından uzlaştırma kuralları ayrı değerlendirilir. Olayın sonradan çözülmesi veya bakımın yeniden sağlanması da önceki fiilin hukuki niteliğini otomatik olarak değiştirmez.
Terk suçunda uzlaştırma yapılabilir mi?
Yetişkin fail bakımından TCK 97 uzlaştırma kapsamında değildir. Ancak suç tarihinde çocuk olan şüpheli veya sanık yönünden CMK 253/1-c’deki özel kural uygulanabilir. TCK 97/1’in üst sınırı iki yıl olduğundan, mağdurun niteliği ve diğer koşullar sağlanıyorsa uzlaştırma değerlendirilir. Aynı mağdura karşı birlikte işlenen uzlaştırma dışı başka suç gibi engeller kontrol edilmelidir. Mağdurun çocuk olması tek başına bu istisnayı oluşturmaz; belirleyici olan şüphelinin suç tarihindeki yaşıdır.
Terk suçu nedeniyle tutuklama kararı verilebilir mi?
Yalnızca TCK 97/1 kapsamında kalan temel terk isnadında, iki yıllık ceza üst sınırı nedeniyle CMK 100/4 uyarınca tutuklama yasağı vardır. Ağır neticeli başka bir suç veya bağımsız farklı isnat varsa tedbir değerlendirmesi değişebilir; yine de tutuklama için kanuni koşulların somut gerekçelerle gösterilmesi gerekir. Adli kontrol, tutuklama yasağının bulunduğu hâllerde de koşulları varsa uygulanabilir. Tutuklama yasağı, kesinleşen hapis cezasının infaz edilmeyeceği anlamına gelmez.
Terk suçunda HAGB veya para cezası mümkün müdür?
Koşulları varsa HAGB, hapis cezasının ertelenmesi veya kısa süreli hapsin seçenek yaptırıma çevrilmesi değerlendirilebilir. Bunlar farklı şartlara bağlı kurumlardır. HAGB için sonuç ceza sınırı yanında önceki mahkûmiyet, yeniden suç işlememe kanaati ve zarar giderimi gibi şartlar aranır. Bir yıl veya daha kısa hapsin para cezasına çevrilmesi ayrı bir değerlendirmedir. Kamu görevlisinin görevinden kaynaklanan kötü muamele niteliğindeki olaylarda CMK 231/14’teki özel HAGB yasağı ayrıca kontrol edilmelidir.
Terk suçunda hangi mahkeme görevlidir?
Yetişkin sanık hakkında temel terk suçunu asliye ceza mahkemesi görür. Soruşturmadaki bazı tedbirleri değerlendiren sulh ceza hâkimliği, davanın esasına bakan mahkeme değildir. Ağır neticeli olayda uygulanacak suç ve ceza, görev değerlendirmesini değiştirebilir. Çocuk sanıklar bakımından çocuk mahkemelerine ilişkin özel hükümler uygulanır. Yer bakımından yetki ise olayın gerçekleştiği yer ve CMK’nın ilgili kurallarıyla belirlenir; başvuru yapılan adliye her zaman davaya bakacak adliye olmayabilir.
Terk suçunun zamanaşımı kaç yıldır?
Yetişkin failin TCK 97/1 kapsamındaki temel suçunda olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır; kesilme ve durma nedenleri süre hesabını etkiler. Kesinleşmiş beş yıla kadar hapis veya adli para cezasında genel ceza zamanaşımı on yıldır. Çocuk mağdura karşı üstsoy veya üzerinde hüküm ve nüfuzu bulunan kişinin işlediği suçlarda başlangıç, çocuğun on sekiz yaşını bitirmesine ertelenebilir. Çocuk fail ve ağır neticeli suç bakımından süreler ayrıca hesaplanır.
Sonradan geri dönmek veya mağduru kurtarmak suçu ortadan kaldırır mı?
Suçun unsurları tamamlanmışsa sonradan bakımın yeniden sağlanması, gerçekleşmiş terk fiilini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. TCK 97’de bu davranış için özel bir etkin pişmanlık düzenlemesi bulunmaz. Ancak mağdurun korunması, ağır sonucun önlenmesi, zararın giderilmesi ve yargılama sırasındaki tutum ilgili genel hükümlerde değerlendirilebilir. Fiil henüz tamamlanmamışsa teşebbüs ve gönüllü vazgeçme koşulları ayrıca araştırılır. Öncelik her durumda korunmaya muhtaç kişinin güvenliğinin sağlanmasıdır.
Hasta bakıcısının işten ayrılması terk suçu mudur?
İşten ayrılma tek başına terk suçu değildir. Bakıcının sözleşmesinin kapsamı, sona erme biçimi, devir teslim ve hastanın fiilen kimin bakımında kaldığı değerlendirilir. Kendini idare edemeyen kişinin bakımını üstlenmiş olan bakıcının, güvenli bir devir olmadan ve durumu bilerek kişiyi yardımsız bırakması farklıdır. Ücret veya çalışma koşullarına ilişkin uyuşmazlık da bu incelemede tek başına belirleyici olmaz. Mesajlar, nöbet kayıtları ve teslim belgeleri özellikle önem taşır.
Terk suçu için adli rapor veya kamera kaydı zorunlu mudur?
Her dosyada mutlaka aynı tür delilin bulunması gerektiği söylenemez. Sağlık kayıtları mağdurun bakım ihtiyacını, kamera ve tanıklar yalnız bırakılma koşullarını, sözleşme veya mesajlar yükümlülüğü açıklayabilir. Temel suç için yaralanma raporu zorunlu unsur değildir. Ağır netice iddiasında ise tıbbi bağlantının uzman incelemesiyle açıklanması önem kazanır. Deliller birlikte ve hukuka uygunlukları gözetilerek değerlendirilir; tek bir eksiklik otomatik beraat veya mahkûmiyet sonucu doğurmaz.
Birincil kaynaklar
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — Adalet Bakanlığı: Özellikle m.7, 21–23, 35–40, 49–51, 61, 66–71, 83, 97–98 ve 233.
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — Adalet Bakanlığı: Tutuklama ve adli kontrol, taraf hakları, erteleme, basit yargılama, uzlaştırma ve kanun yolları.
- 7589 sayılı Kanun — TBMM: CMK 231’in 2026 düzenlemesi, özel HAGB yasağı ve TBK 55 değişikliği.
- 7593 sayılı Kanun — TBMM: TCK 233 cezaları ve çocuklara ilişkin 2026 değişiklikleri.
- 7499 sayılı Kanun — TBMM: Kanun yolu süreleri ve basit yargılamada itiraz hükümleri.
- 7242 sayılı Kanun — TBMM: Koşullu salıvermenin genel oranına ilişkin m.48.
- 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu — Avrupa Konseyi yayımı: Koruyucu ve destekleyici tedbirler. Sonraki değişiklikler için 7593 sayılı Kanun birlikte dikkate alınmıştır.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi yayımı: Haksız fiil ve tazminatın genel esasları. TBK 55 bakımından 7589 sayılı Kanun birlikte dikkate alınmıştır.
Mevzuat değerlendirmesi 17 Eylül 2026 tarihi esas alınarak yapılmıştır. Önceki tarihli olaylarda lehe kanun ve geçiş hükümleri ayrıca uygulanır.





