
Riskli Alan Kararı: İtiraz, İptal Davası ve Süreler
Bir parselin riskli alan sınırında gösterilmesi, binanın ayrıca riskli yapı tespitine konu olmasıyla aynı işlem değildir. Yanlış işleme karşı başvuru yapılması, doğru hukuki gerekçe bulunsa bile süre kaybına yol açabilir. Kararın numarasını, dayanak maddesini, ekli haritasını ve malik üzerindeki somut etkisini birlikte inceliyoruz. Buradaki açıklamalar 2 Kasım 2026 tarihindeki mevzuat ve bütün metni doğrulanan Danıştay kararları esas alınarak hazırlanmıştır.
Riskli alan, riskli yapı ve rezerv yapı alanı arasındaki fark
6306 sayılı Kanun m.2/1-ç, zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma nedeniyle can ve mal kaybı riski taşıyan, Cumhurbaşkanınca kararlaştırılan alanı tanımlar. İnceleme bölge ölçeğindedir. Tek bir binanın riskli bulunması veya belediyenin dönüşüm projesi açıklaması, kendiliğinden Cumhurbaşkanının riskli alan kararı yerine geçmez.
Riskli yapı tespitinde belirli binanın teknik durumu; rezerv yapı alanında ise farklı bir alan belirleme yetkisi ve hukuki amaç söz konusudur. Bu nedenle riskli yapı tespitine itiraz ve rezerv yapı alanı kararının iptali yazılarındaki usulü riskli alan kararına aynen uygulamıyoruz. Aynı taşınmaz hakkında farklı tarihlerde birden fazla işlem tesis edilmiş olabilir.
Kararın 2. maddeye veya Ek 1. maddeye dayanması neden önemlidir?
Kanun’un 2. maddesindeki risk yaklaşımı zemin veya yapılaşmadan kaynaklanan can ve mal kaybı tehlikesine dayanır. Ek 1. madde ise ayrıca saydığı koşullarda riskli alan belirlenmesine imkân verir. Bunlar arasında kamu düzeni veya güvenliğinin olağan hayatı durduracak ya da kesintiye uğratacak şekilde bozulduğu yerlerde kanunda belirtilen altyapı, planlama veya yapılaşma sorunları bulunmaktadır.
Ek 1. maddede ayrıca toplam yapı sayısının en az yüzde 65’inin imar mevzuatına aykırı yapılardan veya ruhsatsız inşa edilip sonradan yapı ve iskân ruhsatı alan yapılardan oluşması düzenlenmiştir. Bu oran, her riskli alan kararında mutlaka aranacak tek koşul değildir. Hangi bent kapsamında karar alındığına bakmadan yüzde hesabı yapmak eksik inceleme olur.
| Dayanak | Esas inceleme | Süre bakımından önem |
|---|---|---|
| 6306 m.2/1-ç | Zemin veya yapılaşma kaynaklı riskin teknik dayanakları | Bildirim ve kanıtlanan öğrenme koşulları ayrıca incelenir. |
| 6306 Ek m.1 | İlgili bentte sayılan özel şartlar ve alan sınırı | Ek m.1/2-a, Resmî Gazete yayımına ve sonraki uygulama üzerinden dava açma sınırlamasına ilişkin özel düzenleme içerir. |
Karar iki hükme birden gönderme yapıyorsa dayanakların gerçekten nasıl kullanıldığı da araştırılmalıdır. Yalnız karar başlığını okuyarak süre hesabını kesinleştirmiyoruz.
Riskli alan iptal davası hangi mahkemede ve kim tarafından açılır?
2575 sayılı Danıştay Kanunu m.24 uyarınca Cumhurbaşkanı kararlarına karşı açılan iptal davalarında Danıştay ilk derece mahkemesidir. Davayı otomatik olarak taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesinde açmak doğru değildir. Buna karşılık sonraki bir plan, tahliye veya satış işleminin yargısal yolu, kendi işlem türüne göre ayrıca belirlenir.
İptal davasında menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bağlantısı gösterilmelidir. Alan içindeki malik bakımından tapu ve sınır eşleşmesi temel belgelerdir. Kiracı, sınırlı ayni hak sahibi veya başka bir ilgili yönünden dava ehliyeti, kararın somut etkisine göre değerlendirilir; yalnız bölgede yaşamak herkese bütün işlemlere karşı sınırsız dava hakkı vermez.
Davalı idarelerin gösterilmesinde kararın kendisi ve hazırlık sürecindeki yetkiler dikkate alınır. Cumhurbaşkanı kararı yerine belediyenin bilgi yazısını hedef almak yahut taşınmazın hangi koordinatlı sınır içinde kaldığını açıklamamak, davanın konusunu belirsizleştirebilir.
Riskli alan dava açma süresi: 30 gün ne zaman başlar?
6306 sayılı Kanun m.6/9 ve İYUK m.20/A bakımından temel süre 30 gündür. Bununla birlikte süre başlangıcında bütün riskli alan kararlarına uygulanabilecek tek bir ilan formülü bulunmamaktadır. Tebliğ, yayım, öğrenme ve özel sürenin bildirilmesi aynı hukuki mesele değildir. İlgili belgenin tarihi ile öğrenmeyi kanıtlayan önceki başvurular birlikte incelenmelidir.
2025 tarihli Kurul kararı hangi ayrımı yaptı?
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11.06.2025 tarihli, E.2025/707, K.2025/1266 sayılı kararında, 2. madde kapsamında alınan riskli alan kararı ile Ek 1. madde kapsamında alınan kararların dayanakları ayrılmıştır. Ek 1. maddedeki Resmî Gazete’den başlayan özel düzenlemenin, 2. maddeye dayanan karara otomatik taşınması uygun görülmemiştir. Somut dosyada daha önce öğrenildiği kanıtlanmayan işlem yönünden öğrenme ve özel sürenin bildirilmemesi değerlendirilerek süre aşımı kararı bozulmuştur.
Kurul, o dosyanın bildirim koşullarında genel 60 günlük süreyi dikkate almıştır. Bu sonuç, her malikin 60 gün bekleyebileceği veya eski bir alan kararına her zaman dava açılabileceği anlamına gelmez. Uygulamada 30 günlük süreyi geçirmeden işlem yapmayı esas alıyor; bildirim kusuru veya önceki öğrenme iddiası varsa dosyaya özgü hukuki değerlendirme yapıyoruz. Bozma, alan kararının esas bakımından iptal edildiği anlamına da gelmez.
Ek 1. madde kapsamındaki kararlarda kişisel tebligat beklemek özellikle risklidir. İlgili hüküm, Resmî Gazete yayımını esas alır ve uygulama işlemleri üzerine alan kararına dava açılmasını sınırlar. İYUK m.8 uyarınca başlangıca esas tarihin ertesi günü ve son günün tatil olup olmadığı ayrıca hesaplanır. Elektronik tebligatın okunmasıyla hukuken tebliğ edilmiş sayıldığı tarih de karıştırılmamalıdır.
İdareye itiraz etmek dava süresini durdurur mu?
6306 uyarınca alınan Cumhurbaşkanı kararlarına karşı iptal davaları İYUK m.20/A’daki ivedi yargılama usulüne tabidir. Bu usulde İYUK m.11 uygulanmaz. Dolayısıyla alanın sınırdan çıkarılması, kararın kaldırılması veya yeniden değerlendirilmesi için idareye dilekçe vermenin dava süresini durduracağını varsaymıyoruz.
Riskli yapı tespitindeki teknik heyet itirazı, riskli alan kararı için zorunlu ön aşama değildir. Belediyeden cevap beklenmesi, toplantılara katılınması veya müteahhitle anlaşma görüşülmesi de kendiliğinden süreyi korumaz. Bilgi ve belge istemek yararlıdır; ancak teknik dosyanın tamamı gelmediği gerekçesiyle yargısal başvuru süresinin geçirilmemesi gerekir.
İptal sebepleri ve teknik dosyada araştırdığımız hususlar
İdari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları denetlenir. Alanın neden riskli sayıldığı, sınırların hangi ölçüte göre çizildiği, risk ile kararın kapsamı arasında somut bağlantı bulunup bulunmadığı ve kamu yararı açıklaması incelenir. Ek 1. maddedeki bir bent kullanılmışsa o bendin maddi şartlarının gerçekten oluşması gerekir.
Zemin verileri, yapı envanteri, raporun yöntem ve tarihi, kullanılan örneklerin alanı temsil kabiliyeti ve koordinatlı harita arasındaki tutarlılık önem taşır. Her dosyada aynı sayıda numune veya mutlaka bütün binalarda aynı inceleme gerektiği şeklinde değişmez bir formül kullanmıyoruz. Dayanak mevzuatın işlem tarihindeki hâli, riskin türü ve sahadaki koşullar belirleyicidir.
Binanın yeni veya ruhsatlı olması tek başına ne alan kararını kesin geçersiz yapar ne de binanın her koşulda yıkılabileceğini gösterir. Ada ve parselin sınıra nasıl alındığı, alandaki genel risk ve sonraki müdahalenin gerekliliği ayrı değerlendirilmelidir. Kişisel teknik rapor idari dosyadaki eksikliği gösterebilir; ancak mahkemenin keşif veya bilirkişi incelemesi yapıp yapmayacağı yargısal değerlendirmeye bağlıdır.
Danıştay kararları: teknik yetersizlik ve afet sonrası değerlendirme
Teknik dayanağı yeterli gösterilmeyen alan kararı
İDDK’nin 06.11.2023 tarihli, E.2023/1562, K.2023/2562 sayılı kararında, Pendik’teki alan belirlemesine ilişkin teknik çalışma ve örneklemenin yeterliliği ele alınmıştır. Kurul çoğunluğu, davacı taşınmazı yönünden iptal sonucunu onamıştır. İncelenen 2013 tarihli işlemin somut teknik eksikliklerini, bütün bölgelerde her bina için aynı yöntem zorunludur biçiminde genellemiyoruz. Karar, alanın tamamının her malik bakımından iptal edildiği şeklinde de sunulmamalıdır.
Deprem sonrası Antakya dosyasında davanın reddi
Danıştay 4. Dairesinin 04.11.2025 tarihli, E.2023/11211, K.2025/5733 sayılı kararında ise deprem sonrası hasar tespitleri, afetin büyüklüğü ve fiilî durum birlikte değerlendirilmiş; riskli alan kararına yönelik dava çoğunlukla reddedilmiştir. Alanın yapı stokunun genel olarak riskli bulunması bakımından istisnasız her yapının riskli olmasının gerekmediği belirtilmiştir. Kararda ayrıca hasarsız yapılara ilişkin sonraki uygulamaların ayrı yargısal denetime konu olabileceği açıklanmıştır.
Bu ikinci karar, temyiz yolu açık bir Daire kararıdır; kesinleştiğini veya Kurulca onandığını ileri sürmüyoruz. Savcı düşüncesi ve karşıoyda yer alan iptal yönündeki değerlendirmeler de çoğunluk hükmü değildir. İki dosya birlikte okunduğunda, teknik delilin yeterliliğinin somut olaya bağlı olduğu görülür. Davayı sırf bir eski kararın sonuç cümlesiyle kazanılmış saymak doğru olmaz.
Yürütmenin durdurulması: dava açmak uygulamayı durdurmaz
İYUK m.27’ye göre dava açılması idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Yürütmenin durdurulması için açık hukuka aykırılık ile uygulama hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması şartlarının birlikte ortaya konulması gerekir. Talepte yalnız mülkiyet hakkına genel gönderme yapmak yerine, somut teknik eksikliği ve yakın uygulamanın zararını belgelerle açıklıyoruz.
Riskli alan kararına karşı yürütmenin durdurulması istenebilir. Ancak alan kararının durdurulması ile belirli tahliye, yıkım veya satış işleminin durdurulması aynı talep değildir. Hangi işlemin hangi etkisinin önlenmek istendiği açık gösterilmelidir. İvedi yargılamada yürütmenin durdurulması hakkında verilen kararlara itiraz edilememesi, baştan eksiksiz talep kurulmasını daha önemli hâle getirir.
Başvuru öncesi belge ve işlem sırası
- Cumhurbaşkanı kararının tarih, sayı ve dayanak maddesini belirliyoruz.
- Resmî Gazete nüshası ve koordinatlı ek haritayı tapuyla eşleştiriyoruz.
- Tebligat, öğrenme ve önceki başvuru belgeleriyle süre çizelgesini çıkarıyoruz.
- Teknik rapor, yapı envanteri ve zemin kayıtlarındaki ilgili bölümleri inceliyoruz.
- Hukuka aykırılık iddialarını ve varsa acil zarar belgelerini ilişkilendiriyoruz.
- Alan kararı ile sonraki uygulama işlemlerinin taleplerini ve sürelerini ayırıyoruz.
Örneğin yalnız kendi binasının sağlamlık raporunu sunan malik yönünden inceleme bununla bitmez. Alan kararının zemin riskine mi yapılaşmaya mı dayandığı ve parselin neden sınırda tutulduğu araştırılır. Buna karşılık idarenin de yalnız “dönüşüm gerekli” demesi teknik ve hukuki gerekçenin yerini otomatik olarak tutmaz.
Dilekçede kararın tanımı, menfaat bağlantısı, süre açıklaması, somut iptal sebepleri, deliller ve sonuç talebi bulunmalıdır. Harç, posta gideri, vekâletname ve tebligat takibi ihmal edilmemelidir. Her dosyaya uyan doldurulmamış bir dilekçe örneğinin koordinat, işlem ve süre sorunlarını çözmeyeceğini dikkate alıyoruz.
İptal, ret ve sonraki uygulama işlemleri ne sonuç doğurur?
İptal kararı verilirse idare yargı kararını gereklerine uygun uygulamakla yükümlüdür. Bununla birlikte iptalin taşınmaz veya alan bakımından kapsamı hüküm fıkrasından anlaşılır. Bir malikin parseli yönünden verilen karar, bütün komşu parselleri otomatik aynı sonuca ulaştırmış sayılmaz. Dava konusu yapılmamış sonraki işlemlerin durumu da kendi hukuki bağlantılarıyla değerlendirilir.
Alan ilanı tek başına tapunun karşılıksız devri, her yapının hemen yıkılması veya bütün maliklere aynı yeni dairenin verilmesi anlamına gelmez. Planlama, hak sahipliği, anlaşma, bedel, tahliye ve satış gibi aşamalarda ayrı işlemler gündeme gelebilir. Alan davası açılmış olması, bu işlemlere karşı ayrıca korunması gereken süreleri ortadan kaldırmaz.
İYUK m.20/A kapsamında nihai karara karşı tebliğden itibaren 15 gün içinde temyiz başvurusu mümkündür. Danıştayın ilk derece sıfatıyla baktığı bu davalarda kanun yolu İdari Dava Daireleri Kuruluna yönelir; olağan istinaf takvimi esas alınmaz. İvedi usuldeki kısa süreler, davanın mutlaka birkaç haftada kesin biteceği veya belirli sonuç alınacağı güvencesi değildir. Taşınmazın diğer dönüşüm işlemleri bakımından kentsel dönüşüm hukuku kapsamındaki ayrı açıklamalarımız da dikkate alınmalıdır.
Sık sorulan sorular
Riskli alan kararını kim alır?
6306 sayılı Kanun kapsamında Cumhurbaşkanı alır. Belediyenin proje açıklaması veya tek binaya ilişkin riskli yapı tespiti bunun yerine geçmez.
Riskli alan iptal davası nerede açılır?
Cumhurbaşkanının alan kararına karşı Danıştayda ilk derece davası açılır. Sonraki uygulama işlemlerinin görev ve yetki kuralları ayrıca belirlenir.
Dava açma süresi her durumda 60 gün müdür?
Hayır. Kanuni temel süre 30 gündür. Özel sürenin bildirilmemesi gibi dosyaya özgü durumlarda içtihat farklı değerlendirme gerektirebilir; bu ihtimal 60 gün beklemek için güvence değildir.
Resmî Gazete yayımı bütün riskli alan kararlarında aynı etkiyi doğurur mu?
Hayır. Kararın 2. madde veya Ek 1. madde dayanağı, bildirim ve öğrenme koşulları incelenir. Ek 1. maddenin özel yayım kuralı bütün kararlara otomatik taşınmaz.
Belediyeye itiraz verirsem süre durur mu?
Bu Cumhurbaşkanı kararlarına ilişkin ivedi davalarda İYUK 11 uygulanmaz. İdareye yeniden değerlendirme dilekçesine güvenerek dava süresini geçirmemek gerekir.
Önce teknik heyete başvurmak zorunlu mu?
Riskli alan kararı için riskli yapı tespitindeki teknik heyet aşaması zorunlu ön koşul değildir. İki işlem birbirinden ayrılmalıdır.
Binam sağlamsa alan kararı kesin iptal edilir mi?
Kesin sonuç verilemez. Alanın dayanağı, genel risk, sınır belirleme gerekçesi ve binaya ilişkin sonraki müdahaleler ayrı değerlendirilir.
Dava açınca yıkım veya tahliye durur mu?
Dava tek başına yürütmeyi durdurmaz. İlgili işlem yönünden hukuka aykırılık ve telafisi güç zarar belgelenerek ayrıca yürütmenin durdurulması istenir.
Yürütmenin durdurulması kararına itiraz edilebilir mi?
İYUK 20/A kapsamındaki bu ivedi yargılamada yürütmenin durdurulmasına ilişkin karara itiraz edilemez. Esas karara ilişkin temyiz yolu ayrı konudur.
Riskli alan ilanıyla tapu otomatik el değiştirir mi?
Hayır. Alan belirleme ile mülkiyet devri, satış veya kamulaştırma ayrı hukuki aşamalardır. İlan tek başına karşılıksız devir anlamına gelmez.
Uygulama başlayınca alan kararına her zaman dava açılabilir mi?
Hayır. Özellikle Ek 1. maddede uygulama işlemleri üzerine alan kararına dava açılmasını sınırlayan hüküm vardır. Dayanak ve önceki öğrenme incelenmeden yeni süre doğduğu varsayılamaz.
Esas karara karşı başvuru süresi kaç gündür?
Bu ivedi usulde nihai kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde temyiz başvurusu yapılır. Danıştayın ilk derece kararında inceleme İdari Dava Daireleri Kurulundadır.





