Adi ortaklık sözleşmesini temsil eden iki açık renk dosya, pirinç kalem ve ataşlar

Adi Ortaklığın Kurulması ve Sözleşmenin Şekli

Avukat & Uzman Arabulucu İlker Cebeci · Güncelleme: 19 Ekim 2026

Adi ortaklık, en az iki kişinin ortak bir amaca ulaşmak için emek veya malvarlığı katkılarını birleştirmeyi üstlenmesiyle kurulur. Sözleşme kural olarak sözlü de yapılabilir; noter onayı genel bir kuruluş şartı değildir. Buna karşılık, geçerli bir ortaklığın varlığı ile bu ortaklığın mahkemede ispatı aynı mesele değildir. Şekle bağlı bir mal devri, tarafların kararlaştırdığı özel şekil veya faaliyete özgü düzenlemeler ayrıca değerlendirilir.

İki kişinin birlikte iş yapması, aralarında para transferi bulunması veya birbirlerine “ortağım” demesi tek başına hukuki nitelendirmeyi tamamlamaz. Sözleşmenin amacı, tarafların katkıları ve fiilî uygulama birlikte incelenmelidir. Bu yazıda kuruluş ve ispat sorunlarını ele alıyor; yönetim, kâr dağıtımı ve tasfiyenin bütün ayrıntılarını ayrı tutuyoruz.

Adi ortaklık hangi şartlarla kurulur?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 620. maddesi, ortaklığın temelini sözleşmeye dayandırır. En az iki ortak, ortak amaç, bu amaç için birlikte çaba, katılım payı ve sözleşme bağı bulunmalıdır. Taraflar gerçek kişi olabileceği gibi tüzel kişi de olabilir. Bir ortaklığın kanunla düzenlenmiş diğer ortaklıkların ayırt edici niteliklerini taşımaması hâlinde adi ortaklık hükümlerinin uygulanması da aynı maddede düzenlenmiştir. TBK m.620 ve sözleşmenin kurulmasına ilişkin m.1 birlikte değerlendirilmelidir.

Ortaklar kimlerin hangi iş için bir araya geldiği ve her birinin neyi üstlendiği konusunda uyuşmalıdır. Katılım borcunun üstlenilmesi ile bütün katkıların aynı gün fiilen teslim edilmesi farklıdır. Ortaklık kurulmuş olmasına rağmen bir ortağın katkısını henüz yerine getirmemiş olması mümkündür; bu durumun sonucu, sözleşmenin içeriğine ve somut ilişkiye göre belirlenir.

Sözleşmeye “iş birliği protokolü” denmesi ortaklığı dışlamadığı gibi, başlığına “adi ortaklık” yazılması da eksik unsurları tamamlamaz. Bir kişiye yalnızca ödünç para verilmesi, ücret karşılığında çalışılması veya belirli bir hakkın satın alınması ile ortak amaç doğrultusunda birlikte iş üstlenilmesini ayırıyoruz. Örneğin, bir işletmeyi bedel karşılığında devralmak ile işletmeyi ortak yürütmek farklı işlemlerdir; ticari işletmenin devri için uygulanacak hükümler ortaklık kuruluşuyla özdeş değildir.

Adi ortaklık sözleşmesi yazılı veya noter onaylı olmak zorunda mı?

TBK m.12 uyarınca kanunda aksi öngörülmedikçe sözleşmelerin geçerliliği belirli bir şekle bağlı değildir. Adi ortaklık bakımından da genel kural şekil serbestisidir. Taraflar sözlü olarak anlaşabilir; şartları varsa birbirine uygun örtülü davranışlarla da sözleşme kurulabilir. Bununla birlikte, sadece aynı işyerinde bulunmak veya aile bütçesine katkı sağlamak, her olayda ortaklık kurulduğunu göstermez.

Yazılı sözleşmenin bulunmaması her zaman geçersizlik; yazılı sözleşmenin bulunması da her zaman haklılık anlamına gelmez. İmzalı metin, ilişkinin ve üstlenilen borçların ispatını kolaylaştırır. Ancak belgenin içeriği, imzaların aidiyeti, sonraki ek protokoller, devir ve ibra kayıtları da incelenir.

Noter işlemi genel bir zorunluluk değildir. Buna rağmen taraflar, TBK m.17 çerçevesinde sözleşmenin belirli bir şekilde kurulmasını kararlaştırabilir. Örneğin, sözleşmenin ancak imzalı yazılı metinle bağlayıcı olacağını açıkça kabul etmişlerse bu düzenleme ayrıca önem taşır. Noterde imza onayı ile kanunun belirli bir işlem için aradığı resmî düzenleme şeklini birbirinin yerine kullanmamak gerekir.

Katılım payı yalnızca para olabilir mi?

Hayır. TBK m.621 para, alacak, başka bir mal veya emeğin katılım payı olarak konulmasına imkân tanır. Bu nedenle bir ortağın finansman, diğerinin çalışma ve mesleki birikim sağlaması mümkündür. Ancak “biri sermayeyi, diğeri emeği koyacaktır” şeklindeki belirsiz bir cümle ileride katkının kapsamını tartışmalı hâle getirebilir.

Emeğin hangi işler için, hangi süreyle ve hangi sorumlulukla sunulacağını; paranın tutarını, ödeme zamanını ve açıklamasını; malın ise mülkiyetinin mi yoksa kullanımının mı ortak amaca bırakıldığını açıkça yazmayı tavsiye ediyoruz. Sözleşmede aksine hüküm yoksa katılım paylarının ortaklığın amacı bakımından taşıdıkları önem ve nitelik yönünden birbirine eşit olması gerekir. Katılım payı, işletmede kullanılan herhangi bir eşya ile aynı kavram değildir.

Bir ortağın işyerini ortak faaliyete tahsis etmesi, o işyerinin mülkiyetini diğer ortağa devrettiği anlamına gelmez. Aynı şekilde kişisel hesaptan yapılan ödemenin ortaklığa katkı mı, borç mu, masraf avansı mı olduğu açıklanmalıdır. Ödeme belgesini sözleşme ve hesap kayıtlarıyla ilişkilendirmek, yalnızca dekont biriktirmekten daha işlevseldir.

Şekil serbestisinin sınırı: Mal devri ile ortaklık iradesini ayırmak

Adi ortaklık sözleşmesinin kural olarak şekle bağlı olmaması, sözleşme içinde yer alan bütün devir işlemlerinin de şekilsiz yapılabileceği anlamına gelmez. Taşınmaz satışı ve satış vaadi gibi işlemlerde TBK m.237’deki özel hükümler; başka mal veya haklarda ise ilgili özel düzenlemeler ayrıca incelenir. Kullanım hakkının bırakılması ile mülkiyetin devri aynı sonuca bağlanamaz.

Özel şekle uyulmayan bir kaydın bütün ortaklık sözleşmesini kendiliğinden geçersiz kıldığını söylemek de doğru değildir. TBK m.27/2 uyarınca kısmi hükümsüzlüğün kapsamı, kalan hükümlerin ayakta kalıp kalamayacağı ve tarafların iradesi değerlendirilir. Özellikle araç işletilmesi veya taşınmazla bağlantılı projelerde, mülkiyet devri ile ortak gelir elde etme anlaşmasını ayrı inceliyoruz.

Yargıtay’ın 10.02.2026 tarihli kararı bu ayrımı somutlaştırmaktadır. Araç devrine ilişkin şekil sorunu, o olayda tarafların kabulündeki ortaklık kurma ve gelir paylaşma iradesinin bütünüyle yok sayılmasını gerektirmemiştir. Bu karar, resmî devir yapılmadan mülkiyetin geçtiği anlamına gelmez.

Adi ortaklığın varlığı nasıl ispatlanır?

HMK m.190 gereğince, kural olarak ortaklık ilişkisinden kendi lehine sonuç çıkaran taraf bu ilişkinin varlığını ispatlar. Adi ortaklık sözleşmeye dayanan bir hukuki işlem olduğundan, HMK m.200’deki senetle ispat kuralı gündeme gelebilir. Uygulanacak parasal sınırın işlem tarihi ve ilgili artış hükümleriyle belirlenmesi gerekir; kanun metnindeki ilk tutarı güncel tutar gibi kullanmıyoruz. HMK m.190, 199, 200, 202 ve 203 bu ayrımın temel dayanaklarıdır.

MeseleDeğerlendirme
İmzalı sözleşmeOrtakların katkısını ve ortak amaç iradesini gösterebilir; içerik ve sonraki belgeler birlikte incelenir.
Banka transferiÖdemeyi gösterir; tek başına her durumda ortaklık sıfatını veya paylaşım oranını kanıtlamaz.
Mesaj ve e-postaAidiyet, bütünlük ve içerik önemlidir; belge olmakla delil başlangıcı olmak aynı değildir.
Aile içi işlemHMK m.203 kapsamındaki yakınlık varsa tanıkla ispat istisnası uygulanabilir; iddianın yine kanıtlanması gerekir.

WhatsApp yazışmaları ortaklığı kanıtlar mı?

Elektronik kayıtlar HMK m.199 kapsamında belge niteliği taşıyabilir. Ancak her ekran görüntüsü, senetle ispat zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. HMK m.202 bakımından belgenin kendisine karşı ileri sürülen kişi veya temsilcisinden kaynaklanması ve iddia edilen işlemi muhtemel göstermesi gibi şartlar aranır. “Ortaklık hesabındaki bakiyeyi yarın paylaşalım” şeklindeki doğrulanmış bir yazışma ile üçüncü kişinin “bunlar ortaktır” yorumu aynı değerde değildir.

Yazışmanın yalnız seçilen bir bölümünü değil, tarih ve bağlamını korumayı; banka kayıtları, fatura ve teslim belgeleriyle bağlantısını belirlemeyi tavsiye ediyoruz. Başkasının hesabına izinsiz girilmesi veya kayıtların değiştirilmesi hukuka uygun bir ispat yöntemi değildir.

Akrabalar arasındaki ortaklık tanıkla ispatlanabilir mi?

HMK m.203’te altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler ile maddede belirtilen kayın hısımları arasındaki işlemler için istisna düzenlenmiştir. Bu istisna bütün akrabaları sınırsız biçimde kapsamaz. Tanığın dinlenebilmesi de ortaklığın mutlaka ispatlandığı anlamına gelmez; anlatımın doğrudan bilgiye dayanması ve ortaklık unsurlarını açıklaması gerekir.

2025–2026 Yargıtay kararları ne söylüyor?

Devir belgesi bulunan her ilişki adi ortaklık değildir

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 23.01.2025, E.2024/667, K.2025/478 sayılı kararında şekil serbestisi ile senetle ispat ayrımını açıklamıştır. İnşaat giderlerinin paylaşılmasına ilişkin ortaklık iddiasında, dosyadaki devir ve ibra belgeleri de değerlendirilmiş; ortaklığın ispatlanamadığı gerekçesiyle verilen karar onanmıştır. Dolayısıyla bir hissenin veya alacak hakkının devredilmesi, kendiliğinden ortaklık kurulduğunu göstermez.

Aile işletmesinde tanık anlatımı sonuca etkili olabilir

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 04.03.2025, E.2024/709, K.2025/1330 sayılı kararında, baba ve çocukları arasındaki ilişki bakımından HMK m.203 istisnasını uygulamıştır. Birlikte çalışma, gelir-giderlerin ortak olması ve sabit ücret bulunmamasına ilişkin anlatımları değerlendiren Daire, somut olayda ortaklığın ispatlandığını kabul ederek ret kararını bozmuştur. Bu sonuç, aile işyerinde çalışan herkesin otomatik olarak ortak sayılacağı anlamına gelmez; karardaki olguların bütününe dayanır.

Araç devrindeki şekil sorunu bütün sözleşmeyi ortadan kaldırmayabilir

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 10.02.2026, E.2025/1891, K.2026/551 sayılı kararında ortaklık kurma ve gelir paylaşma iradesini, araç mülkiyetinin devrinden ayrı değerlendirmiştir. Ortaklığın sona erdiği ancak tasfiyenin yapılmadığı kabul edilerek ilk derece kararı bozulmuştur. Bozma, talep edilen bütün bedellerin kesin olarak hüküm altına alındığını göstermez; yeniden yargılama ve hesap incelemesi gerekir.

Sözleşme hazırlanırken neleri belirliyoruz?

Her iş için aynı boşluk doldurma metnini kullanmak yerine tarafların gerçek anlaşmasını yazıya geçiriyoruz. Öncelikle ortakların kimliği ve temsil yetkisi, faaliyetin kapsamı, başlangıç tarihi, katkıların türü ve ifa zamanı belirlenmelidir. Geçmişte verilmiş paraların durumu da açıkça ayrılmalıdır: Önceki ödeme borç olarak kalacak mı, yoksa ortaklığa katkı sayılacak mı?

Ayrıca kayıtların kimin tarafından tutulacağı, hangi belgelerin paylaşılacağı, ortak iş için yapılan harcamaların nasıl belgeleneceği ve metindeki değişikliklerin nasıl yapılacağı düzenlenmelidir. Yönetim ve temsil, kazanç-zarar paylaşımı, ayrılma ve tasfiye hükümleri kuruluş metninde düşünülmeli; fakat bunların ayrıntıları ilişkinin niteliğine göre ayrıca hazırlanmalıdır.

Adi ortaklığın ayrı tüzel kişiliği bulunmadığı için alacak ve borçların kime yöneltileceği de önem taşır. Ortaklık adının tek başına yazılması ile tarafların doğru belirlenmesi aynı şey değildir. Bunun takip hukukuna yansımasını icra takibinde taraf ve takip ehliyeti yazımızda açıklıyoruz. Dayanağı veya muhatabı tartışmalı bir takip bakımından ise borç bulunmadığı hâlde başlatılan icra takibine karşı başvuru yolları ayrıca değerlendirilmelidir.

Varsayımsal örnek: İki kişi bir atölye işletmek üzere anlaşmış; biri makine kullanımını, diğeri üretim emeğini üstlenmiş olsun. Sözleşmede makinenin yalnız kullanımının bırakıldığı açık değilse, ayrılık sırasında mülkiyet tartışması çıkabilir. Bu nedenle kuruluş aşamasında yalnız “yüzde elli ortaklık” yazmak yerine katkının konusu, süresi ve hukuki niteliğinin belirlenmesini tavsiye ediyoruz.

Sık sorulan sorular

1. Adi ortaklık tek kişiyle kurulabilir mi?

Hayır. TBK m.620 en az iki kişinin sözleşmesini esas alır. Tek kişinin işletme faaliyeti ile adi ortaklık farklıdır.

2. Sözlü adi ortaklık sözleşmesi geçerli midir?

Kural olarak evet. Özel bir şekil zorunluluğu veya tarafların bağlayıcılık için kararlaştırdığı şekil bulunup bulunmadığı ayrıca incelenir. Geçerlilik, ispat kolaylığı anlamına gelmez.

3. Notere gitmeden ortaklık kurulabilir mi?

Genel olarak kurulabilir. Ancak sözleşmeye eklenen mal devrinin veya özel mevzuat kapsamındaki işlemin şekil şartları ayrıca yerine getirilmelidir.

4. Yazılı sözleşme yoksa ortaklık davası açılamaz mı?

Böyle genel bir yasak yoktur. İspat yükü, senetle ispat kuralı, delil başlangıcı ve kanuni istisnalar birlikte değerlendirilir. Dava açılabilmesi ile iddianın kanıtlanması farklıdır.

5. Bir ortağın yalnız emeğini koyması mümkün mü?

Evet. TBK m.621 buna imkân tanır. Emeğin kapsamını ve sunulma koşullarını açıklamak, sonradan işçilik veya hizmet ilişkisi tartışmalarını değerlendirmeyi kolaylaştırır.

6. Ortakların aynı miktarda para koyması şart mı?

Hayır. Farklı katkılar kararlaştırılabilir. Sözleşmede aksi yoksa m.621’deki önem ve nitelik yönünden eşitlik kuralı uygulanır; bu, herkesin mutlaka aynı tutarda nakit ödemesi demek değildir.

7. Banka dekontuna “sermaye” yazılması yeterli mi?

Bu açıklama önem taşıyabilir; ancak ortak amaç, karşılıklı irade ve diğer belgeler de incelenir. Ödemenin tek taraflı açıklaması her uyuşmazlığı kendiliğinden çözmez.

8. WhatsApp mesajı kesin delil sayılır mı?

Her mesaj için böyle söylenemez. Aidiyet, içerik, bütünlük, hukuka uygun elde edilme ve uygulanacak ispat kuralları değerlendirilir. HMK m.202 şartları varsa delil başlangıcı gündeme gelebilir.

9. Kardeşler arasında ortaklık tanıkla ispatlanabilir mi?

HMK m.203 kapsamındaki istisna buna imkân sağlayabilir. Yine de tanık anlatımının ortaklık iddiasını gerçekten desteklemesi gerekir.

10. Vergi kaydının bir kişi adına olması ortaklığı dışlar mı?

Tek başına kesin sonuç doğurmaz. Kayıtlar, sözleşme ve fiilî çalışma düzeni birlikte incelenir. Hukuki ortaklık değerlendirmesi vergi yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.

11. Araç devri yapılmamışsa ortaklık mutlaka geçersiz midir?

Her durumda değil. Yargıtay’ın 2026/551 sayılı kararındaki gibi ortaklık iradesi ve gelir paylaşımı ile mülkiyet devri ayrı değerlendirilebilir. Bu, resmî devir şartının gereksiz olduğu anlamına gelmez.

12. Ortaklık ispatlanınca talep edilen para otomatik ödenir mi?

Hayır. Ortaklığın varlığı, katkının ifası, alacağın niteliği ve miktarı ayrı meselelerdir. Gerekiyorsa hesap ve tasfiye incelemesi yapılır; sadece ortaklık sıfatından belirli bir alacak tutarı çıkarılamaz.

Kaynaklar ve hukuki bilgilendirme

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.1, 12, 17, 27, 237, 620 ve 621.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.190, 199, 200, 202 ve 203.
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi: 23.01.2025, E.2024/667, K.2025/478; 04.03.2025, E.2024/709, K.2025/1330; 10.02.2026, E.2025/1891, K.2026/551.

Bu metin 19.10.2026 tarihi esas alınarak genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut sözleşme, işlem tarihi, tarafların iradesi ve deliller farklı sonuçlar doğurabilir. Dosyaya özgü hukuki değerlendirme yerine geçmez.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir