|

istanbul kira hukuku avukatı

İstanbul kira hukuku avukatı başlıklı, tahliye, kira tespit ve arabuluculuk ifadelerini içeren; terazi, tokmak, sözleşme, çanta ve İstanbul silüeti bulunan mavi tonlarda hukuki kapak görseli.

İstanbul’da kira ilişkileri, çoğu zaman yalnızca kira artışı tartışmasından ibaret kalmaz. Tahliye, kira bedelinin tespiti, tahliye taahhüdü, ödeme temerrüdü, zorunlu arabuluculuk ve dava süresi gibi başlıklar aynı dosya içinde birlikte gündeme gelebilir. Bu nedenle İstanbul kira hukuku avukatı araması yapan kişi, çoğu zaman yalnızca bir isim değil; sürecin hukuken nasıl işlediğini açık, güven veren ve ölçülü bir dille öğrenmek ister.

Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracının korunması temel ilkelerden biridir. Ancak bu koruma, kiraya verenin hiçbir durumda tahliye talep edemeyeceği anlamına gelmez. Kanun, belirli ve sınırlı sebeplerle tahliye imkânı tanır. Buna karşılık her tahliye yolunda süre, bildirim, ispat ve usul şartları ayrı ayrı önem taşır. Bu nedenle kira uyuşmazlıklarında haklı olmak kadar, doğru hukuki yolu doğru zamanda kullanmak da belirleyicidir.

Bu metin, İstanbul kira hukuku avukatı araması yapan kullanıcıların en sık sorduğu sorulara yanıt vermek üzere hazırlanmıştır. Amaç, gereksiz kesinlik içermeyen, hukuki zemini sağlam ve uygulamaya dönük bir açıklama sunmaktır. Somut olayda sözleşme, ödeme kayıtları, tebligat tarihi, kiralananın niteliği ve taraf sıfatı ayrıca değerlendirilmelidir.

İstanbul’da kira uyuşmazlıklarına genel bakış

İstanbul’daki kira uyuşmazlıkları, yüksek kira hareketliliği, yoğun dava pratiği ve bölgesel adliye işleyişi nedeniyle teknik bir nitelik taşır. Aynı hukuki sebep, dosyanın hazırlanış biçimine, ihtarnamenin içeriğine, arabuluculuk zamanlamasına ve tebligat sürecine göre farklı sonuçlar doğurabilir.

İstanbul’da en sık karşılaşılan başlıklar; kiracı tahliyesi, kira tespit davası, kira uyarlama davası, tahliye taahhütnamesi, iki haklı ihtar nedeniyle tahliye ve temerrüt nedeniyle tahliye etrafında toplanır. Uygulamada sorun çoğu zaman kanun maddesinin bilinmemesinden değil; yanlış sebebe dayanılmasından, hak düşürücü sürenin kaçırılmasından veya dosyanın usule uygun kurulmamasından çıkar.

Konuya daha genel bir çerçeveden bakmak isteyenler için kira avukatı sayfası ve soru-cevap odaklı tamamlayıcı içerik olarak kira hukuku 2026 sayfası da yararlı olabilir.

Kiracı tahliye nedenleri ve yasal yolları

Kiracı, ancak kanunda öngörülen tahliye sebeplerinden biri varsa tahliye edilebilir. En sık başvurulan yollar; temerrüt, iki haklı ihtar, ihtiyaç nedeniyle tahliye, 10 yıllık uzama süresi, tahliye taahhütnamesi, yeni malikin ihtiyacı ve yeniden inşa veya imar sebebiyle tahliyedir.

Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya verenin tahliye hakkı sınırsız değildir. Bu nedenle “kiracı nasıl tahliye edilir?” sorusunun tek kalıplı bir cevabı yoktur. Tahliye yolu; sebebe, sözleşmenin niteliğine, sürenin durumuna ve eldeki delillere göre belirlenir. Aynı işlem, bir dosyada yeterli olabilirken başka bir dosyada sonuç doğurmayabilir.

Temerrüt nedeniyle tahliye

Kiracının muaccel hale gelmiş kira bedelini vadesinde ödememesi hâlinde temerrüt nedeniyle tahliye gündeme gelir. Bu durumda kiraya veren, kiracıya yazılı ihtar gönderebilir veya tahliye talepli icra takibi başlatabilir. Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracıya en az 30 günlük ödeme süresi verilmesi zorunludur. Bu süre dolmadan tahliye talep edilemez.

Temerrüt dosyalarında en önemli ayrım, asıl kira borcu ile faiz, masraf ve vekâlet ücreti gibi fer’î kalemler arasındadır. Kiracı 30 günlük süre içinde asıl kira borcunu öderse, yalnız yan kalemlerin ödenmemiş olması çoğu durumda tahliye için yeterli olmaz. Buna karşılık kira aslında eksik ödeme varsa, bu eksiklik küçük görünse bile sonuca etkili olabilir.

İcra yoluyla tahliye düşünülüyorsa ödeme emrinde itiraz ve ödeme sürelerinin açık gösterilmesi gerekir. Ayrıca kiraya verenin ödeme yerini belirsiz bırakması veya önceki ödeme düzenini tek taraflı şekilde bozması hâlinde, kiracının gecikmesi her olayda temerrüt sonucunu doğurmaz.

İki haklı ihtar nedeniyle tahliye

İki haklı ihtar nedeniyle tahliye, kiracının aynı kira yılı içinde kira bedelini zamanında ödememesi nedeniyle iki ayrı haklı yazılı ihtara sebep olması hâlinde gündeme gelir. İhtarların iki farklı aya ilişkin olması ve kiracının ilgili ay borcunu ihtar tebliğ edilmeden önce ödememiş bulunması gerekir.

Bu başlıkta en sık yapılan hata, aynı aya ait kira borcunun bölünmesi veya birikmiş borçların yapay şekilde parçalanarak iki ihtar oluşturulmaya çalışılmasıdır. Böyle bir yaklaşım dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz. Yine kira bedeli dışındaki bazı yan giderlerin, her dosyada otomatik olarak iki haklı ihtar zemini oluşturacağı da söylenemez.

Temerrütten farklı olarak, iki haklı ihtarda kiracıya ayrıca 30 günlük ödeme süresi tanınması zorunlu değildir. Önemli olan, kiracının gerçekten yazılı ihtara sebep olmuş olmasıdır. Dava da ilgili kira yılının bitiminden itibaren süresinde açılmalıdır.

İhtiyaç nedeniyle tahliye

İhtiyaç nedeniyle tahliye, kiraya verenin; kendisinin, eşinin, altsoyunun, üstsoyunun veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişilerin konut ya da işyeri ihtiyacı için açılabilir. İhtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olması gerekir.

Mahkeme yalnızca “taşınmaza ihtiyacım var” beyanına bakmaz. İhtiyacın somut, güncel ve ispatlanabilir olması beklenir. Geçici, henüz doğmamış veya çok ileri tarihe bağlı planlar çoğu zaman yeterli görülmez. Ayrıca ihtiyaç iddiası yalnız dava açıldığı tarihte değil, yargılama boyunca da devam etmelidir.

Uygulamada samimiyet tartışması önemlidir. Taşınmazın dava öncesinde veya dava sırasında satışa çıkarılması, ihtiyacın gerçekliği bakımından olumsuz değerlendirilebilir. Buna karşılık aynı taşınmaz hakkında kira tespit davası açılmış olması tek başına ihtiyacın samimiyetsiz olduğu sonucunu doğurmaz.

10 yıllık uzama süresi sonunda tahliye

10 yıllık kiracının tahliyesi olarak bilinen bu yol, uygulamada en çok karıştırılan tahliye sebeplerindendir. Buradaki 10 yıl, her zaman sözleşmenin başındaki yazılı süre değildir; belirli süreli sözleşmenin bitiminden sonra başlayan uzama yılları esas alınır.

Başlangıçta 10 yıl süreli sözleşme yapılmış olması, 10. yılın sonunda kiraya verene otomatik tahliye hakkı vermez. Önce başlangıçtaki sözleşme süresi biter, sonra 10 yıllık uzama süresi geçer, ardından izleyen uzama yılı bakımından süresinde yazılı bildirim yapılır. Bildirimin ilgili uzama yılının bitiminden en az üç ay önce gönderilmesi gerekir.

Yeni sözleşme ile ek protokol ayrımı burada ayrıca önemlidir. Tarafların gerçekten yeni bir sözleşme yapması süre hesabını değiştirebilir. Buna karşılık yalnız kira bedelini veya bazı yan hükümleri güncelleyen her protokol, uzama süresini otomatik olarak sıfırlamaz.

Yeni malikin ihtiyacı ve yeniden inşa veya imar

Taşınmazın el değiştirmesi hâlinde yeni malik, belirli şartlarla kendi ihtiyacına dayanarak tahliye talebinde bulunabilir. Burada edinim tarihinden itibaren yazılı bildirim ve dava açma süreleri önemlidir. Yeni malik bazı dosyalarda satın alma tarihinden itibaren altı ay sonra dava açabilir; bazı dosyalarda ise sözleşme süresinin bitimini bekleyerek dönem sonundan itibaren hareket eder.

Yeniden inşa veya imar nedeniyle tahliyede ise yapılacak işin gerçekten esaslı olması ve kiracının taşınmazda kalmasının kullanımı fiilen imkânsız hale getirmesi gerekir. Sırf estetik yenileme veya küçük tadilatlar, bu sebebe dayanılarak tahliye için yeterli görülmez.

Tahliye davası süreci ne kadar sürer?

Tahliye davasının süresi sabit değildir. Zorunlu arabuluculuk aşaması, tebligat, mahkeme yoğunluğu, bilirkişi veya keşif ihtiyacı ve istinaf süreci toplam süreyi doğrudan etkiler. Bu nedenle herkes için geçerli tek bir takvim vermek doğru olmaz.

“Tahliye davası ne kadar sürer?” sorusunun cevabı, davanın dayandığı tahliye sebebine göre değişir. Temerrüt veya açık tahliye taahhüdüne dayalı dosyalar bazı durumlarda daha hızlı ilerleyebilir. Buna karşılık ihtiyaç nedeniyle tahliye, yeniden inşa veya imar ve kapsamlı ispat gerektiren dosyalarda süreç daha uzun olabilir.

Süreyi etkileyen başlıca unsurlar şunlardır:

  • Zorunlu arabuluculuk sürecinin doğru zamanda tamamlanması
  • Tebligatın usulüne uygun yapılması
  • Dosyada tanık, bilirkişi veya keşif gerekip gerekmediği
  • Mahkemenin iş yoğunluğu
  • Karardan sonra istinaf yoluna başvurulması

Bu nedenle tahliye davasında asıl mesele yalnız hız değil, sürecin usulüne uygun kurulmasıdır. Yanlış zamanda açılan dava veya eksik arabuluculuk başvurusu, dosyanın esasına girilmeden reddedilmesine neden olabilir.

Kira tespit (kira artırım) ve kira uyarlama davaları

Kira tespit davası ile kira uyarlama davası aynı nitelikte değildir. Kira tespit davası, özellikle konut ve çatılı işyeri kiralarında kira bedelinin güncel koşullara göre belirlenmesi için açılır. Kira uyarlama davası ise sözleşme kurulurken öngörülemeyen olağanüstü durumlarda gündeme gelir.

Kira tespit davasının şartları

Kira tespit davası, özellikle beş yıldan uzun süren kira ilişkilerinde önem kazanır. Beş yılın dolmasından sonra hâkim, yeni kira bedelini belirlerken yalnız endeksle bağlı kalmaz; emsal kira bedelleri, taşınmazın durumu ve hakkaniyet birlikte değerlendirilir.

Bu aşamada önemli noktalar şunlardır:

  • Beş yıldan sonra yeni kira bedeli belirlenirken yalnız TÜFE ortalaması esas alınmaz.
  • Taşınmazın bulunduğu bölge, kullanım niteliği, metrekaresi ve fiziksel durumu dikkate alınır.
  • Kiracının eski kiracı oluşu gözetilerek hakkaniyet indirimi gündeme gelebilir.
  • Emsal kira bedelleri değerlendirilirken gerçek kiralama örnekleri, salt internet ilanlarından daha güçlü kabul edilir.

Kira tespit davası yalnız kiraya veren tarafından değil, şartları varsa kiracı tarafından da açılabilir. Ayrıca tarafların sonradan yeni sözleşme veya protokol yapması, beş yıllık sürenin hesabı bakımından ayrıca incelenmelidir.

Kira uyarlama davası ne zaman açılır?

Kira uyarlama davası, sıradan enflasyon artışı için değil; sözleşme kurulurken öngörülemeyen olağanüstü durumlar ortaya çıktığında gündeme gelir. Deprem, salgın, ağır ekonomik kriz veya benzeri olağanüstü gelişmeler bu kapsamda değerlendirilebilir.

Bu nedenle her yüksek kira tartışması otomatik olarak uyarlama davasına götürmez. Olağan ekonomik dalgalanmalar bakımından çoğu durumda öncelikli değerlendirme alanı, konut ve çatılı işyeri kiralarına özgü özel düzenleme niteliğindeki kira tespit davasıdır.

Tahliye taahhütnamesi ve geçerlilik şartları

Tahliye taahhütnamesi, uygun şekilde düzenlenmişse kiraya verene güçlü bir imkân sağlar. Ancak her imzalı belge geçerli tahliye taahhüdü sayılmaz. Yazılılık, belirli tahliye tarihi, imza ve taahhüdün kiralananın tesliminden sonra verilmiş olması temel şartlardır.

Geçerli bir tahliye taahhüdü için özellikle şu noktalar önemlidir:

  • Belge yazılı olmalıdır.
  • Kiracı veya özel yetkili vekili tarafından imzalanmış olmalıdır.
  • Belirli bir tahliye tarihi içermelidir.
  • Taahhüt, kiralanan taşınmaz teslim edildikten sonra verilmiş olmalıdır.

Kira sözleşmesiyle aynı gün alınan veya teslimden önce imzalatılan belgeler ciddi geçerlilik sorunu doğurur. Bu nedenle tahliye taahhüdünün geçerliliğinde tarih kadar, kiralananın fiilen hangi tarihte teslim edildiği de önem taşır.

Boş bırakılan tarihin sonradan doldurulduğu iddiası her olayda aynı sonucu doğurmaz. Burada kiracının irade sakatlığı iddiası, baskı altında kalıp kalmadığı ve bunun nasıl ispatlandığı ayrıca değerlendirilir. İmza inkâr edildiğinde ise imzanın kiracıya ait olduğunu ispat yükü kiraya verendedir.

Aile konutu olan taşınmazlarda tahliye taahhüdü

Kiralanan yer aile konutu olarak kullanılıyorsa, kiracı olmayan eşin açık rızası bulunmadan verilen tahliye taahhüdü geçerlilik tartışması doğurabilir. Bu noktada taşınmazın taahhüt verildiği tarihte aile konutu niteliğini taşıyıp taşımadığı önemlidir.

Aile konutu koruması, her tahliye sebebinde aynı etkiyi doğurmaz. Özellikle sözleşmenin temerrüt gibi başka bir nedenle sona erdiği durumlarla, doğrudan tahliye taahhüdüne dayalı tahliye aynı şekilde değerlendirilmez. Bu nedenle eş rızası meselesi, dosyanın dayandığı tahliye sebebiyle birlikte ele alınmalıdır.

Kira uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk süreci

Kira ilişkisinden doğan birçok davada, dava açmadan önce zorunlu arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekir. Arabuluculuğa hiç başvurulmadan açılan dava usulden reddedilebilir. Ancak yalnız başvuru yapılmış olması değil, başvurunun doğru zamanda ve doğru yerde yapılmış olması da önemlidir.

Zorunlu arabuluculuk genel olarak şu şekilde işler:

  1. Yetkili arabuluculuk bürosuna başvuru yapılır.
  2. Arabulucu görevlendirilir.
  3. Taraflara davet çıkarılır ve görüşmeler yapılır.
  4. Süreç, son tutanak ile anlaşma veya anlaşmama şeklinde tamamlanır.

Kira uyuşmazlıklarında arabuluculuk süresi kural olarak üç haftadır; zorunlu hâllerde arabulucu bu süreyi bir hafta daha uzatabilir. Son tutanak, dava şartının yerine getirilip getirilmediğinin mahkemece inceleneceği temel belgedir.

Burada özellikle şu noktalar önemlidir:

  • Henüz dava açma hakkı doğmadan önce tamamlanan arabuluculuk, her durumda yeterli sayılmayabilir.
  • Başvuru, kural olarak davanın açılacağı yerdeki yetkili büroya yapılmalıdır.
  • Birden fazla zorunlu taraf varsa, arabuluculuk eksik tarafla yürütülmemelidir.

Arabuluculuk, yalnız biçimsel bir ön aşama değildir. Taraflar kira artışı, tahliye tarihi, ödeme planı veya sözleşmenin sona erme şekli konusunda bu aşamada da anlaşabilir. Bununla birlikte anlaşma belgesinin doğrudan icrası bakımından bazı hâllerde ayrıca icra edilebilirlik şerhi gerekebilir.

Kira hukuku avukatı ücretleri neye göre belirlenir?

Kira avukatı ücretleri tek kalemden ibaret değildir. Avukatlık ücreti dışında harç, gider avansı, noter ihtarı, tebligat, bilirkişi, keşif ve gerekiyorsa icra giderleri de toplam maliyeti etkiler. Bu nedenle dosyanın türü görülmeden sağlıklı bir maliyet hesabı yapmak güçtür.

Uyuşmazlık türüne göre değişmekle birlikte başlıca gider kalemleri şunlardır:

  • Avukatlık ücreti
  • Dava harçları
  • Gider avansı
  • Tebligat giderleri
  • Noter ihtarnamesi masrafları
  • Bilirkişi ve keşif ücretleri
  • İcra takip giderleri

Özellikle kira tespit davasında harç ve vekâlet ücreti hesabı, mevcut kira ile talep edilen veya hükmedilen yeni kira arasındaki fark üzerinden teknik biçimde yapılır. Bu nedenle “kira hukuku davası ne kadar tutar?” sorusu, dosyanın niteliği ve dava değerine göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Dava hangi mahkemede açılır, yetki nasıl belirlenir?

Kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme çoğu durumda Sulh Hukuk Mahkemesidir. Yetki bakımından ise davalı kiracının yerleşim yeri ile kiralananın bulunduğu yer mahkemesi öne çıkar. Doğru yargı çevresinin seçilmesi, usul hatası nedeniyle zaman kaybı yaşanmaması bakımından önemlidir.

Tahliye davaları, kira tespit davaları ve kira sözleşmesinden doğan birçok uyuşmazlık Sulh Hukuk Mahkemesinde görülür. Arabuluculuk başvurusunun yetkili yer bakımından da, çoğu zaman davanın açılacağı mahkeme ile bağlantılı kurulması gerekir.

Yetki ve görev kuralları yalnız teknik ayrıntı değildir. Yanlış yerde dava açılması veya yanlış büroya başvurulması, esasa girilmeden usul sorunu doğurabilir. Bu nedenle kira uyuşmazlıklarında İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesi pratiği, arabuluculuk yetkisi ve dava sebebi birlikte değerlendirilmelidir.

İstanbul’da Bakırköy, Çağlayan ve Kartal çevresinde dava pratiği neden önemlidir?

İstanbul’da kira davalarının hukuki kuralları aynı olmakla birlikte, dosyanın hangi adliye çevresinde yürütüldüğü uygulama bakımından fark yaratabilir. Bakırköy, Çağlayan ve Kartal çevresinde duruşma günü planlaması, tebligat akışı, bilirkişi yoğunluğu ve dosya hareketliliği fiilî süreci etkileyebilir.

İstanbul gibi büyük bir şehirde dava stratejisi kurarken yalnız “haklı mıyım?” sorusu değil, şu başlıklar da dikkate alınmalıdır:

  • Dosya hangi yargı çevresinde açılacak?
  • Tebligat riski var mı?
  • Keşif veya bilirkişi gerekecek mi?
  • Arabuluculuk doğru yerde ve doğru zamanda tamamlandı mı?
  • Kiralananın bulunduğu ilçe ile tarafların yerleşim yerleri arasında yetki sorunu çıkar mı?

Bakırköy merkezli süreçlere ilişkin genel kurumsal çerçeve için Bakırköy avukat sayfası da incelenebilir.

Neden deneyimli bir kira hukuku avukatı ile çalışılmalı?

Kira hukukunda hak kaybı çoğu zaman maddi hukuktan değil, süre ve usul hatasından doğar. Yanlış tahliye sebebine dayanmak, bir aylık hak düşürücü süreyi kaçırmak, arabuluculuğu erken veya eksik yapmak, tahliye taahhütnamesinin geçerlilik şartlarını atlamak ya da aynı aya ait borçları bölerek iki haklı ihtar oluşturmaya çalışmak ciddi risklerdir.

Uzman bir kira hukuku avukatı ile çalışmak, özellikle şu alanlarda somut fayda sağlar:

  • Tahliye sebebinin doğru seçilmesi
  • İhtarname ve tebligatların usule uygun hazırlanması
  • Kira yılı, uzama yılı ve dava açma süresinin doğru hesaplanması
  • Zorunlu arabuluculuk sürecinin doğru zamanda yürütülmesi
  • İcra takibi, tahliye davası ve kira tespit davasının birbirini bozmayacak şekilde planlanması

Kullanıcıların çoğu zaman “en iyi kira avukatı arayışı” diye tarif ettiği ihtiyaç, aslında dosyanın usul hatası yüzünden kaybedilmemesi isteğidir. Özellikle gayrimenkul avukatı İstanbul veya İstanbul kira hukuku avukatı araması yapan kişi bakımından erken aşamada doğru değerlendirme, çoğu zaman uzun yargılamadan daha değerlidir.

Yazar Hakkında

Bu içerik, İstanbul’daki kira ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklar bakımından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Özellikle tahliye davaları, kira tespit uyuşmazlıkları, tahliye taahhüdü, zorunlu arabuluculuk ve gayrimenkul kaynaklı ihtilaflar açısından dosya hazırlığının, sözleşme incelemesinin ve süre yönetiminin önemine odaklanır.

İstanbul’daki kira uyuşmazlıklarında güven veren hukuki değerlendirme, yalnız kanun metnini aktarmaktan ibaret değildir. Sözleşme okuma, dava öncesi hazırlık, arabuluculuk bakışı, icra süreçleri ve Sulh Hukuk Mahkemesi pratiği birlikte ele alınmalıdır. Çalışma alanlarının genel çerçevesi için faaliyet alanları sayfası incelenebilir.

Sonuç

İstanbul’daki kira uyuşmazlıkları, yalnız kira artışı veya tahliye isteminden ibaret değildir. Temerrüt, iki haklı ihtar, ihtiyaç nedeniyle tahliye, tahliye taahhüdü, 10 yıllık uzama süresi, kira tespit davası ve zorunlu arabuluculuk başlıklarının her biri farklı süre ve ispat kuralları içerir.

Bu nedenle İstanbul kira hukuku avukatı araması yapan bir kişi açısından en önemli mesele, yalnızca genel bilgi edinmek değil; somut olayda hangi hukuki yolun gerçekten uygun olduğunu zaman kaybetmeden belirlemektir. Sözleşme, ödeme kayıtları, ihtarnameler, arabuluculuk belgeleri ve tahliye sebebi birlikte incelenmeden kesin sonuca varmak çoğu zaman doğru olmaz.

Ev sahibi veya kiracı sıfatıyla yaşanan uyuşmazlıkta; sözleşme, banka dekontları, ihtarnameler, arabuluculuk son tutanağı ve tebligat kayıtları birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle tahliye, kira artırımı, kira tespit davası veya tahliye taahhütnamesi söz konusuysa, sürecin başında yapılan doğru analiz belirsizliği azaltır ve hak kaybı riskini önemli ölçüde düşürür. İletişim için iletişim sayfasındaki bilgiler kullanılabilir.

İstanbul Kira Hukuku Uyuşmazlıkları

Tahliye, kira tespit ve arabuluculuk süreçlerinde hukuki değerlendirme için iletişime geçebilirsiniz.

Somut olayın sözleşme, ödeme kayıtları, ihtarnameler ve dava şartları birlikte incelenmeden kesin sonuca varılması doğru değildir. Uygun hukuki yolun belirlenmesi için dosyanın baştan dikkatle değerlendirilmesi önem taşır.


Avukat & Arabulucu İlker Cebeci


Telefon: +90 532 425 48 70


E-mail: avukat@ilkercebeci.av.tr

SIKÇA SORULAN SORULAR

Kiracı hangi sebeplerle tahliye edilebilir?

Kiracı; temerrüt, iki haklı ihtar, ihtiyaç nedeniyle tahliye, 10 yıllık uzama süresi, yeni malikin ihtiyacı, geçerli tahliye taahhütnamesi veya yeniden inşa ve imar gibi kanunda düzenlenen sebepler varsa tahliye edilebilir. Hangi yolun kullanılacağı, sözleşme yapısı ve süreler dikkate alınarak belirlenmelidir.

Tahliye davası ne kadar sürer?

Tahliye davasının süresi sabit değildir. Arabuluculuk aşaması, tebligat, delil incelemesi, bilirkişi veya keşif ihtiyacı ve istinaf süreci toplam süreyi etkiler. Bu nedenle dosyanın dayandığı tahliye sebebine göre süre önemli ölçüde değişebilir.

Kira tespit davasında 5 yıl neden önemlidir?

Beş yılın dolmasından sonra yeni kira bedeli belirlenirken yalnız TÜFE değil, emsal kira bedelleri, taşınmazın durumu ve hakkaniyet de dikkate alınır. Bu nedenle beş yıllık süre, kira tespit davasında en önemli eşiklerden biridir.

Tahliye taahhütnamesi hangi durumda geçerli olur?

Tahliye taahhüdünün yazılı olması, kiracı veya özel yetkili vekili tarafından imzalanması, belirli tahliye tarihi içermesi ve kiralananın tesliminden sonra verilmiş olması gerekir. Kira sözleşmesiyle aynı gün veya teslimden önce alınan belgeler ciddi geçerlilik sorunu doğurur.

Zorunlu arabuluculuk olmadan kira davası açılabilir mi?

Kira ilişkisinden doğan birçok davada arabuluculuk dava şartıdır. Arabuluculuğa hiç başvurulmadan açılan dava usulden reddedilebilir. Ayrıca başvurunun doğru zamanda ve doğru yetkili büroya yapılması da önem taşır.

İki haklı ihtar nedeniyle tahliye için hangi şartlar aranır?

Kiracının aynı kira yılı içinde, iki farklı aya ait kira bedelini zamanında ödememesi nedeniyle iki ayrı haklı yazılı ihtara sebep olması gerekir. Aynı aya ait borcun bölünmesi veya yapay şekilde çoğaltılması iki haklı ihtar şartını karşılamaz.

10 yıllık kiracının tahliyesi hemen mümkün müdür?

Hayır. Buradaki 10 yıl, çoğu durumda sözleşmenin ilk süresi değil; belirli süreli sözleşme bittikten sonra başlayan uzama yılları bakımından değerlendirilir. Sürenin hesabı ve bildirim tarihi somut sözleşmeye göre dikkatle belirlenmelidir.

Kira avukatı ücretleri neye göre belirlenir?

Kira avukatı ücretleri; dosyanın tahliye, kira tespit, icra takibi veya arabuluculuk kaynaklı olmasına, dava değerine, delil ve bilirkişi ihtiyacına ve sürecin kaç aşamada yürütüleceğine göre değişir. Ayrıca harç, tebligat, noter ve gider avansı gibi kalemler de toplam maliyeti etkiler.

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir